Bediüzzaman’ın Büyük Sayıları İfade Tarzı

Bediüzzaman kendi tanımı ile “Yeni Said” olarak adlandırdığı dönemini, Risale-i Nur Külliyatı’nın telif ve neşrine adamıştır. Bu dönemde çoğu zaman talebeleriyle doğrudan görüşmesi mümkün olmadığından mektuplaşarak iletişim kurulmuştur. Talebelerinin çok sayıdaki mektubunun bir kısmına, Bediüzzaman tarafından hususî cevaplar da yazılmıştır.

Külliyattan istifade eden talebeleri, bu yazışmalarda hissiyatlarını ifade, şükran ve hürmetlerini takdim ederken Üstadlarından bazı suallerine cevap vermesini rica etmişlerdir. Üstad Bediüzzaman da talebelerine mektuplar yazarak bir taraftan talebelerinin müşküllerini çözmüş, diğer taraftan da Risale-i Nur hizmetini yönlendirmiştir.

Üstadın mektupları genellikle besmele, bir âyet ve dua ile başlar. Üstad duasında Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketinin talebelerinin üzerine olmasını diler. Üstad Hazretleri zaman zaman bu duasını çeşitli sayılar ile kuvvetlendirir. Bu sayıların büyüklüğü, ilk bakışta yeterince dikkat çekmemektedir. Daha dikkatli bakıldığında, bazılarının idrak sınırını zorlayacak büyüklükte olduğu görülecektir. Bizim idrak kapasitemizi zorlayan bu sayılar, metnin insicamını bozmayacak bir şekilde ifade edilmiştir.

Üstad büyük sayıları ifade ederken sıra sayılar, bir sayının katları, hacim ölçü birimleri, zaman ölçü birimleri gibi birimleri kullanmıştır. Üstad’ın üslubuna dikkat çekerek ifade ettiği bu sayıların büyüklüğünü anlamaya çalışalım:

Kur’ân’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince…”[1]

Allahım! O’na, âline ve ashabına Kur’ân’ın yazılan ve okunan harfleri sayısınca salât ve selâm eyle, âmin.”[2]

Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), âl ve ashabına, senin razı olacağın ve O’nun lâyık olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm eyle!”[3]

Bu ifadeler ile Kur’ân harflerinin sayısına dikkat çekilmektedir. Üstad Hazretlerinin kabul ettiği hesaba göre, Kur’ân-ı Hakîm’deki harflerin sayısı 300.620’dir.[4] Asırlardır okunan ve yazılan Kur’ân harfleri nazara alındığında, ortaya çıkan sayıyı hayal etmek güçtür.

Yazılan, okunan ve kıyamet gününe kadar havadaki ses dalgaları şeklinde varlık sahnesine çıkmış ve çıkacak olan Risale-i Nur’un harfleri adedince Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.”[5]

Risale-i Nur’un harfleri ve kıyamet gününe kadar havada ve zihinlerde temessül eden mânâları adedince, Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”[6]

Üstad bu ifadeler ile Risale-i Nur Külliyatına dikkat çekmektedir. Külliyat yaklaşık 6000 sayfadır. Bir sayfada ortalama 1500 harf olduğu kabul edilirse, külliyatta en az 9.000.000 harf bulunmaktadır. Yazılan, basılan, okunan ve okunacak olan Risalelerin harflerinin sayısını kestirmek yine idraki zorlamaktadır.

Sonra yağmura bakar, görür ki: Yağmurun taneleri sayısınca menfaatler ve katreleri adedince Rahmânî cilveler ve reşhaları miktarınca hikmetler içinde bulunuyor.”[7]

Dünyaya her yıl yaklaşık 505 trilyon ton yağış düşer.[8] Bir yağmur damlasının yaklaşık 0,05 gram olduğu düşünülürse, yine ortaya muazzam bir sayı çıkmaktadır.[9]

Ömür dakikalarınızın âşireleri sayısınca, Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”[10]

Her zamanda gelen bütün Ramazan aylarının âşireleri adedince Allah’a hamd olsun.”[11]

Üstad bu cümleler ile de zaman ölçü birimleri ile kıyaslamayı dikkate vermektedir. Zaman ölçü birimleri, her biri bir öncekinin altmışta biri olacak şekilde şu sıra iledir: saat, dakika, saniye, salise, rabia, hamise, sadise, sabia, samine, tasia ve âşire. 1 saat yaklaşık 604 katrilyon âşiredir.[12] 80 yıl yaşayan bir insanın ömründe yaklaşık 700.000 saat vardır. Saat sayısı ile âşire sayısını çarptığımızda, okuması bile zor olan bir sayının ortaya çıktığı görülmektedir.

Vücudunuzdaki zerrelerin ömür dakikalarınızla çarpımı sayısınca, Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”[13]

Bu cümlede ise katlı sayılara dikkat çekilmektedir. İki büyük sayının çarpımı ile ortaya çıkacak olan sayının azameti, hayret ve dehşet vericidir.

Mübarek Günler ve Geceler

Üstad Hazretleri, mübarek günler ve gecelerde hasenelerin sevabının ziyadeleştiğini de vurgular. Bazı misaller şu şekildedir:

Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerif’te yüzden geçer. Şaban-ı Muazzam’da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarek’te bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadir’de otuz bine çıkar.”[14]

Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Her bir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta her bir amel-i sâlihin ve her bir harf-i Kur’ân’ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”[15]

Ramazan-ı Şerif’te sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîm’in; nass-ı hadis ile her bir harfinin on sevabı var, on hasene sayılır, on meyve-i cennet getirir. Ramazan-ı Şerif’te her bir harfin, on değil bin ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler ve Ramazan-ı Şerif’in Cumalarında daha ziyadedir ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır. Evet her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nurâni şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki; milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı Şerif’te müminlere kazandırır. İşte gel; bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki; bu hurûfâtın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasârette olduğunu anla!”[16]

Üstad’ın büyük sayıları ifade ederken muhataba ve zamana göre ifadelerini nasıl değiştirdiği gibi konuların ayrıca araştırılması gerekmektedir.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi; ebedî ve daimî olarak, dualarında kendi zamanında yaşayan ve daha sonraki zamanlarda yaşayacak olan dostları, kardeşleri ve talebelerini unutmayan Üstad’ın üzerine olsun.

Dipnotlar

[1] Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 284. (Arapça duanın meali).

[2] Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 622. (Arapça duanın meali).

[3] Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 455. (Arapça duanın meali).

[4] Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 370.

[5] Bediüzzaman Said Nursî, Kastamonu Lâhikası, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 1. (Arapça duanın meali).

[6] A.g.e. s. 29. (Arapça duanın meali).

[7] Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 98.

[8] “The Water Cycle”, Chowdhury’s Guide to Planet Earth, 2005.

[9] Anne Marie Helmenstine, “Calculating the Number of Atoms and Molecules in a Drop of Water”, 27-8-2019, www.thoughtco.com/atoms-in-a-drop-of-water-609425

[10] Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 246. (Arapça duanın meali).

[11] Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 175. (Arapça duanın meali).

[12] 604.661.760.000.000.000

[13] Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 239. (Arapça duanın meali).

[14] Bediüzzaman Said Nursî, Şuâlar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 483.

[15] A.g.e. s. 495.

[16] Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 452.

Bu yazıyı paylaş