Bütünleştirici Tıbba Doğru

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz.”1 diye başlayan hadisinde hastalık gelmeden önce sağlığın da kıymetinin bilinmesine dikkati çekmiştir. Bu hadis-i şerif ile bir taraftan sağlığın önemi vurgulanırken diğer taraftan da hastalıkların tedavisinin gerekli oluşu ve ihmal edilmemesi hatırlatılmaktadır. Çoğu zaman hastalanmadan önce sağlıklı olmanın önemini kavrayamıyor, hastalandıktan sonra da her türlü tedavinin peşine düşerek sağlığımızı tekrar kazanma arayışına giriyoruz. Hele bir de amansız bir hastalığın pençesine düşmüşsek tedavi arayışında sınırları zorlamaya başlıyoruz. Özellikle güncel tıbbın yeterli olamadığı durumlarda çok çeşitli alternatif tedavi usullerinin değişik şekillerde hastalara sunulduğunu görüyoruz.

Klasik tıp, modern tıp, geleneksel tıp, tamamlayıcı tıp, alternatif tıp, entegre tıp ve benzeri tâbirlerle de bu dönemde karşılaşıyoruz. Akupunktur, fitoterapi*, apiterapi*, sülük tedavisi, hacamat, osteopati*, meditasyon, refleksoloji, chiropractic (kayropraktik)*, yoga, hipnoz ve manuel terapiler gibi çok sayıda tedavi yöntemi olduğunu öğreniyoruz. Bu kadar çok çeşitlilik içerisinde gerçekten bir kafa karışıklığı ortaya çıkıyor ve ister istemez “Acaba tıp tek bir elden bir bütün olarak sunulamaz mı?” sorusu aklımıza geliyor.

Bir adım daha attığımızda bu problemin mevzi veya mahalli bir sıkıntı ve karışıklık olmadığını; dünyanın her yerinde güncelliğini koruyan bir problem olduğunu görüyoruz. Pek çok ülke bu konuda birtakım adımlar atarak bu problemi çözecek arayışlara girmişlerdir. Atılan en önemli adım “Tıp tektir, yöntemleri çeşitlidir.” bakış açısının gündeme gelmesi olmuştur.

Peki bu kadar çok yöntem çeşitliliği nasıl ortaya çıkmış ve neden bazı usuller klasik tıbbın dışında alternatif metotlar olarak kalmışlardır? Her şeyden önce ulaşımın ve iletişimin güçlü olmadığı eski çağlarda dünyanın değişik bölgelerinde değişik tedavi yöntemlerinin ortaya çıkması ve bunların başka bölgelere yayılmasının çok yavaş olması normal bir durumdur. Tıbbın ilerlediği yakın dönemlerde ise “Delile Dayalı Tıp” kavramı ortaya çıkmıştır. Yani tesiri deneysel ve klinik yöntemlerle ispatlanan tedavi usulleri daha çok kullanılmaya başlanmış ve resmi otoritelerce de klasik tedaviler içine alınmıştır. Delili zayıf olan bazı metotlar ise alternatif tedaviler içerisinde kalmıştır.

Resmen kabul edilmeyen yöntemler de tıp eğitimi müfredatına girememiş ve daha da geride kalmaya mahkûm olmuşlardır. Her ne kadar delil zayıf da olsa bu yöntemler özellikle çaresiz hastalar tarafından tercih edildiği için kanunî sistemlerin dışında kontrolsüz bir şekilde uygulanmaya devam edilmiştir.

Hastaların tercih etmeleri ve sayıca az da olsa özellikle hasta gözlemlerine dayalı makalelerin yayımlanması ile resmi otoritelerin dikkati bu konuya çekilmiştir. Bu metot bolluğunun oluşturduğu kafa karıştırıcı duruma karşılık, Dünya Sağlık Teşkilatı ve çeşitli hükümetlerin çalışmaları ile klasik tıbbın ve alternatif yöntemlerin birlikte uygulanabileceği “Entegre Tıp” yani bütünleştirici tıp uygulamasına geçilebilmesi için adımlar atılmaya başlanmıştır.

Bütünleştirici tıp stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasındaki itici güç, hastaya sunulan sağlık hizmetini daha kaliteli hâle getirme arzusundan kaynaklanmaktadır. Sağlık hizmetlerini iyileştirmek için çalışan hayırsever bir kuruluş olan Bravewell Collaborative, bütünleştirici tıbbı “hastayı merkeze koyan ve kişinin sağlığına tesir eden bütün fizikî, hissî, zihnî, sosyal, ruhî ve çevreye dair tesirleri bir bütün olarak ele alan bir tedavi yaklaşımı” olarak tanımlar. Bu bakış açısı hastaların kendine has durumlarını, ihtiyaçlarını ve şartlarını dikkate alan kişiselleştirilmiş bir strateji oluşturarak, hastalıkları iyileştirmek ve insanların huzurlu olduğu mâkul bir sağlığa kavuşmalarına ve bu durumlarını korumalarına yardımcı olmak için çeşitli bilimsel disiplinlerden en uygun müdahaleleri kullanır.2

