Kırmızı, Üstad Bediüzzaman’ın tercih ettiği renklerden biridir. Nur talebelerinden Bayram Yüksel Ağabey, “Mecmualar ciltlenip geldiğinde Üstadımız bayram ediyordu. Üstadımız en çok kırmızı ciltleri tercih ederdi.”[1] der. Üstad, Barla Lahikası’nda şunları ifade eder: “Aynı günde siyah bir mürekkebimiz vardı. Keşke kırmızı mürekkebimiz olsaydı dedik. Biraz o mürekkepten taş üzerine döktük; siyah ve mor idi. Sonra yazmaya başladık. Tam istediğimiz tarzda kırmızı oldu. Bu hâle yedi sekiz kişi pek çok hayret ettik. ‘Fesubhanallah’ dedik.”[2] Manevî uyanışı sembolize eden kırmızı rengin, irfanla irtibatı olduğu belirtilir.[3]

Günlük hayatımızda kullandığımız sıradan eşyaların bile mümkün olduğunca sevdiğimiz renklerden oluşmasına özen gösteririz. Yaşanılan mekân değişmediği hâlde güneşli günlerde, ferah mekânlarda kendimizi daha iyi hissederken bulutlu ve yağmurlu günlerde aynı mekânlarda içimize hüznün çöküşüne kim bilir kaç kere şahit olmuşuzdur. Rengi algılamamıza vesile olan gün ışığının kaynağı olan güneş hareketli olduğu için bulunduğumuz dış veya iç mekân aynı olsa bile gelen ışığın yönü, şiddeti ve eğimi değiştiği için, renk ve mekân algımız, günün o anki zaman dilimine uygun biçimde değişir. Gözleri kamaştıran gün ışığı ile hızlı bir tempoda başlayan gün, giderek artan bedenî ve zihnîyorgunluğumuzla birlikte, güneş ışığının daha eğik gelmesi hatta kaybolması ile yerini karanlığa bırakır. Bu hareketlilik vesilesi ile aynı rengi farklı tonlarda algılayabiliriz ve değişen mekân algımız, hissiyatımızı olumlu ya da olumsuz etkileyebilir.

Mekân Renklerinin İnsan Psikolojisine Etkileri

Renkler, insanlar üzerinde hem psikolojik hem de fiziksel etkilere sebep olabilir.[4] Duyular üzerindeki etkisi büyük olmasına rağmen, renklerin bu tesirinden istifade etmenin yolları, günümüzde hâlâ göz ardı edilebilmektedir. Renkler farklı mekân algıları oluşturmada önemli araçlardır. Araştırmalarda mekân renklerinin doğru kullanımı ile yaşanılan yerin dar veya basık olması gibi olumsuz etkilerinin değiştirilebileceği, en azından azaltılabileceği gösterilmiştir. Renkler mekâna kimlik, anlam ve değer kazandırır. Bu hususiyetleri sebebiyle renklerin, mekânlar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bilinmesi ve doğru kullanılması önem taşır.[5]

1960’larda Kodak firması sarı renkli ürün ambalajlarının üretimine farklı üreticileri dâhil etmiştir. Her üreticinin sarıyı ele alış biçimi kendine özgü olmuş, farklı tonlarda sarı paketler ortaya çıkmış ve satışa sunulmuştur. Paketler parlak sarı, sarının koyu ve açık tonlarında satışa çıkarılmışsa da müşterilerin ekseriyetle parlak paketleri tercih ettiği fark edilmiştir. Koyu paketlerin neredeyse hiçbiri satılmayınca firma, müşterilere neden bu paketleri tercih etmediklerini sormuştur. Müşteriler, parlak sarı renkteki ürünlerin, yeni üretildiklerini düşündüklerini söylemişlerdir.[6]

Goethe, renklerin insan psikolojisine etkisi üzerine çalışmalar yapmış ve ne hissettirdiğine dair öngörülerde bulunmuştur.[7] Mor ve mavinin ciddiyeti akla getirdiğine; kırmızı, sarı ve turuncunun neşe, yeşilin ise huzur hissi verdiğine dair deliller öne sürmüştür. Goethe’nin bu iddiaları farklı araştırmacıların deney ve gözlemleri ile de doğrulanmıştır. Araştırmalara göre tavan, duvar ve döşeme gibi alanlarda kullanılan renklerin, mekân algısına farklılık kazandırdığı, kullanılan malzemelerin dokusunun, dekoratif objelerin ve mobilyaların da mekân algısı ve psikolojimizi etkilediği gösterilmiştir.

