Allah’ın (celle celâluhu) huzurunda kâfir ve münafıklar günahlarını inkâr edecekleri için, ağızları mühürlenecek ve uzuvları yaptıklarını itiraf edecek: “Bugün mühür vuracağız ağızlarına; elleri Bize söyler, ayakları şahitlik eder, kendi yaptıklarına.” (Yasin, 36/65). Dünyadaki fırsatçılık ortamında icraatlarıyla nifaklarını teşhir edenlerin organları, Hesap Günü’nde yaptıklarını anlatacak. Kalplerinin fesadını amelleriyle gösteren bu nifak ehli, kendilerine bir çıkış kapısı bulamayacak.Allah’ın emirlerine karşı gelerek yaptıkları bunca zulüm, o gün onları tamamen çaresiz bırakacak.

Bu süreçte tarifsiz zulümlere, mağduriyetlere, acılara şahit olduk. 500.000 insan (aileleriyle birlikte birkaç milyon) mağdur edildi, hapislerde süründürüldü, hattaişkenceler de edilerek binden fazlasının ölümüne sebep olundu. Firavun âdeti üzere bebek ve çocuklara bile zulmedildi. Basit menfaatler için zalimler alkışlandı. Aile fertleri dahi birbirine düşman edilerek akıl almaz bir fitneye sebep olundu.

İnsanların yıllardır çalışıp didinerek kazandıklarına bir çırpıda el konuldu. Bu gasp edilen mal, mülk, yurt, okul, hastane ve üniversitelerle insanlığa hizmetten başka ne yapılıyordu?

Çoluk çocuk demeden, binlerce insana, vicdansızca hapis cezaları verildi. Bir insanın hapiste yatması, hatta hücre cezası çekmesinin ne kadar ağır bir ceza olduğunu ancak bunu yaşayanlar tam olarak hissedebilir.

İftira, fitne, gasp, hapis ve işkence… Bütün bu suçları işleyip de hem bu dünyada hem öbür dünyada temize çıkılabilir mi? Hâlbuki ölçü gayet net: “Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin.” (Maide, 5/8). Hele bu zulümler sonucu ölümlerine sebep olmanın cezası çok açık: “Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir.” (Nisa, 4/93).

Peki, çağın münafıklarının zulümlerine maruz kalanların durumları nedir? Onlar da tarif edilmiş: “Benim rızam için hicret edenlerin, vatanlarından sürülenlerin, Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda savaşanların ve öldürülenlerin, elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah’ın yanındadır.” (Âl-i İmrân, 3/195).

Büyük müjdeler Allah’ın emirlerine uyup kendini insanlığa feda edenlere:

“İman edip yararlı işler yapanlar ve Rab’leri tarafından gerçeğin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilen vahye iman edenlerin ise günahlarını örtüp hallerini düzeltir.” (Muhammed, 47/2).

Soğuk denizleri aştık da geldik,
Derin nehirleri geçtik de geldik,
Gönülden bu yolu seçtik de geldik,
Selamlar ola bütün gariplere.

Almışız ya kitabı elimize,
Bütün dünya acısa halimize,
Mevla’ya çağıran feryadımıza,
Fedalar ola adak hayatlarda.

Aşkların ikisine de sahibiz,
Makam ve mansıplar hep rakibimiz,
Olmasa da dünyada bir pulumuz,
Müjdeler ola Rabbin huzurunda.

Aldanmasak dünyaya, insan olsak,
Üç beş kırıntıya hiç takılmasak,
İki dünyayı saadetli kılsak,
Sonsuz hayatlar ola O’nun rızasında.

Elde gönülde ne varsa verelim,
Hep birlikte sevaplara erelim,
Derse herkes şehadettir emelim,
Temaşalar ola cennetlerinde.