“İlim yoluyla kalbimiz Hakk’a ulaşır ve tatmin olur, neticede her türlü şüphe ve ihtilafın yok olduğu noktaya çıkarız.” (İbn-i Heysem)

İnsanoğlu, ihtiva ettiği canlı ve cansız bütün varlıklarla büyük bir kitaba benzeyen kâinatı anlamaya çalışır. Bu kitabın sayfaları o kadar çoktur ki insanların tamamını okumaya ve öğrenmeye ömrü yetmez. İnsanlık, öğrendiklerini sonraki nesillere aktararak bilimin gelişmesine katkıda bulunur.
Geçmişte ilmî çalışmalara yardımcı olacak teleskop ve mikroskop gibi araçlar olmadığından, elektrik ve internete bağlı iletişim araçları bulunmadığından dolayı ilmî çalışmalar çok detaylı yapılamıyor ve hızlı yayılamıyordu. O zamanki âlimler fizik, kimya ve astronomi gibi birden çok alanda çalışmalar yapabiliyorken günümüzde bu neredeyse imkânsızdır, çünkü her bir bilim dalının onlarca alt ihtisas alanı vardır.
Bugün bilinen yaklaşık 10 milyon canlı türünden birisinin hususiyetlerini incelemek ya da günümüze kadar varlığı tespit edilmiş olan yaklaşık 100 milyar galaksinin her birinde bulunan ortalama 200 milyar yıldızdan birisini takip etmek ve yapısını araştırmak, bir ömür boyu sürebilir. En yakınımızdaki Ay’ı ya da Mars’ı yeni keşfetmeye başlamışken ne kadar da çok yapılacak iş var uzayda!