Dr. Helen Rose Ebaugh: Hizmet’i Tanıdıkça Sevdim

2010’lu yılların başlarıydı. Bir gün Samanyolu Televizyonu’nda Hizmet Hareketi üzerine yapılan bir programa denk gelmiştim. Ekrandaki kişi, Amerikalı bir sosyologdu. Sakin ve ölçülü bir üslupla, yıllarını verdiği araştırmasının sonuçlarını paylaşıyor; Hizmet Hareketi’ni bir akademisyenin merceğinden değerlendiriyordu. O gün ilk defa Dr. Helen Rose Ebaugh ismini duydum.

Dr. Ebaugh, o yıllarda Hizmet üzerine yürüttüğü kapsamlı saha araştırmalarını yeni kitaplaştırmıştı. Daha sonra Türkçeye de çevrilen Gülen Hareketi: İnanç Tabanlı Bir Toplumsal Hareketin Sosyolojik Analizi adlı eser, Hizmet hakkında Batı’da kaleme alınan ilk ciddi akademik çalışmalardan biri olarak dikkat çekiyordu. Ancak beni etkileyen yalnızca kitabın kendisi değildi. Bir Amerikalı akademisyenin, hakkında çok az şey bildiği bir inanç temelli hareketi peşin hükümlerin aksine, bilimsel bir merakla ele alması ve yıllar süren araştırmalarının ardından ulaştığı sonuçları açık yüreklilikle paylaşması ayrıca dikkat çekiciydi.

Dr. Ebaugh, altı çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Babası pamuk çiftçiliği yaparken annesi ev hanımı olarak aileyle ilgilenmiş. Babasının gençlik yıllarında doktor olmayı hayal ettiğini anlatan Dr. Ebaugh, dedesinin erken vefatının ardından aile çiftliğinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldığı için lise eğitimini yarıda bıraktığını söylüyor. “Babam eğitim konusunda son derece hassastı. Kendisi bu imkânı bulamamış olsa da çocuklarının iyi eğitim almasını çok isterdi. Altı kardeşten dördümüz doktora derecesi aldık.” sözleriyle ailesinin eğitime verdiği önemi özellikle vurguluyor.

Katolik bir aile içinde ve güçlü bir dinî atmosferde yetiştiğini ifade eden Dr. Ebaugh, bugün bir Episkopal Kilisesi’nde aktif olarak görev aldığını belirtiyor. Özellikle dinler arası diyalog faaliyetleriyle yakından ilgilendiğini, aynı zamanda yetişkin bireylerin kilise ile ilişkilerini geliştirmeye yönelik çalışmalarda sorumluluk üstlendiğini anlatıyor.

Zamanla yollarımız kesişti. Houston’da yaşayan Dr. Ebaugh ile önce bir okur-yazar ilişkisi çerçevesinde başlayan tanışıklığımız, zamanla dostluğa dönüştü. Bir davetimiz üzerine kültür merkezinde düzenlenen bir programa konuşmacı olarak katılmıştı. Salondaki dinleyiciler, onun anlattıklarını büyük bir dikkatle takip ediyordu. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’yi merkeze alan konuşmasında zaman zaman Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eserleriyle karşılaştırmalar yapıyor; farklı çağlarda yaşamış olsalar da her iki gönül insanının insanı merkeze alan benzer bir düşünce dünyasına sahip olduğunu ifade ediyordu. Hatta Mevlâna’nın Belh’ten Konya’ya uzanan yolculuğu ile Hocaefendi’nin Amerika’da geçen son yılları arasında dikkat çekici benzerlikler kuruyordu. Bir akademisyen titizliğiyle yaptığı tespitler ve samimi gözlemleri birleşince ortaya etkileyici bir tablo çıkıyordu.

Columbia Üniversitesinde sosyoloji doktorasını tamamlayan Dr. Ebaugh, 1973 yılında University of Houston öğretim kadrosuna katılmış. Çalışmalarının ağırlıklı olarak dinî kurumlar ve dünya dinleri üzerine yoğunlaştığını söylüyor. Öğrencileriyle birlikte farklı dinlere ait ibadethaneleri ziyaret ettiğini ve uzun yıllar aktif diyalog faaliyetlerinin içinde yer aldığını anlatan Dr. Ebaugh, üniversitede geçirdiği meslek hayatının kendisi için son derece verimli ve unutulmaz hatıralarla dolu olduğunu ifade ediyor.

