Kimi canlılarda bazı organlar, şekilleri veya büyüklükleri itibarıyla insanın dikkatini daha fazla çeker. Mesela fillerin hortumu, zürafanın boynu, timsahın çenesi, kangurunun kesesi, erkek aslanın yelesi veya gergedanın boynuzu gibi yapılar ilk anda onun diğer hayvanlardan farklı olduğunu ortaya koyar. Bunlardan birisini de hafta sonu hem yorgunluğumu atmak hem de ailemle beraber güzel vakit geçirmek maksadıyla tabiat parkına gittiğimde fark ettim.

Gezi esnasında dikkatimi en çok çeken hayvanlardan birisi sincaplar oldu. Bu küçük canlıların büyük kuyrukları, ilk anda sanki kendilerine yük oluyormuş gibi bir görüntü verirken ağaç dalları arasında çevik hareketlerini müşahede ettiğimde neredeyse kendi vücut büyüklüğünde hatta daha da büyük olan kuyrukların çok enteresan bir dengeleme ve paraşütleme organı olarak yaratıldıklarını fark ettim. Onları bir süre izledikten sonra, aslında sincaplar hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımı anladım. Geziyi tamamlayıp eve dönünce sincaplar hakkında biraz araştırma yaptım.

Sincapgiller(Sciuridae)ailesine mensup, bilinen 278 türü olan bu kemirgen memelilerin tüylü uzun kuyrukları en dikkat çeken kısımlarıdır. Ortalama boyları başının tepesinden kuyruk ucuna kadar 34–43 cm, ağırlıkları ise, 250–350 gr. kadardır. 14–20 cm uzunluğunda tüylü bir kuyruğa sahiptirler. Gebelik süreleri 30–40 gün arası olan bu canlılar, bir batında 3 ila 7 yavru doğurabilecek ve yılda 1–2 kere yavrulayabilecek istidatta yaratılmıştır. Ortalama ömürleri 7 yıldır.

Avrupa’dan Japonya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayabilen sincaplar, ülkemizde Batı Karadeniz’de, Trakya’da, Doğu Karadeniz’de, Kuzeydoğu Anadolu’da, Orta Akdeniz’de hayat sürmektedirler. Sincaplar ormanlık alanlarda ve korularda yaşar. Kış uykusuna yatmayan sincaplar, çok soğuk günlerde birkaç günlük uyuşukluk dönemine girerler.

Tırmanma ve sıçrama ustası olan sincaplar, neredeyse bütün zamanlarını ağaç üzerinde geçirir. Ağaçlara hızlıca çıkarlar, ayrıca ağaçlardan baş aşağı inebilirler. Sincaplar, dalların çatal bölümlerinde veya ağaçkakanların açtıkları oyuklarda küre benzeri yuvalar yapar. Kuş yuvalarının aksine sincap yuvalarının ağzı, yuvanın alt bölümündedir. Anne yuvadan ayrılırken, avcılardan korunmak gayesiyle yuvanın ağzını otlarla kapatır. Bir bölgede birden fazla yuva yapan bu canlılar, yuvalarının içini otlar, yapraklar veya yosunlarla döşer.

Sincaplar fındık, badem, ceviz, mantar, meşe palamudu, taze ağaç kabuğu, böcek, kuş yavrusu ve salyangozlarla beslenir. Soğuk kış günlerinde gıda sıkıntısı çekmemek için sevk-i İlâhî ile sanki öğretilip eğitim verilmiş gibi tohumları ve kabuklu yemişleri güçlü arka bacaklarıyla toprağa gömerek saklarlar. Bazı zamanlarda toprağa gömüp de bulamadıkları tohumların bir hikmeti de yeni ağaçların çimlenip fidan hâline gelmesine vesile olmalarıdır.  Kısacası sincapların gıda depolama alanlarının unutturulması bile boşuna değildir. Sincapların immün sistemi, çok sayıda zehire karşı güçlü bir yapıda yaratılmıştır. Bu canlılar, 20 farklı zehiri bünyesinde barındıran porsuk ağacının zehirlerine bile dirençli yaratılmış olup nesillerini devam ettirme potansiyelleri yüksektir.

Hikmetli bir organ: Kuyruk

Hayatta kalma konusunda yeryüzündeki en kabiliyetli hayvanlardan birisi olarak yaratılan sincaplar, tüylü kuyrukları sayesinde başka hayvanlar tarafından nadiren öldürülebilir. Mesela yılan gibi bir sürüngen tarafından saldırı yapıldığında sincabın kan basıncı oldukça yükselir ve kuyruğun kan damarları hemen kan ile dolarak şişer ve kuyruktaki bu sıcak kandan yayılan kızılötesi (infraruj) radyasyon, bu tüylü uzun kuyrukları, avcı yılana çok büyük bir başka canlı gibi gösterir. Yılanların baş kısımlarındaki infraruj algılayıcı organlar sıcakkanlı hayvanların ısısına göre ayarlanmış birer duyu organıdır. Kuyruk damarlarının bu durumu atmaca ve sansar saldırılarında da işe yarar.

