Ziyaretçileri tarafından büyülü bir mekân olarak tanımlanan Benekli Göl, Kanada’nın Osoyoos kasabasının kuzeybatısında bulunan, bazik değeri ve tuz oranı yüksek bir göldür. Kış mevsimi süresince, bütünüyle su ile dolu olan gölün görünümü, diğer tuz gölleri ile benzerlik gösterir ve sıcaklık -20C0’ye kadar düştüğünde yüzeyi kalın bir buz tabakası ile örtülür.

Yaz ayları başlarken güneş ışıklarının göl ile buluşmasıyla, sıcak ve kuru havada göldeki suyun buharlaşmasıyla harikulade bir yaratılışa şahit olunur. Her yarattığı eserinde, nakışlarla münezzeh ve mukaddes sıfat ve isimlerinin cilvelerini gösteren Nakkaş-ı Ezelî, gölde yepyeni bir görsel şölen sergiler ve büyük gölü, 400’den fazla küçük gölcüğe dönüştürür. Bu sırada renkli maden yataklarını açığa çıkarır; gölcükler çöken tuz ve minerallerle birbirinden ayrılır. Böylece göl, benekli görünümüne kavuşmuş olur.

Benekli Göl’ün en dikkat çeken hususiyeti, yeryüzünün en zengin mineral muhtevasıyla donatılmış olmasıdır. Gölde çok yoğun olarak magnezyum sülfat, kalsiyum ve sodyum sülfat vardır; farklı yoğunluklarda gümüş ve titanyum gibi bazı kıymetli mineraller de mevcuttur. Göldeki bu kaynaklardan, I. Dünya Savaşı sırasında, mühimmat yapımında istifade edildiği belirtilmektedir.

Görünümü bir böbreği andıran Benekli Göl, beş futbol sahasını kaplayacak büyüklüktedir. Uzunluğu yaklaşık 700 metre, genişliği ise 230 metredir. Sıra dışı hususiyetlerle donatılan göl endorfiktir, yani hiçbir dere veya nehir bağlantısı olmayan kapalı bir havzada bulunur. Bu yüzden sadece yer altı suları, karların erimesi ve yağışların düşmesi ile beslenir.

Gölün beneklerini oluşturan gölcüklerini renklendiren Mülevvin-i Hakîm, eşsiz sanatını sergiler. Bu renklendirme, mineral bileşimine ve yağış miktarına göre çeşitlilik gösterir. Bu yüzden benekler; beyaz, sarı, mavi, yeşil ve bunların çeşitli tonlarında gözükür.

Mars’tan Haber Veren Araştırmalar

Rabbimiz, yeryüzü ile başka gezegenlerde sergilediği benzer hususiyetlerdeki eserleriyle her şeyin aynı Zat’ın sıfat ve isimlerine dayandığını gösterir. Bilim insanları, Benekli Göl’ün, Mars’ın eski jeolojik zamanlarında bulunduğu tahmin edilen göllere benzediğini ve oradaki hayat şartları hakkında fikir verebileceğini düşünmektedirler. Mars’taki Columbus krateri kıyılarındaki sülfat açısından zengin mineral yataklarına çok benzeyen mineral kompozisyonu üzerinde incelemeler yapılması gündeme gelmiş ve Brown Üniversitesinden gezegen bilimci Kevin Cannon’a saha çalışmaları izni verilmiştir.[1]

Cannon ve ekibinin incelemelerinde tuz kabuğunun kazılmasıyla, altta kükürt muhtevası sebebiyle çürük yumurta gibi kokan, kalın ve siyah bir çamur tabakası ortaya çıkmıştır. Bazı gölcüklerin alt kısmında ise, tuz seven (halofit) yosun türleri tespit edilmiştir. Bunun dışında göl sahasında hem mikroskobik canlılarla hem de çeşitli bitkilerle karşılaşılmıştır. Özellikle göl yatağının dış kenarlarındaki tuz bataklıklarında yaygın olan, tuza dayanıklı, kırmızı renkte, kısa Salicorniabitkileri, araştırmacıları hayrete düşürmüştür.[2]

Rabbimiz, aşırı tuzlu bir ortam olan bu zorlu şartlarda bile hayat lütfettiği canlılarla, yeryüzüne yine rahmet damgasını vurmuştur. Bazı canlı türlerinin böyle şartlarda hayatını sürdürebilmesi, başka gezegenlerdeki hayat konusunda çalışan astrobiyologların büyük ilgisini çekmiş ve Mars yüzeyi ile ilgili araştırmalarını derinleştirmişlerdir.

Benekli Göl’de gerçekleştirilen kimyevî analizlerde, gölün tuzlu sularına pozitif yüklü olarak magnezyum ve sodyum elementlerinin hâkim olduğu, sülfatın en bol bulunan anyon (negatif yüklü) olduğu tespit edilmiştir. Bu durumun, Mars’ta mevcut olduğu tahmin edilen tuzlu sularla benzerlik gösterdiği düşünülmektedir.

Gölcüklerin boyutlarının bir metre ile 30 metre arasında değiştiği görülmüştür. Tuzlu su gölcüklerindeki buharlaşmanın derecesine bağlı olarak yoğunlaşıp kristalleşen mineraller, farklı tabakalar halinde üst üste yığıldıkça, çeşitli şekiller ortaya çıkar. Su seviyesi düştükçe, tuzlu su konsantrasyonu artmakta ve suda çözünmüş mineraller daha çok çökelmektedir.

Gölcüklerdeki minerallerin birikimi yaz ve kış dönemlerine göre farklılaşmaktadır. Kış aylarında meridianit ve mirabilit mineralleri tespit edilmişken, yaz aylarında epsomit, picromerid ve konyait gibi mineraller bulunmuştur. Yaz ve kış aylarında ise alçı taşı görülmüştür.

Her bir gölcüğün renk ve doku bakımından benzersiz bir kimyevî muhtevada ve farklı mineral kompozisyonunda yaratılmış olduğu da ortaya çıkmıştır. Bu yüzden yöre insanları, gölcüklerin her birinin ayrı hastalıklar için şifa vesilesi olduğunu düşünmektedir. Rabbimiz bu gölcüklere verdiği umumî özelliklerle Vahidiyetine işaret ederken her birini biricik kıldığı hususî tasarrufuyla da Ehadiyetinin mührünü vurmaktadır.

Benekli Göl çalışmaları esnasında Kevin Cannon, bu yaratılış harikalarının çok tesirinde kalarak başka bir gezegeni merak eden herkese, burayı görmelerini tavsiye etmiştir. Temmuz ayı sonları, gölcüklerin en güzel görüntülerini yakalamak için en uygun zamandır. Gölcüklerin kenarlarında kalan mineraller sertleşir ve aralarda yürüyüş yolları ortaya çıkar. Yürüyüş izni alamayanlar için de helikopter turları bulunmaktadır.

Kanada’nın Similkameen Vadisi’nde benek benek nakşedilmiş bir sanat ve hikmet şaheseri uzanır.

Dipnotlar

[1] Kevin Michael Cannon, “Spotted Lake: Analog for Hydrated Sulfate Occurrences in the Last Vestiges of Evaporating Martian Paleolakes”, (master tezi), The Department of Geological Sciences and Geological Engineering, Queen’s University Kingston, Ontario, 2012.

[2] Kevin Michael Cannon ve ark. “Spotted Lake: Mineralogical Clues for the Formation of Authigenic Sulfates in Ancient Lakes on Mars”, 43rd Lunar and Planetary Science Conference, 2012.