Önce Eğitim Sonra Teknoloji

1984 yılında ABD’deki hanelerin yalnızca %8’inde bilgisayar vardı.[1] Bugün ise dünyada yaklaşık 5 milyar insan, cebinde o yıllardaki bilgisayarlardan daha ileri seviyede telefon taşıyor.[2] Her yıl yenilenen mobil cihazların ulaştığı teknoloji, 50 yıl önce insanı Ay’a indiren uzay mekiğindeki bilgisayarın işlem gücünün yaklaşık 100.000 katına çıkmış durumda.[3] Yapay zekâ uygulamalarıyla gelişen teknoloji dünyası, günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Sunduğu çözümlerle beraber, problemleri de beraberinde getiren teknoloji kullanımının öğretime katkısı her gün daha da çok tartışılıyor. Özellikle eğitim ve öğretim alanında teknolojiden istifade edelim derken acaba hangi tavizleri veriyoruz? Bu konuda akılcı ve sistematik düşünceye dayalı, dengeli bir yol var mı? Hayatımızı kolaylaştırmayı vaadeden ürünler acaba bu sözü yerine getirebiliyorlar mı?

Yazılı iletişim kurarken hislerimizi ifade etmek maksadıyla kullandığımız bazı emojilerin, farklı cihazlarda farklı duyguları yansıttıklarını ve yanlış anlamalara sebep olduklarını biliyor muydunuz? Yapılan bir çalışma, emojilerin işletim sistemi ve cihaza göre farklı şekillerde görüntülendiğini, hatta aynı emoji için verilen tepkilerin bile farklı olabileceğini gösteriyor.[4]Biraz gergin olduğunuzu ve buruşuk bir yüz emojisi gönderdiğinizi düşünün; bu, farklı bir firmanın cihazını kullanan arkadaşınızda kulaktan kulağa bir gülümseme şeklinde görüntülenebilir!

Mesaj yazarken kullandığınız otomatik düzeltme aracını sık sık düzenleme ihtiyacı hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu şekilde değiştirilmiş kelimelerin kazara iletilmesinin yol açtığı can sıkıcı durumlar hiç de ender değil. Dijital araçların öğrenci yazı yazma becerisi üzerindeki etkisi üzerine yapılan bazı çalışmalara göre, otomatik düzeltme veya benzeri otomasyon araçları, faydalarıyla birlikte, daha hızlı ve dikkatsiz yazma eğilimine sebep oluyor ve yazıyı geliştirme gayretini azaltıyor.[5]

Seyahat ederken kullandığınız harita uygulamaları ve kısa yol rotaları sebebiyle trafiğe takılıp kaldığınız oldu mu? Bazen uydudan tavsiye edilen “kısa yollar”, labirentlere dönüşebiliyor.

Teknoloji bağımlılığı, yemek masalarını da ele geçirmiş durumda. 2000 ebeveynin katıldığı yeni bir araştırmaya göre; teknoloji, ailelerin yemek vaktinde geçirdikleri zamanı tehdit ediyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir anketin sonuçları, her sekiz anneden birinin, çocuklarını aynı evde kısa mesaj atarak yemeğe çağırdığını gösteriyor.[6]

Kısacası, teknoloji deryasında yüzmek hiç de kolay değil. Teknik aksaklıklar sebebiyle kaybedilen zaman, odaklanma problemleri, dikkat dağınıklığı ve aşırı ekran mârûziyeti sebebiyle oluşan sağlık sorunları, teknoloji kullanımına bağlı olarak yaşanan yaygın problemlerdir. Özellikle eğitim teknolojilerinin öğrenme üzerindeki etkisini çok daha şuurlu bir şekilde sorgulamamız gerekiyor. Teknolojiden tamamen vazgeçme gibi, gerçeklikten kopuk bir sonuç çıkarmak yerine, eski ile yeniyi birleştiren “pedagoji-teknoloji” dengesine odaklanmalıyız. Zira doğru kullanılmayan teknolojinin sadece zaman ve kaynak kaybına yol açtığını, geleneksel yöntemlerin bazen daha iyi bir seçim olabildiğini görüyoruz.