Dikkatli Bir Yol Planlayıcısı

İngilizcede sincapkelimesi, “krize karşı dayanıklı”kelimesiyle eş manalıdır. Yaşadığı bölgede yiyecek ve ağaç olduğu müddetçe başka bir canlı kolay kolay sincaba zarar veremez. Herhangi bir tehlike karşısında çok uyanıktırlar. Gözleri kafatasına her tarafı görebilecek şekilde yerleştirilmiştir. Bir ağaçtan diğer ağaca zıplayışlarını, dallar arasındaki mesafeyi ustaca ölçmeleri sayesinde gerçekleştirirler. Sincap, dallar arasında zıplarken, bir sonraki dala güvenli bir şekilde inmek için, dört pençesini harekete geçirir. Keskin pençelere sahip kılınmış olan sincaplar, iniş yapacakları dalı güçlü bir şekilde kavrar. Bu sayede yere düşmezler.

Şaşmaz Dümen

Sincapların kuyrukları, neredeyse boylarına denktir. Sincaplar ağaç dallarında zıplarken, havadayken yönlerinde herhangi bir sapma olmaz. Bu yön sabitlemeye vesile olan kuyruklarını aynı zamanda bir kanat gibi de kullanarak planör şeklinde, havada uzun mesafede yol alabilirler. Bu sayede zıplama mesafelerini 5 m’ye kadar çıkarabilirler.  Sincabın boyu ve ağırlığı ile atladığı mesafeyi insanın boyu ile kıyasladığımızda bu mesafe, insanın yere basmadan 36 metre zıplamasına eşdeğerdir. Yüksek ağaç tepelerinde bir daldan diğerine sanki otobanda gidiyormuş gibi rahat hareket etmelerinin sebebi, kuyruklarını bir paraşüt gibi kullanabilmeleridir. Kendisinin tesadüfi mutasyonlarla ve adaptasyonla tesadüfen asla sahip olamayacağı bu kuyrukları sayesinde, yere sert bir şekilde düşmekten korunmuşlardır.

 

Güçlü Arka Bacaklar

Sincapların arka bacakları çok güçlü yaratılmıştır. Çünkü yiyeceklerini toprağa gömebilmeleri için yorulmadan toprağı kazarak günde ortalama 250 kadar meşe palamudu veya ceviz gibi kabuklu tohumları kazdıkları çukura yerleştirebilmeleri, ancak bu güçlü arka bacaklar sayesinde olabilir. Kuyruklarının paraşüt gibi yayılarak havayı kavraması, hafif olmaları ve güçlü arka bacaklarının düşme esnasında yay gibi esnemesi bu hayvanların 20 m yükseklikten bile düşmeleri sırasında korunmalarına vesile olur.

Usta Bir İz Kaybettirici

Çam sansarları, vahşi kediler, çakallar ve yırtıcı kuşlar; sincapların düşmanlarıdır. Sincaplar, atmaca gibi hızlı kuşların saldırısından bile seri hareketleri sayesinde kurtulur. Sincabın hızlı hareketleri sonucu dikkati dağılan atmaca, avını kovalamaktan vazgeçer. Ayrıca bazı sansarların sincapları avlamaya çalışırken ağaçtan düştüğü de görülmüştür.

Bazı evrimcilerin iddiasına göre sincap bu özelliklerini tesadüfen kazanmış ve bu kabiliyetlerinin ağaçta yaşamaya uygun olduğunu görünce de ağaca çıkmıştır. Bazılarına göre ise sincap yerdeki düşmanlarından korunmak için ağaca çıkmış, fakat başlangıçta kabiliyeti ağaçta yaşamaya uygun olmadığı halde zaman içinde çoğu düşerek ölmesine rağmen bazıları tesadüfen bu karakterleri kazanmış ve ağaçta yaşamaya uygun hâle gelmiştir. Hâlbuki bu iki iddia da temelsiz ve zayıf birer faraziyedir.

En doğru olanı ise sincabı yaratan Rabbimizin, hangi şartlarda yaşaması gerektiğini takdir ederken onu ihtiyacı olan organlarla en uygun şekilde donatarak hayat sahnesine çıkarmasıdır. Çünkü kendi aklı, ilmi, kudreti ve iradesi olmayan zavallı, aciz bir hayvancığın, böyle bir kuyruğu kendi kendisine eklemesi mümkün değildir. Bizim insan olarak hikmetlerini yeni yeni anlayabildiğimiz sincabın kuyruğunu kendisinin tesadüfi mutasyonlarla geliştirmesi asla mümkün olamayacağından, Allah’ın (celle celalühü) bu kuyruğu yaratmadaki hikmeti daha iyi görülecektir.