Bağışıklık Sistemi Akıllı mı?

İlmî araştırmalar çoğalıp geliştikçe immün sistemin önemi ve mükemmellik içindeki karmaşıklığı her geçen gün hayretler uyandırmaya devam etmektedir. Yeni yapılan araştırmalara göre, beynimizi omuriliğe bağlayan beyin sapıdenilen bölgedeki bir grup özel hücrenin, bağışıklık sistemini kontrol eden bir bilgisayar ekranı gibi vücuttaki iltihap odaklarını, mikrop giriş yerlerini ve bunlara verilecek cevapları kontrol etmekle vazifelendirilmiş olduğu tespit edildi.

Aslında beynin, bağışıklık sisteminin faaliyetlerinde bir rol oynadığı uzun zamandan beri bilinmekteydi; fakat beynin hangi bölgesinde böyle bir düzenleme faaliyetinin olduğu ve nasıl çalıştığı keşfedilememişti. Şimdi ise ilk defa beyin sapında, vücudumuzun içinden veya yaşadığımız dış çevreden gelen çeşitli olumsuzluklara bağlı, farklı mahiyetlerdeki bağışıklık sinyallerini algılayan ve bunlara karşı vücudun iltihap oluşturma şeklindeki (inflamatuar)tepkilerin temel düzenlenme merkezi olarak beyin sapında bir grup özel hücreyi tanımlamış durumdadır.

Beyin sapında, birçok vazifenin yanında en hayatî ve bilinen bir fonksiyonu olarak nefes alıp-verme merkezlerinin bulunduğu, çok uzun zamandır bilinmekteydi. Ancak bu yeni çalışma ile hiç tahmin edilemeyecek bir seviyenin varlığı ortaya çıkarılmıştır. 1 Mayıs 2024’te Nature1 dergisinde yayımlanan sonuçlara göre, beyinde iltihaplanmayı uyaran moleküler sinyaller ile iltihabı azaltan sinyaller arasında, ip üzerinde yürüyen bir cambaz gibi hassas bir dengenin korunduğu anlaşılmaktadır. Alexis Carrel’in “İnsan Denen Meçhul” kitabı ilk yayımlandığında çok büyük hayranlıklara vesile olurken o gün sunulan bilgilerin bugün artık çok basit hâle geleceğini herhâlde hiç kimse tahmin etmiyordu. Gerçekten insanın bir meçhul olduğu her gün yeni bir keşifle yeniden imanımızı artırmaya bir vesile olmaya devam etmektedir. Bu yeni tespit de otoimmün hastalıklar ve bağışıklık sistemindeki aşırılıkların sebep olduğu diğer rahatsızlıkların tedavisine yol açabilir.

Ana merkez olan beyinden çıkan sinir sinyalleri bütün organların fonksiyonlarını, metabolizmayı ve beslenme durumunu algılamada ve kontrolünde vazife yaparlar. Yeni çalışmalara göre beynimiz, dışındaki çevreye ait bağışıklık sisteminden gelen sinyallere karşı düzenleme ve tedavi adına cevap üretmek için güçlü bir şekilde aktive edilmektedir. Herhangi bir sebepten, meselâ ayağınızda meydana gelen bir iltihaplanmaya bağlı ortaya çıkan sitokin isimli maddeler, beyinden çıkan 10. sinir olarak bilinen vagus sinirinin yapısındaki çeşitli sinir yollarını uyarmakta, bu sinyaller beyin sapındaki yeni fark edilen ekranda değerlendirilip, beynin ilgili kısmında ayağınızda bir iltihap olduğu, bir ağrı, kızarıklık ve renk değişikliği gibi belirtilerle algılanmaktadır.

Bağışıklık sisteminin iltihaplanmış bir dokudaki ağrı ve şişkinlik şikayetlerini azaltma ve dokuyu tamir etme gibi faaliyetleri, çok mükemmel bir kontrol sistemiyle sürdürülür, fakat bazen genetik kaynaklı ortaya çıkan bir olumsuz durum olarak, bu sistem susturulduğunda düzensiz ve kontrolsüz bir şekilde iltihaplanma meydana gelir. Aksayan ve çalışmayan bu noktadaki engeli kaldırıp aktif hâle geçirmekle, bağışıklık cevaplarının sinirlerle kontrolü sağlanır. Bu yeni çalışmayla çığırından çıkmış ve aşırı aktifleşmiş bağışıklık sisteminin meydana getirdiği otoimmün hastalıkların (bağışıklık sistemi hücrelerinin kendi vücut hücrelerini yabancı gibi görüp saldırması) sitokin fırtınası ve bazen ölümcül şoklara kadar giden çok çeşitli bağışıklık bozukluklarının düzeltilebileceği yolunda imkânlar ortaya çıkmıştır.

