Hakkın Sesleri
Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:
Gelmişiz dünyâya milliyyet nedir öğretmişiz!
Kapkaranlıkken bütün âfâkı insâniyyetin,
Nûr olup fışkırmışız tâ sînesinden zulmetin;
Yarmışız edvâr-ı fetretten kalan yeldâları;
Fikr-i ferdâ doğmadan yağdırmışız ferdâları!
Öyle ferdâlar ki: Kaldırmış serâpâ âlemi;
Dîdeler bir câvidânı fecrin olmuş mahremi.
Yirmi beş yıl yirmi beş bin yıl kadar feyyâz imiş!
Bak ne ânî bir tekâmül! Bak ki: Hâlâ mündehiş
Yâd-ı fevka’l-i’tiyâdından onun târîhler;
Görmemiş benzer o müdhiş seyre, hem görmez beşer.
Bir taraftan dînimiz, ahlâkımız, irfânımız;
Bir taraftan seyfe makrun adlimiz, ihsânımız;
Yükselip akvâmı almış fevc fevc âgûşuna;
Hepsi dalmış vahdetin âheng-i cûşâcûşuna.
Emr-i bi’l-ma’rûf imiş ihvân-ı İslâm’ın işi;
Nehy edermiş, bir fenâlık görse, kardeş kardeşi.
Kimse haksızlıktan etmezmiş tegâfül ihtiyâr;
Ferde râci’ sadmeden efrâd olurmuş lerzedâr.


âfâk: Ufuklar.
edvâr-ı fetret: Fetret devirleri.
yeldâ: Yılın en uzun gecesi.
ferdâ: Yarın. Kıyâmet.
serâpâ: Baştan başa.
dîde: Göz.
câvidân: Ebedî, dâimî.
feyyâz: Çok feyizli.
mündehiş: Dehşet içinde.
yâd-ı fevka’l-i’tiyâd: Olağanüstü alışkanlıktan bahsedilmesi.
seyf: Kılıç.
makrun: Yakın, bitişik.
akvâm: Kavimler.
âgûş: Kucak.
cûşâcûş: Taşkın.
tegâfül: Bilmiyor görünme.
ihtiyâr: Tercih etme.
sadme: Çarpma.
efrâd: Fertler.
lerzedâr: Titrek.

Safahat, İstanbul: Sütun Yayınları, 2007, s. 191–192.