Sanal Gerçeklik ve Yaparak Öğrenme

Bir fen bilgisi dersi düşünün. İlgi çekici görseller kullanarak ders içeriğini zenginleştiren bir biyoloji öğretmeni, bir yaprağın içine hayalî bir uçuşla girerek hücreler arasında gezer, fotosentez santralleri arasında dolaşır ve o çok küçük dünyada cereyan eden harikulade faaliyetleri, sanki içindeymiş gibi gözlemleyebilir. Bir fizik öğretmeni, laboratuvarda gerçekleştiremeyeceği bir deneyi, sanal olarak yapabilir, hatta Güneş’in merkezine seyahat edip yaratılan o muazzam enerjiyi tefekkür edebilir. Sanal gerçeklik gözlükleri ve 360 derecelik görüntü uygulamaları kullanan bir coğrafya öğretmeni, öğrencileriyle beraber bulutlar arasında dolaşarak yağmurun yaratılmasına şahit olabilir. Bununla birlikte, bir öğrencinin bir canlı hücresine mikroskop altında bakması ya da laboratuvarda kendi elleriyle birtakım kimyevî maddeleri karıştırarak yaptığı deneyin sonuçlarını gözlemlemesi, yaparak öğrenme tecrübesi kazanması adına çok önemlidir.

Bilgilere Erişim ve Ferdî Etkileşim

Teknoloji neredeyse sınırsız diyebileceğimiz bir bilgi kaynağına çok kolay ulaşım imkânı sağlar.

Tarihî bir olayı araştıran öğrenciler, temel kaynakları araştırmak, ilgili belgeselleri seyretmek, hatta dünyanın öteki ucundan uzmanlarla iletişim kurmak için teknoloji nimetinden istifade edebilirler. Öte yandan, bulundukları ülkenin yakın tarihiyle ilgili bir konu hakkında, o günleri yaşamış büyükleri ile yüz yüze röportaj yapan, bilgi ve izlenimlerini bir araya getirerek sınıfta arkadaşlarıyla müzakere eden öğrencilerin kazandığı bilgi ve tecrübe, çok daha kapsamlı, ferdî etkileşimleri ise çok daha öğretici olacaktır.

Kendi Hızında Öğrenme ve Sosyal Beceriler Geliştirme

Matematik gibi bir derste öğretmenini takip etmekte zorlanan bir öğrenci için teknoloji doğru bir kullanım ile faydalı bir araca dönüşebilir. Anlatılan konuların önceden kaydedilmiş kaynakları, ders videoları ve yapay zekâ ile geri dönüşüm verilen alıştırmalarla, tamamen kendi hızında ve kendi ortamında çalışarak mesafeleri kapatabilir. Diğer taraftan, yüz yüze iletişim, takım çalışması, hitabet veya bir ürün ortaya koyma gibi alanlarda bilgi ve kabiliyetlerin inkişaf etmesini hedefleyen bir drama veya sanat dersinin yerine konulan bir teknoloji metodu, sınırlarını aşamayacak, bire bir etkileşimin avantajlarına tam olarak sahip olamayacaktır.

Eğitimde Teknoloji Kullanımı

Eğitimde teknolojiyi verimli kullanma, ciddi bir karar verme süreci gerektirir. Michigan Üniversitesinden Profesör Liz Kolb tarafından 2011 yılında geliştirilen “Üç E Çerçevesi” adlı model, eğitimcilerin teknolojiyi doğru yerde ve zamanda kullanılması hedefiyle oluşturulmuştur. “E” harfiyle başlayan üç kelimeden ilham alarak isimlendirilen bu modeldeki üç temel kriter, katılım (engagement), açılım (enhancement) ve zenginleştirme (enrichment) şeklinde tercüme edilebilir. Bir eğitimci, öğrenim hedefleri çerçevesinde bir ders planı yaparken, üç temel başlık altında soracağı dokuz soru ile bir değerlendirme yapar, bu da daha şuurlu seçimlere vesile olur.[7] Bu sorulardan bazılarını Kolb şu şekilde ifade etmektedir:

  1. Bu teknoloji, müfredat hedeflerimi destekliyor mu?
  2. Öğrencilerin öğrenme tarzlarını ve teknolojiye erişimlerini dikkate aldım mı?
  3. Bu teknoloji, öğrencilerim arasındaki etkileşimi ve aktif katılımı artırabilir mi?
  4. Bu teknoloji, öğrencilerimin keşfetmesine, araştırma, üretim ve iş birliği yapmasına imkân tanıyor mu?

