Peder Nesti ile bir iftar programında buluşmak üzere anlaşmıştık. İsmini ve Hizmet Hareketi’ne dostâne katkılarını yıllardır duyduğum, hareketin kendisini tanıyan mensupları tarafından daima minnetle anılan bu kıymetli dostumuzla bu vesileyle tanışacak olmaktan dolayı mutluydum. Houston’a yeni yerleştiğim bir dönemde, kendisini kaldığı yerden alıp iftar için davetli olduğumuz eve doğru yola çıktık ve muhabbet dolu yolculuğumuz böylece başlamış oldu.
Peder Nesti, hayatını eğitime, öğretmeye ve iyiliğe adamış; toplumla iç içe yaşayan, mütevazı çizgisini hiç bozmayan, insanlarla candan ilişki kuran bir gönül insanı.
1936’da Pensilvanya’da üç çocuklu bir ailenin ikinci evlâdı olarak dünyaya gelen Peder Donald Silvio Nesti’nin babası bir çelik işçisi ve müzisyen, annesi ise iş kadınıydı. Dedesinin Amerika’ya 1895 yılında İtalya’dan göçmen olarak gelerek Pensilvanya eyaletine yerleştiğini ifade eden Nesti, dedesinin ilk olarak maden işçisi olarak hayata atıldığını ve ardından bir maden ocağı satın alarak işletmeye başladığını aktarıyor. 1929 yılı ve sonrasında yaşanan ekonomik buhran ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ailesinin yaşadığı zorlukları da hatırlayan Nesti, ebeveyninin bu dönemleri kendilerini hayata bağlayan uğraşlarından kopmadan göğüslediklerini ve yaşadıkları şehirde tanınan ve sevilen insanlar olarak anılageldiklerini belirtiyor. Geniş bir ailede büyüdüğünü söyleyen Nesti, yaşadığı bu ortamın hem dinî hem kültürel manada karakterinin şekillenmesinde büyük rol oynadığından bahsederken, “Babam böylece beni müzikle erken yaşta tanıştırdı.” diye eklemeyi de ihmal etmiyor.
Ailesinde en çok anneannesinin onun dinî hayatında etkisi olduğunu belirtirken, “Erken yaşlarımda kiliseye çok giderdim. Altı veya yedi yaşlarındayken hatırladığım bir kilise ziyaretinde ablam da benimleydi ve o gün kilisede farklı bir maneviyat hissetmiştim. Dokuz yaşındayken çok değer verdiğim bir rahip bana, ‘Rahip olmak ister misin?’ diye sorduğunda bu alanda fikirlerim şekillenmeye başladı.” diye ekliyor. Sonraki dönemlerde seküler eğitim kurumlarında orta ve yüksek eğitimini tamamladığını söyleyen Nesti, bu süreçte farklı milletlerden ve inançlardan insanlarla beraber okumasının hayatının ilerleyen dönemlerinde diyalogu önemsemesindeki en büyük etken olduğunu vurguluyor.
Yüksek lisansını ve doktorasını Hristiyan teolojisi alanında tamamlamasının ardından çeşitli üniversitelerde akademisyen olarak görev yapan Peder Nesti’nin uzmanlık alanındaki başarıları onu, 1980-1988 yılları arasında Pensilvanya’daki Duquesne Üniversitesi’nin rektörlüğüne taşıdı. Ardından Houston’daki Saint Thomas Üniversitesi’nde Nesti İnanç ve Kültür Merkezi’ni kuran ve yöneten Peder Nesti, bu görevlerinden emekli olmasının ardından, hâlihazırda, Houston şehrinde önemli bir Katolik kilisesinde rahip olarak görev yapmakta.
Evinde bizleri ağırlayacak olan aileyle buluşmamızın ardından hep birlikte iftar vaktini beklemeye başladığımız sırada Peder Nesti, Hizmet Hareketi mensubu dostlarımızla Türkiye’ye yaptığı seyahatlerden ve ülkemizdeki gözlemlerinden duygu dolu ifadelerle bahsediyordu.