Hizmet Hareketi ile tanışması da bu süreçte gerçekleşmiş. Bir davet üzerine Türkiye’yi ziyaret ettiğini anlatan Dr. Ebaugh, bu seyahatin kendisi açısından önemli bir gözlem ve tecrübe fırsatı sunduğunu söylüyor. Ziyaret ettiği eğitim kurumları ve sivil toplum faaliyetlerinden oldukça etkilendiğini belirten Dr. Ebaugh, özellikle okullarda kullanılan teknolojik altyapının dikkatini çektiğini ifade ediyor. “O dönemde Amerika’daki birçok okulda bile görmediğim teknolojik imkânlarla karşılaştım. İlk akıllı tahtayı Türkiye’de, Hizmet okullarında görmüştüm.” diyor.

Ancak onu en çok düşündüren konulardan biri, böylesine geniş ve kapsamlı faaliyetlerin nasıl finanse edildiği olmuş. Eğitimden diyaloğa, kültürel faaliyetlerden yardım çalışmalarına kadar uzanan bu büyük organizasyonun arkasındaki mali yapıyı anlamak istediğini ve bunun daha sonra yapacağı araştırmaların önemli sorularından biri hâline geldiğini ifade ediyor.

Aslında sonradan kitaplaşacak araştırmasının ortaya çıkış hikâyesi de en az kendisi kadar ilgi çekiciydi. Dr. Ebaugh, bir görüşmemizde araştırmasının başlangıcını şu sözlerle anlatmıştı:

“Bir öğrencim tesadüfen bana bu hareketten bahsettiğinde, böyle bir grubun varlığından haberdar değildim. Bir akademisyen olarak önyargılarla değil, kendi araştırma metodolojim doğrultusunda hareket etmeli ve olguları da bilimsel ölçütlerle değerlendirmeliydim.”

Bu yaklaşım, çalışmasının bütününe de yansımıştı. Önceden verilmiş hükümler yerine gözleme, mülakata ve saha araştırmasına dayanan bir yöntem izlemişti. Böylesine kapsamlı bir çalışmanın ortaya çıkabilmesi ciddi bir araştırma sürecini gerektiriyordu. Bu noktada dönemin Dialog Institute yöneticilerinden Dr. Y. Alp Aslandoğan ile irtibata geçmiş, Dr. Aslandoğan da araştırma sürecinde kendisine önemli destek sağlamıştı.

Birlikte Türkiye’nin farklı şehirlerini ziyaret etmiş, yaklaşık yüz Hizmet gönüllüsüyle görüşmüşlerdi. Özellikle iş insanlarıyla yapılan mülakatlar dikkat çekiciydi; zira Hizmet’in eğitim, diyalog ve yardım faaliyetlerinin arkasındaki gönüllülük anlayışını ve finansal yapıyı anlamak için bu görüşmeler büyük önem taşıyordu. Bunun yanında eğitim kurumları, kültür merkezleri ve çeşitli sivil toplum faaliyetleri de yerinde incelenmişti. Böylece hareketin yalnızca teorik söylemler değil, günlük hayata yansıyan pratik yönleri de araştırmanın bir parçası hâline gelmişti.

Ortaya çıkan eser, yalnızca bir hareketin hikâyesini anlatmıyordu. Aynı zamanda bir akademisyenin, farklı kültürlerden insanları anlamaya çalışırken gösterdiği ilmî dürüstlüğün ve entelektüel cesaretin de bir örneğini teşkil ediyordu.

Dr. Y. Alp Aslandoğan, yıllar sonra ondan bahsederken şu değerlendirmeyi yapmıştı:

“Dr. Helen Rose Ebaugh, titiz araştırmacılığı kadar mütevazı kişiliği ve insanları anlamaya yönelik samimi yaklaşımıyla zihnimde daima özel bir yer edinmiştir.”

Bu ifade, onu yakından tanıyanların ortak kanaatini özetliyordu. Akademik birikimi ne denli güçlü olursa olsun, Dr. Ebaugh’u farklı kılan asıl özellik, insanlara yaklaşımında sergilediği içtenlik ve önyargılardan uzak durma gayretiydi.

