Gölge; psikolojiden sanata, tasavvuftan felsefeye kadar birçok alanda karşımıza çıkan, içinde derin mânâları barındıran bir mefhum ve metafor olagelmiştir. Fizikte, “aydınlatılmış bir nesnenin arkasında oluşan karanlık alan” şeklinde tarif edilen bu kelime, Tevrat’ta, “sığınma yeri ve güvenlik” anlamında kullanılır.
Analitik psikolojide kişiliğin karanlık yönünü, yani nefs-i emmareyi sembolize eder. Resim sanatında ise daha çok koyu bir rengin gittikçe açılarak bir kabartma etkisi meydana getirmesi için kullanılır.
Gölgenin Farsçadaki karşılığı olan “saye” kelimesi, mecazen lütuf ve ihsan anlamına gelir. Tasavvuf ehli, muvaffak olduğu bir işi anlatırken hiçliğini dile getirmek için, “Rabbimin sayesinde”, “saye-i erenlerle”, “pir sayesinde” gibi ifadeleri kullanır.
Felsefecilerin eserlerinde görülen gölge, Platon’un ifadelerinde de karşımıza çıkar. Platon, mağara benzetmesinde, duygularımızla hissedebildiğimiz dünya ve içindekileri, daha yüksek ve daha kâmil fikirler dünyasıyla (ideler âlemi) münasebetlendirerek gölge metaforunu kullanır.