2000’li yılların başında Hizmet Hareketi mensuplarıyla tanışan Peder Nesti, yaşadığı şehirdeki kültürlerarası diyalog kurumunun düzenlediği Türkiye ziyaretlerine katılmasının yanı sıra, Hizmet gönüllüleriyle kurduğu ilişkilerle Hizmet Hareketi’nin Amerika’daki ilk yıllarından bu zamana dek süregelen kadim dostluğun doğması ve gelişmesi yönünde samimi katkılarda bulundu. 2002 yılında Houston şehrinde açılan Diyalog Enstitüsü’nün düzenlediği ilk diyalog programının ana konuşmacısı oldu. O günlere dair tanıklıklarını ifade ederken Diyalog Enstitüsü’nün ilk yöneticisi Dr. Muhammed Çetin, “Kendisiyle bir arkadaşımız vesilesiyle tanışmıştık; sonrasında enstitümüzün çok yakın bir dostu ve mihmandarı olmuştu.” diyor ve ekliyor: “Arkadaşlarımız için daima ‘Sizler Hocaefendi’yi ileride de hatırlatacak olan, onun hayatının ve eserlerinin ‘meyvelerisiniz’* derdi.”
Türkiye ziyareti sırasında Hizmet Hareketi gönüllülerinin misafirperverliğinden çok etkilendiğini söyleyen Nesti, uzun yıllar Diyalog Enstitüsü’nün yönetim kurulunda da aktif vazife aldı. İzlenimlerini, “Türkiye’de gördüğüm kurumlar ve karşılaştığım insanlar, tüm bu çabalarıyla ve Allah’a** olan imanları sayesinde çağımız dünyasında üstlenecekleri role göre şekillenen bir toplumun namzetleriydiler. Yolculuğumuzun her adımı ve uğradığımız her yer insanoğlunun yaratılış amacına anlam veren nihai hakikatler üzerine yürütülen bir diyalog içinde geçen bir öğrenme deneyimiydi.” şeklinde ifade eden Peder Nesti, Hizmet Hareketi’nin yıllar içerisindeki tüm faaliyetlerine şahitlik etmesinin yanı sıra, son yıllarda Houston’da açılan okulumuzu ziyaret ettiğinde, bütün bu ümit verici gelişmelerden ötürü duyduğu samimi memnuniyeti dile getirmişti. Okul binasının girişinde öğrencilerin fen, matematik, sosyal ve spor alanlarındaki başarılarının sergilendiği ödül köşesini gezerken okul yönetimine dönüp şöyle demişti: “Hizmet okullarıyla ilgili beni en çok etkileyen şeylerden biri şu: Amerika’daki okullarda ödüllerin büyük kısmı spor alanlarından olurken, Hizmet okullarında fen bilimleri ve matematik alanında çok sayıda başarılar ve kazanılan ödüller oluyor. Türkiye’de ziyaret ettiğimiz okullarda da aynı şeyi gözlemlemiştim. Bu çok önemli ve takdire şayan.”
Muhterem Hocaefendi’yi ve ortaya konan cihanşümul iyilik hareketini yakından bilen birisi olarak, ondan bahsederken bir şeye sıklıkla vurgu yapıyor: “Hocaefendi’nin vizyonu ve bunun kültürdeki her şeyi kuşatan İlahî bir perspektiften neşet etmesi… Bu inancın pozitif bilimleri, siyaset bilimini, psikolojiyi, zihni, beyni ve insanı anlama biçimimizi nasıl etkilediğini düşündüğümüzde, bütün bunların insan kişiliğinin haysiyetiyle ve İlahî planla ne denli uyumlu olduğunu görebiliriz.”
Muhterem Hocaefendi’nin vefatının ardından katıldığı bir taziye programında derin bir üzüntü içerisinde olduğunu dile getirmesinin yanı sıra, Hocaefendi hakkında şu sitayişkâr ifadelerde bulunmuştu: “Hocaefendi’den iki yaş büyük olmama rağmen, onun hayatından ve eserlerinden çok etkilendim. Ama bir şey beni daha çok etkilemişti, o da onun inancının derinliğiydi. Dua ederken, sanki Yüce Allah’ın huzurundaymışçasına derin bir hayranlık hissiyle Rabbini zikrederdi. Dua ederken O’nu över, O’na şükreder ve insanın yaratıcı değil, yaratılmış olduğunun altını çizerdi. Ona göre insanın saygınlığı ancak Yaratıcı sayesinde mümkündü ve bu anlayışı bütün insanlık için bir çıkarsamaya dönüştürmüştü. İslam, kardeşlikten bahseder; doğrudur, fakat kardeşlik sınırlı değildir. Fethullah Gülen’in zihninde de kardeşliğin sınırlı olduğuna hiç ihtimal vermiyorum. Ona göre bu kavram, tüm dünya için bir barış, uzlaşma ve iş birliği çağrısıydı. Bu sebeple dünya barışının tesisi için gayret eden bir insanın şiddetin en küçük bir ihtimalini bile aklından geçiremeyeceğini ifade edelim. O bir barış insanıydı.”