Vücuda giren bir mikrobun varlığını algıladıktan sonra bağışıklık sistemine, iltihaplanmayı teşvik eden bir dizi bağışıklık hücresi ve molekülleri serbest bıraktırılır. Bu iltihâbî cevabın çok hassas bir şekilde kontrol edilmesi gerekir: İmmün sistemin cevabı çok zayıfsa vücudun enfeksiyona yakalanma riski artar; aksine gereğinden çok güçlü bir cevap verilmesi durumunda da vücudun kendi doku ve organlarına zarar verilir. Diğer bir deyişle mikrop veya kanser hücresi bile olsa haddinden fazla saldırılmaması, dengeli olunması gerekir. Buradan hareketle Rahman sûresi 7, 8 ve 9. âyetlerde peş peşe geçen “mîzan” yani denge kelimesini, immün sistem süreçlerinde de küllî bir ilim ve kudretin göstergesi olarak değerlendirebiliriz.

Önceki çalışmalarda, vücudu beyne bağlayan geniş bir sinir lifi ağı olan vagus sinirinin bağışıklık cevaplarına tesir ettiği gösterilmişti. Ancak çalışmayı yöneten, Bethesda’daki (Maryland eyaleti) ABD Millî Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünden nöroimmünolog Hao Jin, bağışıklık uyarıları tarafından etkinleştirilen özel beyin nöronlarının bulunmasının zor olduğunu ifade etmekle beraber, beyin bağışıklık cevabını nasıl kontrol ediyor sorusuna cevap aramak için farelerin karnına iltihabı tetikleyen bakteriyel bileşikler enjekte ettikten sonra beyin hücrelerinin aktivitesini izledi.

Beyin grip enfeksiyonunu nasıl algılıyor ve vücuda dinlenmesini nasıl emrediyor?

Grip vakası, en dayanıklı insanların bile yatağa düşmesine ve iştahlarının kapanmasına sebep olabilir. Peki beyin grip enfeksiyonunu nasıl algılamakta ve hangi lisanla vücuda dinlenmesi gerektiğini söylemektedir? Enfeksiyon belirtileri başladığında boğazdaki nöronlar “imdat sinyalleri” çıkarmaya ve yardım istemeye başlar. Bu yardım çağrısı vagus sinirindeki bazı lifler vasıtasıyla alınıp beyne iletilmekte, bu arada beyin sapındaki ekranda kayıt altına alınıp, o andaki immün sistemin savaşacak gücü, enerji kaynakları, organların genel durumu ve vücudun ateşe dayanıklılık sınırları kontrol edilip, bir mücadele stratejisi ortaya konulmaktadır. Araştırmacılar deney safhasında farelerde bağışıklık tetikleyicilerine cevap olarak açılan ve grip enfeksiyonunu beyne bildiren beyin sapındaki faaliyeti belirleyip, hareket, açlık ve susuzlukta azalmaya sebep olan buradaki nöronları tespit etmiş durumdadırlar.2

Bu nöronların bir ilaçla aktive edilmesi, farelerin kanındaki iltihap moleküllerinin seviyesini azalttı. Bu nöronların deney gereği tahrip edilerek susturulması, kontrolsüz bir bağışıklık cevabına sebep oldu; iltihap moleküllerinin sayısı, fonksiyonel beyin sapı nöronlarına sahip farelerde gözlemlenen seviyelere kıyasla %300 arttı. New York’taki Columbia Üniversitesinden sinir bilimci olan çalışmanın ortak yazarı Charles Zuker, bu sinir hücrelerinin “beyinde üretilen sinyallerin tetiklediği iltihap cevabının uygun seviyelerde tutulmasını sağlayan bir reostat” görevi gördüğünü belirtmektedir.

Daha sonraki deneyler vagus sinirinde biri öncül iltihabî bağışıklık moleküllerine cevap veren, diğeri ise iltihap karşıtı moleküllere karşı duran iki ayrı nöron grubunu ortaya çıkardı. Bu akılsız ve şuursuz nöronların sinyalleri beyne iletmesiyle, ortaya çıkan bağışıklık cevabının takip edilmesi mümkün olmaktadır. Aşırı bağışıklık tepkisi vererek kendini belli eden farelerde, iltihaplanma karşıtı koruyucu sinyalleri taşıyan vagus sinirindeki nöronların deney dâhilinde isteyerek aktive edilmesiyle farelerin vücudundaki iltihaplanmaların azaldığı tespit edilmiştir.

Otoimmün cevap belirtilerinin azaltılması

Araştırmanın yazarlarından Jin, yeni keşfedilen bu vücut-beyin arasındaki sinir ağını kontrol etmenin yollarını bulursak, otoimmün hastalıkları ve hatta SARS ve COVID enfeksiyonlarından sonra yıllarca devam edebilen zayıflatıcı bir sendrom olan “uzun COVID” gibi bağışıklık cevaplarını düzeltmeye yönelik adım atılabileceğini ifade etmektedir.