Renklerin koyu ve açık değerleri olarak kabul edilen tonlarının algımız üzerindeki etkileri de farklı farklıdır.[8] Ayrıca renklerin kullanıldığı yere göre algıları etkilediği de görülmüştür. Mesela soğuk bir renk olan gri, tavanda basıklık hissi uyandırırken duvarlarda ciddiyet ve hareketsizlik hissi, zeminde ise derinlik ve ağırlık hissi uyandırmaktadır.

Renk ve Kullanıcı İlişkisi

Çalışmalarda renklerin tür, değer ve doygunluklarına göre; aktiflik, pasiflik, hafiflik, uyarıcılık, sükûnet vericilik, sevinç ve üzüntü gibi pek çok psikolojik etkiye sebep olabileceği görülmüştür. Renk beğenisi kişiden kişiye farklılık gösterebildiği gibi istisnaî durumlar da mevcuttur.  Birine güzel ve etkileyici gelen renk, bir başkasına kötü ve itici gelebilir. Bu durum, renklerin etkisinden kaynaklandığı gibi, kişinin psikolojik özelliklerinin de bir sonucudur.[9]

Faber Birren; renklerin kas sistemi ile beyin korteksi, kalb atışı, solunum sistemi ve otonom sinir sistemindeki diğer birçok fonksiyon ile ilgili olduğunu tespit etmiştir.[10]

Renkler insanların ruh hâlini, karar verme ve düşünme süreçlerini etkiler. Doğru kullanıldığı takdirde renkler, insanların ruh hâllerinin dengeye kavuşmasına ve olumsuz duygulardan kurtulmalarına yardımcı olabilir.[11]

Şehir planlamasında renklerin akılcı ve doğru kullanımı, çevreye düzen, denge ve huzur getirir, kafa karıştırıcı olmayan bir panorama temin eder.[12]

“Hilary Dalke ve arkadaşları, kamusal alanlarda yaptıkları çalışmalarda renk kullanımına dair çeşitli sonuçlar elde etmişlerdir. Rengin var olması ya da olmaması o mekânı kullananların farklı tepkiler vermesi ile ilişkilidir. Mesela, hapishane yapılarında renklerin ve güneş ışığının mekanlarda daha fazla kullanılmasının mahkûmların iyi yöndeki davranışlarında artışa sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Daha renksiz, güneş ışığından mahrum, karanlık hapishane yapılarında ise mahkûmlarda yoksunluk duygusu artmış, monotonluk, şiddet duygusu ve olumsuz davranışlar ortaya çıkmıştır.”[13]

Tasarımcının renk algısı ve psikolojisini iyi bilmesi, mekâna verilmek istenen anlam veya kimliğin güçlenmesini sağlayacaktır.[14] Bir mekânda nasıl hissetmek istiyorsak ona uygun renk seçimleri yapılmalıdır. Kişilik özellikleri, yaş ve cinsiyet, alışkanlık ve tecrübeler, moda ve stil faktörleri de mekânlarda renk seçimini doğrudan etkiler.

Heyecan, iştah ve sıcak bir his uyandırdığı için kırmızının daha çok dinamizmin artırılmasının istendiği mekânlarda kullanılması tavsiye edilir ki hazır yemek satılan mekânlarda genellikle bu renk tercih edilir. Turuncu; iyimserlik, üretkenlik ve enerji hissi verdiği için daha çok okullar ve fikir üretimine katkı sağlama potansiyelinden dolayı atölyeler için uygun bir renktir. Sarı; neşe, parlaklık ve enerji hissi uyandırdığı için canlılığın yüksek olması istenilen mekânlarda, yeşil; fıtrîlik, sağlık ve huzur hislerini canlandırdığı için ürünlerin tazeliğini desteklemek için market gibi mekânlarda tercih edilmelidir. Mavi; sakinlik, istikrar ve güven hislerine hitap ettiği için teknolojik aletlerin sembollerinde sıklıkla kullanılır. Güven hissi verilmek istenen hastane ve şirket binalarında da tercih edilebilir. Mor; büyülü, lüks, mistik bir hava kattığı için gösteri mekânları ve sergi alanlarında tercih edilir. Beyaz, saflık ve yenilik hissi verdiği için konut ve hastanelerde kullanılmalıdır. Siyah; gösteri merkezlerinde, topraksı görünümüyle kahverengi; terapi merkezleri gibi sakinlik isteyen mekânlarda kullanılmalıdır.[15]