Teknoloji kullanım şeklimizin hangi safhada olduğunu ölçen bir diğer pratik yaklaşım ise, SAMR modelidir. Yerine kullanma (substitution), artırma (augmentation), değiştirme (modification) ve yeniden tanımlama (redefinition) şeklinde dört basamaklı bir yol haritası çizen bu modele göre, eğitimci, teknolojiyi sadece geleneksel bir yöntemin yerine geçen bir araç olarak kullanmaz, aynı zamanda teknolojiyi, öğrencilerin özgün üretimler yaptığı bir seviyeye çıkarmayı hedefler. Her bir seviye için kısa bir örnek verelim:

S: Bir ders kitabını kullanmak yerine mobil bir cihazdan, dijital bir kitap takip etmek ya da tahtadan göstermek yerine sunum cihazından yansıtmak gibi ek bir kazanımın olmadığı, sadece aracın değiştiği, en temel ve çoğunlukla en az etkili seviye.

A: Not defterindeki bir dizi soruya yazılı olarak cevap vermek yerine, elektronik formlar kullanarak otomatik olarak ölçme ve değerlendirmesi yapılan bir test hazırlamak gibi farklı bir değer katan çalışmalar yapmak.

M: Bir konunun kompozisyon şeklinde yazılarak okunması yerine, ses ve görüntülerle zenginleştirilmiş, ilgi çekici ve etkileşimli bir sunum tasarlamak gibi, sürecin ve ürünün değiştirildiği kullanım alanları.

R: Öğrencilerin senaryolarını yazdıkları kısa bir film çekmesi, dijital ortamda paylaşılan belgeler üzerinde iş birliği yaparak bir ürün ortaya çıkarmaları veya farklı ülkelerden insanlarla röportaj yaparak anlatacakları dijital bir mecra açmaları gibi, teknoloji kullanımını etkili bir şekilde yeniden tanımlayan uygulamalar.

Teknoloji, doğru kullanıldığında, geleneksel metotlarla elde edemeyeceğimiz ufuklara bizleri taşıyabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu geminin kaptanı ve rehberi öğretmendir ve öğretme sanatı kalbden gelir. Bu konuda önemli bir yatırım, teknoloji ile ilgili karar vericilerin ve kullanıcıların eğitimi ve bu eğitimin sahada uygulanması adına yapılabilir. Önümüzdeki yıllarda 700 milyar dolarlık bir piyasa değerine ulaşacağı tahmin edilen eğitim teknolojileri sektöründeki israf da ancak bu eğitimler ve şuurlu kullanım ile önlenebilir.[8] Teknolojiden sadece süslü bir araç olarak değil de insanlarda ulvî hisleri uyandıran, öğrenmeyi zevkli ve kalıcı kılan bir nimet olarak istifade edilmesi temennisiyle…

Dipnotlar

[1] Robert Kominski, “Computer Use in the United States: 1984”, www.census.gov/history/pdf/computerusage1984.pdf

[2] “Number of smartphone users worldwide from 2014 to 2029”, www.statista.com/forecasts/1143723/smartphone-users-in-the-world

[3] Graham Kendall, “Your Mobile Phone vs. Apollo 11’s Guidance Computer”, www.realclearscience.com/articles/2019/07/02/your_mobile_phone_vs_apollo_11s_guidance_computer_111026.html

[4] Hannah Miller ve ark. “‘Blissfully happy’ or ‘ready to fight’: Varying Interpretations of Emoji”, grouplens.org/site-content/uploads/Emoji_Interpretation.pdf

[5] Kristen Purcell ve ark. “The Impact of Digital Tools on Student Writing and How Writing is Taught in Schools”, www.pewresearch.org/internet/2013/07/16/the-impact-of-digital-tools-on-student-writing-and-how-writing-is-taught-in-schools/

[6] Deni Kirkova, “Tech is taking over the dinner table”, www.dailymail.co.uk/femail/article-2769436/Tech-taking-dinner-table-THIRD-kids-distracted-phones-meal-times-social-media-sites-biggest-draw.html

[7] “Triple E Evaluation Rubric for Lesson Design”, www.tripleeframework.com/triple-e-evaluation-rubric-for-lesson-design.html

[8] “Global EdTech Market Outlook & Forecast Report 2023”, www.globenewswire.com/en/news-release/2023/10/13/2759843/28124/en/Global-EdTech-Market-Outlook-Forecast-Report-2023-A-695-Billion-Market-by-2028-Learning-Management-Systems-LMS-Dominate-EdTech-Enhancing-Learning-Worldwide.html

Bu yazıyı paylaş