Peder Nesti’nin dünya üzerinde insanoğlunun yaşadığı sıkıntılardan dolayı hissettiği derin teessürün ifadelerini, onu ziyaret etmek üzere bulunduğum kilisede yaptığı konuşmada dinlemiş ve etkilenmiştim. Kendisiyle bu konuyu daha sonra konuştuğumuzda, “insanoğlunun her zaman olduğu gibi her türlü sıkıntıyı Tanrı’nın lütfuyla aşabileceğinin” altını çizen Nesti, “yaşanan tüm sıkıntıların temelinde politik ideolojilerin kendilerini; imanda, hakikatte, iyilikte, birlik ve güzellikte var olan aşkın değerlere karşı her zaman tehdit altında hissetmesinin ve tepkilerinin neticesinin olduğunu” belirtmişti. İnsanların bu sıkıntılar karşısında yaşadıkları hususunda, Tarsuslu Pavlus’un sözlerine, “Önemli olan üç şey var; iman, umut ve sevgi” şeklinde atıf yaparak, “sevginin diğer değerleri ayakta tutacağını” vurgulamıştı.
Devamında, “Çevremdeki insanlarda karşılaştığım en yoğun duygu korku ve her türlü ön yargının ve ayrımcılığın merkezinde de bu var. İnsanları köklü bir benmerkezciliğe ve bencilliğe sürükleyen korku; onları yine aynı şekilde ortak iyiliği düşünmekten de alıkoyuyor. Bu korkudan insanı ancak Tek Tanrı’ya olan imanı özgür kılabilir. Bu iman olmadan kişi kendisini “Yaratıcının” yerine koyar ve her şeye gücü yettiğini iddia eder. Hâlbuki bize, sadece Tanrı’nın bir kulu olmanın yeteceğini söyleme alçakgönüllülüğünü ancak iman verebilir.” ifadelerini kullanmıştı.
Nesti, farklı din ve kültür mensupları ile diyalog faaliyetleri yürüten gençlere tavsiye olarak, gayretlerini dinlere ve inançlara dair çalışmalara daha da yoğunlaştırmalarını tavsiye ediyor. Bunu açıklayıcı mahiyette, “Bu, insanlığın geleceği için en önemli çabadır. Yorgunluğun sizi yenmesine izin vermeyin. Sizden farklı olanlara karşı şeffaf ve kucaklayıcı tutumunuzu derinleştirin. Farklılığı bir armağan olarak görün. Hayat için daha fazla zenginleşebilmek adına, Yaradan’ın armağanı olan bu faaliyetlere dâhil olun. En çok da dinleme, görme, hissetme ve dokunma gibi alıcı yönlerinizi geliştirin; zira, bunların her birisi sağlıklı ve sürdürülebilir diyalog adına hayatî önemdedir. Dinleme becerisi bunlardan en önemlisidir. İnsanları düşmanlıkla değil, empatiyle dinleyin. Düşmanlık yerine misafirperverliği pratiğe dökün. Sofralarınızı her misafirin kendisi olabileceği mahiyette kurun ve aynı zamanda onlara sunduğunuz şeyi beslenme olarak kabul etmeyi de öğrenin.” diyor.
Hayranlık uyaracak derecede şefîk, karşılıksız bırakılamayacak kadar nazik, ileri yaşına rağmen genç ruhlu; “Her gün uyandığımda, ‘Tanrım, Sana çok teşekkür ederim bugünü de bana nasip ettiğin için! Demek ki bugün de yapmam gereken şeyler var!” diyerek insanlarla birlikte olmaktan dûr olmayan ve hayatını insanî temas ve eğitim faaliyetleriyle geçirmiş samimi ve hakperest Donald S. Nesti’nin hayat tecrübesiyle kısa da olsa tanışmış olduk. Sürdüregeldiği inançlar ve kültürler arası diyalog faaliyetlerinin ve eğitim çalışmalarının küresel barışa önemli katkılar sağlayacağını ve hayatının insanlara ilham olacağını ümit ediyoruz.
___
* Matta 7:16’ya atıf: “Onları meyvelerinden tanıyacaksınız (…)”
** Bu ifade kendilerine aittir.