Uluslararası Otomobil Federasyonunun (FIA) düzenlediği “Formula 1” otomobil yarışları, farklı ülkelerde hazırlanan özel pistlerde yapılır. Aldıkları toplam puana göre pilotlar ve takımlar yıl sonunda derecelendirilir.

2013 yılında geçirdiği bir kayak kazası neticesinde bir süre komada kalan ve şu anda felçli bir durumda olan Michael Schumacher, kaza öncesi elde ettiği yedi şampiyonlukla liderliğini Lewis Hamilton ile paylaşmaktadır.[1] Bugün F1 yarışlarında maksimum hız, saatte yaklaşık 400 km’dir. Yarış boyunca ortalama hız rekoru ise saatte 264,4 km ile Hamilton’a aittir.[2]

Peki, “Sizin rekorunuz nedir?” diye sorsam, sadece otomobile binmiş olanlar saatte yaklaşık 200 km, hızlı tren kullanmış olanlar ortalama 300 km, uçakla seyahat etmiş olanlar ise yaklaşık 1200 km diyecektir.

Aslında hepimiz çok daha hızlı hareket ediyoruz, fakat hissetmiyoruz. Ekvator esas alındığında, Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı saatte 1669 km’dir. Bu dönüşü, basketbolcuların parmakları ucunda topu hızla döndürmesine benzetebiliriz. Dünyamızın bu hızla döndüğünü düşününce ürkütücü geliyor, fakat bundan dolayı ne başımız dönüyor ne de düşüyoruz.

Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş hızı ise saatte yaklaşık 107.000 km’dir. Zahiren endişe verici bu hıza rağmen Âdetullah diye isimlendirilen kanunlar çerçevesinde güvenle yaşarız. Yerçekimi kuvveti ve atmosferle beraber hareket etmemiz bize bu hızı hissettirmez. Uçağın içinde uçak ile aynı hızda hareket ettiğimiz için uçağın hangi hızda hareket ettiğini hissetmediğimiz gibi.

Büyük bir hızla Dünya dönerken biz de Dünya ile beraber hareket etmekteyiz. Dünyamız, “nizam” mânâsına gelen “kozmos” içinde harika yaratılışın bir misali olarak dinamik bir hâldedir. Yıldızlar gibi farklı ve büyük hızlarda hareket eden diğer gök cisimleriyle beraber harikulade sistemin bir parçasıdır.

Aslında hadise daha komplekstir: Dünya, Güneş Sistemi ile beraber yine hareket hâlinde olan Samanyolu Galaksisi içinde hareket etmektedir.

Bütün bunları düşünerek “Durdurun Dünya’yı, inecek var!” desek de inemeyiz; hızını ne yavaşlatabilir ne de artırabiliriz. Çünkü sistem öyle kurulmuştur ki milyarlarca gök cismi onlara verilen hızla hareket etmezse zincirleme problemler meydana gelecektir.

Mesela Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı, saatte sadece 1 km artsaydı neler olurdu? Wisconsin Üniversitesinden Witold Fraczek’in araştırmasına[3] göre, hızın artmasıyla sular kutup bölgelerinden ekvatora doğru hareket eder ve Ekvator bölgesindeki sular kabarmaya başlardı. Bu değişiklik, gelgit hadisesine tesir eder, dolayısıyla ekosistemin ve canlıların iklime karşı uyumlarının değişmesine sebep olurdu. Ayrıca Dünya’nın dönüşünden dolayı meydana gelen merkezkaç kuvvet artacak ve onu dengeleyen yerçekimi kuvvetine baskın hâle gelecekti. Hatta hız saatte yaklaşık 27 bin km’ye çıksaydı, ekvatordaki merkezkaç kuvvet, kütle çekim kuvvetiyle eşitlenecekti. Dolayısıyla yerçekimi diye bir şey kalmayacak, sistem tamamen bozulacak, okyanus ve denizlerdeki sular atmosfere doğru hareket edecek, hayat son bulacaktı.

Hız artışının diğer bir neticesi olarak rüzgârlar ve kasırgalar da daha kuvvetli olacaktı. Dünya hiç dönmeseydi, Kuzey Kutbu’ndan gelen rüzgârlar doğrudan ekvatora eserdi (ve tersi olurdu), fakat Dünya döndüğü için, rüzgârların güzergâhı doğuya doğru sapar.

Hız artışı Dünya’nın kabuğuna da tesir ederek yeryüzünün yavaş yavaş kutuplarda düzleşip ekvator etrafında şişmesine sebep olacak, bu ise tektonik plakalardaki hareketliliği artıracak daha fazla zelzele ve volkanik patlamalar görülmesine yol açacaktı.

Neticede kendi ekseni etrafında, ateşlenen bir mermiden daha hızlı hareket eden bir basketbol topunun üzerindeki mikroskobik canlılar gibiyiz. Bilim insanları, Dünya’nın bugünkü dönüş hızının zahirî sebepleriyle alâkalı şunları düşünmektedir: Dünyamız yaklaşık 4,4 milyar yıl önce çok daha hızlı dönmekteydi. Büyük bir gök cismi Dünya’ya çarptı. Kopan parçadan Ay meydana geldi. Bu sırada gezegenimizin şimdiki şekli ve hızı belirlendi.

Eğer bu teori doğruysa, bu çarpma o kadar hassas ayarlanmıştır ki 1000’de 1’den daha az bir sapma bile düzenin bozulmasına sebep olabilirdi. Bu ince ayarları tesadüflere bağlamak demek, bir zamanlar dünyanın Halley kuyruklu yıldızından[4] korktuğu gibi, endişe içinde yaşamak demektir. Hâlbuki o kuyruklu yıldız, bizden yaklaşık 150 milyon km uzaklıkta olan Güneş’ten daha uzak bir mesafeden geçip gitmiştir.

Göğü bu âhenkle O yükseltti ve bu mîzânı koydu ki siz de ders alıp ölçü dışına taşmayasınız.” (Rahman, 55/7–8) âyetlerinde de açıkça buyrulduğu gibi, kâinatta harikulade bir mizan vardır. O’na inanıyor ve güveniyorsak “Bu harikulade hadiselerin bir Sahibi var.” diye düşünür ve O’na tevekkül ederiz. O dilerse mizanı bozarak kıyametin bu yolla kopmasını da takdir edebilir.

Dipnotlar

[1] “Michael Schumacher”, en.wikipedia.org/wiki/Michael_Schumacher

[2] “These Are F1’s Fastest Speed Records”, wtf1.com/post/these-are-f1s-fastest-speed-records/

[3] “What if the speed of Earth’s rotation suddenly got faster?”, www.popsci.com/earth-spin-faster/

[4] “Halley kuyruklu yıldızı”, tr.wikipedia.org/wiki/Halley_kuyruklu_yıldızı

Bu yazıyı paylaş

Adres: 335 Clifton Ave, Clifton, New Jersey, USA 07011

E-posta: caglayan@caglayandergisi.com

Tel. ve WhatsApp:
+1 (888) 234-2823
+49 (176) 16818292