ABD’de alternatif tıp yöntemlerinin tamamı dikkate alınmıştır ve bu konuda çalışma yapmak üzere Millî Sağlık Enstitüsüne (NIH) bağlı olarak Tamamlayıcı ve İntegratif Tıp Millî Merkezi (NCCIH) kurulmuştur.3 Son 30 yılda, bütünleştirici tıp hizmeti sunan klinik merkezleri ve bu yöntemleri eğitim müfredatına alan tıp fakülteleri giderek artmaktadır. Buna bağlı olarak da bu müdahaleleri inceleyen araştırmacılar ve bütünleştirici sağlık hizmeti almak isteyen hasta sayılarında açık şekilde bir artış olmuştur.2

Aynı şekilde Avrupa ülkelerinde bu yöntemleri uygulayan merkez ve hekim sayıları da giderek artmaktadır ve bazı işlemler sigorta dahiline alınmıştır. Üniversitelerde bütünleştirici tıp ile ilgili kürsüler, araştırma ve çalışma grupları oluşturulmuştur. Üniversite ve araştırma merkezlerinde hangi yöntemlerin gerçekten işe yaradığı ve bunların kullanım alanları ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır.4

İngiltere’de delil desteği daha güçlü olan chiropractic gibi bazı uygulamalar dışında kanunî düzenlemeler bulunmamaktadır.5 Ancak hastalar geçmişi çok uzun bir tecrübe birikimine dayandığını düşündükleri bu geleneksel tedavi yöntemlerine ilgi göstermekte ve ücretini kendileri ödeyerek bu tedavilere ulaşmaktadırlar.

Çin hükümeti geleneksel Çin tıbbını önemli ölçüde desteklemiş ve gerekli olan kanunî düzenlemeleri yapmıştır.6Klasik ve geleneksel tıp uygulamaları hastanelerde birlikte sunulmakta ve hastalar bütünleştirici bir şekilde sağlık hizmeti almaya özendirilmektedir. Çin hükümeti ayrıca bu alandaki uygulamaları ve bilimsel araştırmaları desteklemek için de kaynak ayırmaktadır.

Hindistan’da Ayurveda, Unani, Siddha, Homeopati gibi geleneksel yöntemler için bir bakanlık (AYUSH Bakanlığı) kurulmuş olup bu konudaki eğitim, araştırma ve düzenlemeler bu bakanlık tarafından yapılmaktadır.7 Bunun için geleneksel tıp yöntemlerine resmi statü tanınmış olup halk tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Japonya’da Kampo denilen geleneksel Japon tıbbı sağlık sistemine entegre edilmiştir. Pek çok formülün reçetesi doktorlar tarafından yazılmakta ve bedeli sigorta şirketlerince karşılanmaktadır.8 Bazı Kampo formüllerinin etkinliği klinik çalışmalarla da desteklenmiştir.

Türkiye’de 2014 yılında yayımlanan bir yönetmelikle on beş çeşit geleneksel tıp yöntemi Sağlık Bakanlığı tarafından kabul edilen tedavi yöntemleri olarak bildirilmiştir.9 Diş hekimliğine ait tedavileri ayrı tutarsak bu on beş usulün tamamı, ilgili alanlarda eğitim almış tıp doktorları tarafından uygulanabilecektir. Bazı yöntemlerin doktor gözetiminde olmak şartıyla yardımcı sağlık personeli tarafından uygulanabileceği de belirtilmiştir.

Amerika’da entegre tıbbı uygulayan 29 merkez ile ilgili yapılan bir çalışmada ciddi bir başarı sağlandığı bildirilen hastalıklar ve başarı nispetleri şu şekildedir: Kronik ağrı %75, gastrointestinal bozukluklar %59, depresyon/anksiyete %55, kanser %52, stres %52, yorgunluk/uyku bozuklukları %48, fibromiyalji %42, akut ağrı %35, baş ağrısı %26, obezite %19. Burada kanser hastalarındaki başarı nispeti kanserin bizzat kendisinin tedavi edilmesi ile ilgili olmayıp, bu yöntemlerle hastaların ağrı ve diğer semptomlarının hafifletilmesinin yanı sıra bulantı, hâlsizlik gibi kemoterapinin yan etkileriyle başa çıkmaları açısındandır.3

Neden Bütünleştirici Tıp?

