“Zindan iki hece…”, özlemin içimde kor;
Sana hasret kardeşin, gel dışarıyı sor!
Aynı çarklar dönüyor, aynı riyakâr safta;
Sen orada bîgünah, adalet kaldı lâfta…
Ey kalbimin dert ortağı, canımdan aziz can,
Seni bekler durur bak, geride kalan cihan.
Gözümün nuru abim, hür yürekli aziz er,
Dışarıda her sokak, her köşe seni gözler!
Mektubun aldım bugün kokun var üzerinde
Nurdan bir hâle oldu, parıldadı evimde
Sen orada, betonun bağrında açan gülsün,
Bize sabrı övüyor, varsın duvar örülsün.
Gördüm seni rüyamda, özgürdün, canım abim;
Beş vakit secdelerde, inan seninle kalbim.
“Bu günler de geçecek”, canına dikkat eyle;
Şu fani gurbet falan, bitecek sabır eyle!
Bana da bir dert düştü, Hak’tan gelen o illet;
Zindan sana, dert bana… Sabırda varmış hikmet!
Hukuksuz o mühürler kırılır bir gün elbet,
Biliyorum içinde ne kin var ne bir nefret!
Kelepçe yakışır mı o tertemiz ellere?
Adanmış o ömrünü destan ettik dillere.
O sipariş gölgeler, o karanlık geceler,
Adın anıldığı an sükût eder heceler.
Sevgiden köprülerdi kurduğun şu cihana
Zulmün paslı zinciri kâr eder mi o cana?
Vefâkâr eş, yavrular… Mahzun anne duası,
O loş avluların en muazzam devası.
Hükmü sual olunmaz Yüce İrade var ya;
Seni orada tutan, bırakır mı hiç darda?
Güneş zapt olunamaz paslı tel örgülerle,
Yarınlar örülecek o en pâk sevgilerle!
Şu toprağa gömülen, kutlu, temiz tohumlar;
Mevsimi geldiğinde, yeşerecek baharlar!
İçiniz ferah olsun, dualar hep sizinle;
Gelecek güzel günler, kaderin cilvesiyle.
“Vuslat muştusu” yakın, bitiyor ağır gurbet,
O ebedî adalet tahta geçecek elbet!
Dimdik dur canım abim, dualar kubbe kubbe;
Aşılacak inançla bu dumanlı, dik tepe!
Kaderin tecellisi, nur doğar her geceden;
Yaradan’dan razıyız, şüphe yoktur müjdeden!
Ne baharın gülünde ne soframda kaldı tat,
Sensiz eksik her sevinç, yarım kaldı her murat.
Bir gün yine güleceğiz aynı çatının altında,
Hasret biter cân abim, kavuşuruz sonunda.
Ben duamı saklarım gözyaşımın içinde,
Rabbim bizi buluştur en hayırlı biçimde.