Gözlerine şafak düşmüş sevgili,
Beni de şafağın bir kulu eyle.
Görünsün kalbime sonsuzluk eli,
Beni de zirvenin bir yolu eyle.

Bu gündüz ebedin bir yansıması,
Silecek ruhlardan onulmaz yası,
Doldur ey cananım ışıkla tası,
İçir yüreğime dopdolu eyle.

Bu gidiş anladım ta Hakk’a kadar,
Yolcular adını içerir kader,
Etme de garibi yollarda heder,
Eyle de menzilin bir çulu eyle.

İstemem nam şöhret, tac u taht, aman,
Gövde gösterisi yokluktur yaman,
Şahs-ı maneviyse eğer bir aslan,
Beni ya tırnağı ya kolu eyle.

Eğer ki bir bahar ise gelecek,
Eğer dünya ise yüzü gülecek,
Gerekirse bu yollarda ölecek,
Beni de harcanan bir pulu eyle.

Eğer bu yangınsa bir aşk yangını,
Saracaksa alevleri cihanı,
Kor kor yakacaksa cananı canı,
Eyle de garibi bir külü eyle.

Bağ ise bostansa yeşerecek yer,
Bana da zerrecik bir mekân göster
İstersen toprağa gübre diye ser,
Ya da bağın garip bir gülü eyle.

Eğer ki mecnunlar Leyla diyorsa,
Ardından topyekûn Mevla diyorsa,
Her biri sevdayla yol gidiyorsa,
Beni ayak değen bir çölü eyle.

Saidler enede ölü gerektir,
Hayatı “sonsuza böl”ü gerektir,
Sıfırın yaşanmış dili gerektir,
Beni de sen böyle bir ölü eyle.

Eğer bir destansa bu yaşananlar,
Hitâm-ı misk ise altın zamanlar,
Koy bir cümleciğe, anlayan anlar,
Ya noktası ya da virgülü eyle.

Gözlerine şafak düşmüş sevgili,
Beni de şafağın bir kulu eyle.
Görünsün kalbime sonsuzluk ili,
Beni de zirvenin bir yolu eyle.

Bu yazıyı paylaş