Yukarıda bahsi geçen uygulamaların dağınık bir şekilde, sağlık personeli olmayan kişiler tarafından ve denetimden uzak olabilecek bir şekilde uygulanması, dünya çapında önemli bir halk sağlığı problemidir. Mesela pıhtılaşma problemi olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan birine hacamat veya sülük tedavisi yapılmamalıdır. Alerjik bünyeli kişilerde sülük uygulaması ciddi deri reaksiyonlarına yol açabilir. Manuel terapi ve masaj uygulamalarının yine insan anatomisini bilen ehil biri tarafından yapılması gerekir. Kullandığımız besin takviyesi içindeki bir madde karaciğerimize zarar verebilir veya bizde var olan bir başka hastalığı kötüleştirebilir. Bazı bitkisel takviye ürünleri de kullandığımız diğer bir ilacın tesirini azaltabilir veya onunla zararlı bir neticeye sebep olabilir.

Bu yüzden doğru olan, tıbbın tek elden ve bütünleştirici bir şekilde yapılabilmesidir. Bunun için bütün usul ve metotlar ilmî süzgeçlerden geçirilerek klasik tıbba bir alternatif değil, onu tamamlayan bir format biçiminde ortaya konulmalıdır. Öncelikle geleneksel yöntemler ile ilgili temel bilgiler, tıp fakültelerinin müfredatlarına eklenebilir. Bir pratisyen hekime bütün yöntemler hakkında genel bilgiler verilerek hangi hastayı hangi yönteme yönlendireceği kapasitesi kazandırılır. Tıpta uzmanlık eğitimi süresince her branş kendi alanı ile ilgili uygulamaları öğrenir ve uzman olunca uygular. Chiropractic, sülük tedavisi, kupa uygulaması, akupunktur, osteopati, refleksoloji ve müzik terapisi uygulamaları için sağlık bilimleri üniversitelerinin ilgili fakültelerinde yeni bölümler açılarak bu alanlarda istihdam edilmek üzere yardımcı sağlık personeli yetiştirilebilir.

Bütün tedavi yöntemleri tek bir çatı altında toplanırsa, orkestra şefi konumundaki doktorun organize ettiği ekip içindeki çeşitli branşların hastayı bütüncül olarak değerlendirmesi mümkün hâle gelir. Bütünleyici tıp alanı hâlâ geliştirilme safhasındadır. Bu yöntemleri hastalarına sunan tıp merkezleri ve uygulayıcıları arasında en iyi netice veren tatbikatları belirleme ve bilgi paylaşım sistemleri kurulabilir. Üniversiteler ve araştırma kurumları bu yöntemlerin hangi sahalarda kullanılmasının daha uygun olduğunu başarı neticelerini ortaya koyacak çalışmalar yaparak yayımlayabilirler. İlgili kongre ve toplantılar ile bilgi ve tecrübe paylaşımı yaparak tamamlayıcı sağlık hizmetlerinin tesirli ve daha yaygın bir biçimde uygulanması sağlanır. Böylece daha çok hastanın kaliteli ve doğru bir biçimde bu hizmetten faydalanması mümkün kılınırken, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Her hastalığın çaresinin olduğu” mealindeki hadis-i şerifinin10 hayata geçirilmesi hususunda ciddi adımlar atılmış olur.

___

*Fitoterapi: Bitkiler ve bitkisel ürünlerle yapılan tedavi yöntemleri.
*Apiterapi: Bal, propolis, arı sütü ve arı zehri gibi arı ürünleriyle uygulanan tedavi yöntemi.
*Osteopati: Vücuttaki kas, eklem ve dokuları elle değerlendirip yine elle tedavi etmeyi hedefleyen bir tamamlayıcı tıp yaklaşımı.
*Chiropractic (kayropraktik): Omurga ve iskelet sistemi bozukluklarını elle düzeltmeye odaklanan bir manuel tedavi yöntemi.

Kaynaklar

  1. Buhârî, Rikâk, 3; Tirmizî, Zühd, 25.
  2. Global Adv Health Med. 2012; 1(3):18-94.
  3. https://www.nccih.nih.gov/  National Center for Complementary and Integrative Health.

4.https://epidemiologie.charite.de/en/research/complementary-and-integrative-medicine-research-unit

  1. https://www.nhs.uk/tests-and-treatments/complementary-and-alternative-medicine

6.Traditional Chinese Medicine Law of China (2016): China Laws Portal – CJO

  1. https://ayush.gov.in/?utm_source
  2. Katayama K, Yoshino T, Munakata K, Yamaguchi R, Imoto S, Miyano S, Watanabe K. (2013): Prescription of kampo drugs in the Japanese health care insurance program. Evid. Based Complement Alternat. Med. 2013: 576973. Epub 2013 Nov 30.
  3. https://www.mevzuat.gov.tr. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yönetmeliği.
  4. Buhârî, Tıb, 1; Tirmizî, Tıb, 2; Ebû Dâvûd, Tıb, 11; Müslim, Selâm, 69.

Bu yazıyı paylaş