Dr. Ebaugh ile Türkiye’de Hizmet Hareketi’nin bugününü konuştuğumuzda, yaşanan süreçten duyduğu üzüntüyü gizlemiyor. Yıllar boyunca Fethullah Gülen ve Hizmet hakkında çok sayıda araştırma, inceleme ve soruşturma yürütüldüğünü hatırlatan Dr. Ebaugh, buna rağmen herhangi bir mahkeme tarafından suçlu bulunmamış insanların böylesine ağır bedeller ödemek zorunda bırakılmasını talihsiz bir durum olarak değerlendiriyor. Ona göre bu süreçte yalnızca bireyler değil, aileler de derin mağduriyetler yaşamakta.

Bütün bu zorluklara rağmen Hizmet gönüllülerinin dünyanın farklı bölgelerinde faaliyetlerini sürdürmesini takdirle karşıladığını ifade eden Dr. Ebaugh, özellikle yaşadığı şehir olan Houston’da eğitim ve diyalog alanında yürütülen çalışmaları yakından takip ettiğini söylüyor. Hizmet’in farklı toplumsal kesimler arasında köprüler kurma çabasını değerli bulduğunu belirterek, eğitim ve diyalog faaliyetlerinin toplumların birlikte yaşama kültürüne önemli katkılar sunduğunu vurguluyor.

Son yıllarda Hizmet gönüllüsü hanımların hem faaliyetlerde hem de liderlik pozisyonlarında daha görünür hâle gelmesini de memnuniyetle karşıladığını ifade ediyor. Bu değişimin son on yılda daha belirgin bir şekilde hissedildiğini söyleyen Dr. Ebaugh, yaşanan dönüşümün kendisini etkilediğini ve geleceğe dair umut verdiğini dile getiriyor.

Houston’da Hizmet faaliyetlerini uzun yıllardır gözlemleyen Dr. Ebaugh’a, hareketin yerel topluma en önemli katkılarının neler olduğunu sorduğumda cevabı üç başlıkta özetliyor: “Dinler arası diyalog, İslam’ın daha iyi anlaşılmasına katkı ve her insanın şahsi onuruna duyulan saygı.”

Sohbetimizin sonuna doğru sözü günümüz dünyasının sorunlarına getiriyoruz: Dr. Ebaugh savaşların, çatışmaların ve toplumsal kutuplaşmaların arttığı bir dönemde umudun kaybedilmemesi gerektiğini vurguluyor. İnançların insanlara zor zamanlarda dayanma gücü verdiğini; geleceğe dair olumlu bakış açısının hem fertler hem de toplumlar için önemli bir destek kaynağı olduğunu ifade ediyor. İnsanlığın karşı karşıya olduğu pek çok problemin çözümünde ise Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Hazreti İsa’nın (aleyhisselâm) öğretilerinde yer alan saygı, merhamet ve insan onuruna değer verme anlayışının izinden gidilmesi gerektiğini düşünüyor.

Dinler ve kültürler arası diyalog faaliyetlerine ilgi duyan, ancak kendilerini henüz hazır hissetmeyen gençlere tavsiyesi ise kısa ve net: “Bu tür faaliyetlerin içinde aktif yer alsınlar. Kişiler ancak katılarak, aktif iletişim içinde bulunarak öğrenir ve hazır hâle gelir.”

Eğitim ve diyalog alanlarında uzun yıllar emek vermiş, samimi ve hakperest bir akademisyen olan Dr. Helen Rose Ebaugh’un hayatına kısa bir yolculuk yapmış olduk. Geleceğe dair umudunu koruyan Dr. Ebaugh’un da ifade ettiği gibi, insanlığın bugün her zamankinden daha fazla birbirini anlamaya, ortak değerlerde buluşmaya ve geleceğe umutla bakmaya ihtiyacı var. Farklı inanç ve kültürlerden insanların birbirlerini daha iyi tanımalarına katkı sunan çalışmaların, ortak insanî değerlerin canlı tutulmasına ve daha barışçıl bir dünyanın inşasına vesile olmasını temenni ediyoruz.

 

 

Bu yazıyı paylaş