İç Mimarlara Göre Renk ve Mekân

İç mimarlar; meskenlerde huzur veren ve dinlendirici tonları, bilhassa beyaz rengi, yumuşak ve pastel tonlarla harmanlayarak kullanmayı, çalışma ortamlarında ise insanları motive eden canlı renkleri tavsiye ederler. Açık renkler, çoğunlukla bizi daha mutlu eden mekân algısına vesile olmaktadır. Renkler hafızaya da yardımcı olur. Mesela binaların her katını farklı bir renge boyayarak kullanıcılara hangi katta olduklarını hatırlatmada renklerden istifade edilebilir.[16]

Renk seçiminde en mühim husus, insan fıtratını ve Rabbimizin Mülevvin ismiyle sergilediği birbirinden güzel renkleri dikkate almaktır. Ruhî hayatımız da niyet ve nazarımızdaki saflaşma, imanın nuru ve şuuruyla, enfüsî ve âfâkîâlemden gelecek nurânî renklerle en güzel şekilde aydınlanıp huzur bulur.

Dipnotlar

[1] Necmeddin Şahiner, Şahitlerin Dilinden-1, İstanbul: Timaş, 2017, s. 53.

[2] Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 242.

[3] “Hizmetpedia: Hizmet Hareketinde Kullanılan Kavramlar”, tr.hizmetpedia.org; Annemarie Schimmel, İslam’ın Mistik Boyutları, ter. Ergun Kocabıyık, İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2001, s. 272; Necmeddin Kübrâ, Risâle fi’l-Halve, 18a.

[4] N. Özsavaş, “İç Mekân Tasarımında Renk Algısı”, Art-e Sanat Dergisi, 2016, 9(18), 449–460.

[5] N. Alıcı, M. G. Paktaş, “İç Mekânda Renk Algısı ve Psikolojiye Etkileri”, Modular Journal, 2020, 3(1), 90–97.

[6] D. E. Taylan, “Mekânda Kullanılan Renkler ve Etkileri”, Mekân ve İnsan Günleri Atölyesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, 2021.

[7] A.g.e.

[8] Alıcı ve Paktaş, a.g.e.

[9] A.g.e.

[10] Faber Birren, “Psychological Implications of Color and Illumination”, Journal of the Illuminating Engineering Society, Mayıs 1969; Emine Köseoğlu, Elif Çelikkayalar, “Yapılı Çevrede Renk Tercihleri”, Süleyman Demirel Üniversitesi Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi, 2016, 1(2), 58.

[11] Jueying Lyu, “Analysis of the Effect of Different Types of Colors on Human Behavior and Emotion”, Proceedings of the 2022 3rdInternational Conference on Mental Health, Education and Human Development (MHEHD 2022), s. 1062.

[12] Marjaneh Naderi Gorzaldini, “The Effects of Colors on the Quality of Urban Appearance”, Mediterranean Journal of Social Sciences, 2016, 7(5), 225.

[13] Hilary Dalke ve ark. “Research with Users: Colour Design and Lighting for Public Transport, Prison and Healt Care Environments”, The Colour, Light and Contrast Manual: Designing and Managing Inclusive Built Environments, Wiley-Blackwill Publications, Mart 2010; Köseoğlu ve Çelikkayalar, a.g.e. s. 59.

[14] T. Özdemir, “Tasarımda Renk Seçimini Etkileyen Kriterler”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2005, 14(2), 391–401.

[15] Taylan, a.g.e.

[16] “İç Mimarlara Sorduk: ‘Canlı Renkleri Mekânda Nasıl Kullanmalıyız?’”, Mimarizm, 2019, www.mimarizm.com/haberler/gundem/ic-mimarlara-sorduk-canli-renkleri-mekanda-nasil-kullanmaliyiz_130242