Fizikçiler ve gökbilimciler, kâinattaki maddenin yaklaşık olarak %80’inin “karanlık madde” olduğunu iddia eder ve bunu matematik denklem ve gözlemlerle de belli ölçüde ispat ederler. Karanlık maddenin mevcut olduğunu, bildiğimiz maddelerde görüldüğü gibi, elektromanyetik kuvvete verdiği tepkilerden değil, kütle çekimine (gravitasyon) verdiği tepkilerden anlıyoruz. Fizikteki en basit kavramlardan biri olan karanlık madde, bize şaşırtıcı gelebilir. Çünkü sahip olduğumuz beş duyumuz, elektromanyetik tesirleri algılamak için yaratılmıştır. Mesela görme duyumuz, ışığa olan duyarlılığımıza göre işlev görür. Bu yüzden, belirli bir frekans aralığındaki elektromanyetik dalgalara karşılık gelen renkleri görebiliriz. Maddedeki atomlar ışık yayar veya emer. Atomların içindeki elektron ve protonların taşıdığı elektrik yükleri, görme hadisesinde mühim bir rol oynar.

Bununla birlikte, maddenin mutlaka atomlardan oluşması gerekmez. Normal bir madde, kütle çekimi ile karşılıklı münasebet içine giren herhangi bir malzemedir. Mesela bildiğimiz madde, kütle çekimi vasıtasıyla galaksiler ve galaksi kümeleri halinde kümelenebilir. Maddenin her zaman yüklü parçacıklardan oluşması da gerekmez. Fakat elektromanyetik etkileşimi olmayan maddeyi gözümüzle görmemiz mümkün değildir. Karanlık madde, elektromanyetik yük taşımaz (veya henüz tespit edilemeyecek kadar az yük taşıyor olabilir). Günümüze kadar hiç kimse, karanlık maddeyi doğrudan gözleriyle veya hassas optik aletlerle göremedi. Buna rağmen, çeşitli kütle çekimi tesirleri sebebiyle mevcut olduğuna inanıyoruz. Bu tesirlerden bazıları şunlardır:

Paylaş
Önceki İçerikÖğrenme Aşkı
Sonraki İçerikDua