Nur isminin tezahürüyle ateş böcekleri gibi mahlûkatının karanlıklardaki ışık ihtiyacını karşılayan Rabbimiz, su altının karanlık derinliklerinde yaşayanları da ihmal etmeyerek ışık üretme özelliği ile donatmıştır. Güneş ışığının ulaşamadığı okyanus derinliklerinin zifirî karanlığı, yer yer ışık saçan canlılarla şenlendirilmiştir.
Bu canlılar, kendilerine lütfedilen hususî ışık kaynaklarının lisanı ile bir taraftan maddî âlemi aydınlatırken, diğer yandan da maddenin ardındaki mânâya ışık tutarlar. Onlarla tanışmak için her zaman derinlere inmemize gerek kalmaz. “Yakamoz” ismi verilen ışımayı denizlerin kıyı bölgelerinde de görebiliriz. Sandalla gezerken küreğin suda meydana getirdiği çalkantının uyarmasıyla bile tek hücreli deniz canlıları (Noctiluca miliaris), parıldayan ışıklarıyla bizleri selamlar.
Biyolojik ışıma mânâsına gelen biyolüminesans reaksiyonları ile ışık çıkarma, 800 farklı cinsten yaklaşık 10.000 türde görülmüştür. Işık çıkarmanın biyokimyevî temeli, lüsiferin maddesinin lüsiferaz enzimi tarafından oksitlenmesine dayanır. Biyolüminesans mekanizmasında farklı türlerde, molekül yapıları farklı luciferaz enzimlerinin kullanıldığı ve bu şekilde 30 farklı lüsiferin-lüsiferaz sisteminin bulunduğu anlaşılmıştır. Enteresan olan bir husus ise akıldan ve ilimden mahrum bu canlıların hangi ortamda, hangi çeşit ışık gerektiğini biliyormuş gibi davranmalarıdır. Tabiî ki böyle bir şey mümkün değildir, ama karada yaşayan ateş böceği gibi türlerde kırmızı ve kırmızıya yakın tonlarda ışıma görülürken denizlerde yaşayan türlerde mavi ışık üretilmesinin hikmetli tercihi ancak ilmi ve kudreti sonsuz bir Yaratıcının eseri olabilir. Suyun mavi ışık için daha geçirgen olduğunu, kırmızı ışığın ise hava ortamında daha uzaklara yayılabileceğini, bu âciz mahlûkların bilmesine imkân yoktur.
Her bir canlıda ayrı bir tasarrufla sergilenen bu harika fonksiyona örnek olarak verebileceğimiz fener balığında, gözlerin altına yerleştirilmiş küçük cepler içinde yaşayan bakterilerin neşrettiği ışık etrafa yayılır. Ayrıca bu ceplerin ağzına yerleştirilen küçük kapakların açılıp kapanması ile şimşekli fenerlerde olduğu gibi ışık açılıp kapatılır. Işıldak balığında ise ışık çıkaran organlar gövdenin alt kısmına yerleştirilmiştir. Bu tür de yukarıdan gelen ışıkla uyum sağlayabilecek şekilde ışıldamasını azaltıp çoğaltabilir.