Otoimmün hastalığın genetik kodunu kırmak

Yazarlardan birisi olan Zuker de vagus sinirini hedef alan tedavilerin multipl skleroz ve romatoid artrit gibi hastalıkları tedavi edebildiğine dair deliller bulunduğunu ve bu durumun, bağışıklık sinyallerini taşıyan vagus sinirindeki özel nöronları hedeflemenin işe yarayabileceğini öne sürmektedir.

Boston, Massachusetts’teki Harvard Tıp Fakültesinden sinir bilimci Stephen Liberles ise çalışmada belirlenen sinir ağının yanı sıra vücudun bağışıklık sinyallerini beyne ilettiği başka yolların da olabileceğini söylüyor. Ayrıca “Beynin iltihabı düzenlemek için bağışıklık sistemine geri sinyaller gönderdiği mekanizmalar da hâlâ belirsizliğini korumaktadır.”derken, “Biz sadece meselenin henüz en dış yüzeyinde birkaç çizgi görebiliyoruz, asıl mesele, beyin ve bağışıklık sisteminin nasıl birbiriyle haberleşme ve paslaşmalar yaptığının temellerini öğrenebilmektir.” diyerek bir mânâda hadisenin muhteşemliği karşısında aczimizi itiraf etmektedir.

Şimdi burada çok önemli bir soru gündeme gelmektedir: Bağışıklık sisteminin zararlı bir tesire (mikrop, zehirli madde, aşırı soğuk veya sıcak, bitki polenleri, kimyevî maddeler vs.) karşı koymak için normal bir mücadele vermesi gerekirken neden aşırı iltihaplanma ile cevap verdiği ve bunun nasıl düzenleneceğini beynimiz nasıl biliyor? Daha zor bir soru: Vücuda giren zararlı maddî molekülleri, bilemediğimiz bir şekilde tanıyan immün sistem, üzüntü, sıkıntı, sevinç, keder ve stres gibi tamamen madde dışı, manevî duyularımızın tesiriyle nasıl dengelerini bozuyor veya koruyor? İşte en kompleks soru budur! Bütün duygu ve düşünce dünyamızın her türlü faaliyeti beyinde işlenip yürütülürken kelimeler ve görüntülerle işlenmiş duyguların ortaya çıkardığı sevinç veya üzüntü nasıl oluyor da elektrik uyarıları veya kimyevî sinyaller hâlinde bütün bedende tesir icra edebiliyor. Ruhumuza, vicdanımıza kısacası manevî lâtifelerimize tesir eden düşünce dünyamızda şekillenen, yeis veya ümit, nasıl oluyor da immün sistemde iş gören hücrelerin salgıladığı sitokin ve benzeri moleküllerin işleyişine tesir ediyor?

Beyin sapındaki bir grup akılsız ve şuursuz atomlardan yapılmış nöron hücresinin beynin genel işleyişinin düzenlenmesinde önemli bir kontrol merkezi konumuna oturtularak, hastalıkların iyileşme veya kötüleşme süreçlerine nasıl tesir ettiği hakkında hiçbir doyurucu cevap verilememektedir. Ancak ümitsizliğin getirdiği streslerin immün sistemi çok yorduğu ve hatta iflas noktasına sürüklediği hemen hemen kesinleşmiş bir neticeye ulaşmıştır. Bu da kanser hücrelerinin vücutta henüz bir tümör oluşumuna erişmeden yakalanıp imha edilmelerini engelleyen bir durumdur. Bu perspektifle bakıldığında, haksız şekilde zulme uğrayıp stres sebebiyle hapishanelerde ümitsizliğe düşen insanlardaki kanser vakalarının artışı üzerinde bazı sorular sorulabilir mi? Şayet net olarak ispatlanırsa ileride, sadece zulüm ve haksızlığın meydana getirdiği stresler yüzünden immün sistemleri baskılayarak kansere sebep olmanın suç sayılacağı günleri bile düşünemez miyiz?

 

Kaynaklar

 

1-Jin, H., Li, M., Jeong, E., Castro-Martinez, F., Zuker, C. S. (2024): A body-brain circuit that regulates body inflammatory responses. Nature, Jun; 630 (8017) 695-703. Epub 2024 May 1.

 

2-Drew, L. (2023): How the brain senses a flu infection – and orders the body to rest. Scientists trace the neurons in the throat that detect signs of infection and relay this information to the brain. 8 March. Nature. Original Article: Bin, N.-R et al. Nature 615, 385. doi: https://doi.org/10.1038/d41586-023-00675-0

Bu yazıyı paylaş