Uyandık bir sabah, ellerimizde kelepçe Anladık ki bir imtihan başlamak üzere Uzandık taş hücrelere, yavaş ve sessizce Bu zulme dayanma, tevekkül ve sabretmekle
Savrulurken benliğim sağa-sola, Bu gelgitli hayat yığılmışken üstüme, Alıştım artık şu “serseri” lakabına. Yetim kalmış maneviyatıma, Yüreğim sızlar benim dostlar! Yüzüm kızarır, utanırım, Deli divane olur, bir sığınak ararım. Hoyrat ellerde