Karanlıklara Nur İsmi dokunur ve aydınlanır her yer.

İşte o anda, ışıl ışıl bir dünyanın mektupları açılır yüreklere.

“Oku Yaratan Rabbinin adına ve O’nun adıyla!” nidâsı düşer niyetlere.

 

Yeryüzü sahnelerinde sergilenen mevcudatın temaşasına yönelen nazarlarımız, göklere, yerlerin ve okyanusların derinliklerine uzandığında, karanlıklara yelken açtığını sanır. Fakat biraz dikkatli bir nazarla bakabilirsek, oraların sakinlerinin de ışıltılarıyla, bizlere Sanatkârlarından haber vermek için yarıştıklarını fark edebiliriz.

Hususiyetle okyanus derinliklerinde, aklı hayrette, duyguları ise heyecanda bırakan sahneler sergilenir. Mikroskobik boyuttaki bakterilerden, dev mürekkep balıklarına; ışıklı minik denizanalarından, derisi dikenlilere; tulumlulardan, bazı köpekbalıkları ve vatozlara kadar pek çok canlı, mânâ peşine düşen tefekkür ehli için ışıklarını yakar. İşte bazı canlıların vücudundaki bu biyolojik ışık üretme olayına, biyolüminesansdenilmektedir. Buradaki en hikmetli hususlardan biri, canlının vücut ısısının değişmeden biyolojik ışık yayabilir şekilde yaratılmış olmasıdır. Normal olarak ışık, ancak ısı enerjisi yayarak ortaya çıkar. Yaktığınız odun ve kömür, ısı verirken ışık da verir. Normal elektrik lambaları da ışık verirken ısınırlar.

Denizlerin altında ve karada yaşayan bazı böceklerde ise ısı vermeden, soğuk ışık üreten bir mekanizma yaratılmıştır. Kudreti Sonsuz Rabbimiz sanki “Dilersem böyle de aydınlık yaratırım” diyerek, ilminin ve kudretinin sonsuzluğunu sergilemektedir. Biyolojik ışık üretiminin temelini genel olarak, lusiferinmaddesinin oksitlenmesi yani oksilusiferin’e dönüştürülmesi oluşturur. Bu kimyevî reaksiyonun oluşabilmesi için gerekli enzim ise lusiferazdır. Kompleks yapıdaki bu özel maddelerin ve enzimin kendi kendine veya tesadüfen oluşması mümkün değildir. Tabiatın da yaratma kudreti yoktur. Zira tabiat, müşahede ettiğimiz canlı ve cansız âlemin şuursuz, ilimsiz ve kudretsiz bir görüntüsüne verdiğimiz basit bir isimdir.

Biyolüminesansüretebilen canlıların çoğu, deniz ve okyanusların karanlık derin bölgelerinde yaşar. Derin suların sakinleri, genellikle su içinde güçlü bir ışıma gösteren, ortalama 475 nm dalga boylarında mavi ışık, ikinci olarak da yeşil ışık yaymaktadır. Enteresan olan diğer bir husus da sualtı canlılarının, çoğunlukla mavi-yeşil ışıkların dalga boylarına hassas olarak yaratılmış olduklarıdır. Ayrıca nadiren de olsa, sarı-kırmızı dalga boyları aralığında ışıma yapan canlılar da gözlenmektedir.

Işık yayma özelliğiyle yaratılan canlılara, bu ışığı bir silah olarak da kullanabilmeleri için çok mükemmel kontrol mekanizmaları hediye edilmiştir. Işıklarını açıp kapayabilmenin yanında; ışığın şiddetini, rengini ve yönünü ayarlama gibi fonksiyonları sağlayan kimyevî ve nörolojik mekanizmalar birer mühendislik harikasıdır. Su altında ışık üreten canlılar, çoğunlukla bu ışığı aydınlanma veya yolunu görme maksadıyla kullanmaz. Bu harikulade özellik, birbirinden farklı birçok hikmetli gaye için ikram edilmiştir. Kimilerine rızkını temin etmesi için avının ilgisini çekme stratejisi olarak, kimilerine de saldırganlardan korunma sistemi olarak verilen ışık, bazı türlerde üreme faaliyetine uygun mesajlar vermede de kullanılır. Bazılarına aynı anda birkaç hikmetli fonksiyon ihsan edilmiş olabilir.

Işık Kusan Karides

Hayvanlarda biyolüminesans hususunda en enteresan örneklerden biri, ışık kusan derin deniz karidesi Acanthephyra purpurea’dır. Bu karides, kendisini takip eden düşmanından kaçmayı başaramadığında, yani tehlike doruk noktaya ulaştığında, saldırganın yüzüne karşı ağzından bir ışık bulutu püskürtür. Bu ışık, diğer canlıyı şaşkınlığa düşürdüğü gibi, görmesini engeller, hatta bazen geçici bir körlüğe sebep olur. Bu sırada karides, hemen karanlıklara doğru kaçıp kurtulur. Deniz biyoloğu Edith Widder, bu karidesler üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda püskürtülen kimyevî maddenin vücuttayken mavi olmadığını, püskürtme sonucu suyla temas ile birlikte, fışkırtılan sıvıdaki lusiferinmaddesinin sudaki oksijenle temas ettiğinde, mavi ışık üretiminin gerçekleştiğini ifade etmektedir.

Gevşek Çene Balığı

Kemikli balıklar takımına dâhil familyaların en az 42’sinde biyolüminesans özelliği tespit edilmiştir. Bunlardan biri degevşek çene balığı olarak adlandırılan Photostomias guernei’dir. Balığın gözlerinin yanlarında oldukça dikkat çekici bir ışıklandırma organı mevcut olup tıpkı arabaların far lambalarını andıran bu ışıklar, israf olmaması için devamlı yanık durumda değildir. Av aradığı zaman yakarak önünü aydınlatır, ancak ihtiyacı olmadığında söndürebilir. Bu organın bir özelliği de tıpkı farlarda olduğu gibi, ışığı üreten asıl merkezin arkasında ayrıca bu ışığı yüksek oranda yansıtıcı bir tabakanın yaratılmış olmasıdır. Balığın siyah kadifemsi gövdesi ile ışıklı organın aydınlık ve açık rengi birbirine tezat olup çok dikkat çekeceğinden, balığın başka saldırganlara hedef olmaması için bu organ avlanmak için kullanılmadığında söndürülür.

Derin Deniz Balta Balığı

Işık sistemlerinin canlıya veriliş hikmetlerinden biri de, hem avlanmada hem korunmada işe yarayan kamuflajdır. Sualtı dünyasının derinliklerinde, yukarıdan aşağıya doğru kararan loş ışığa karşı duran bir hayvanın silueti, çok kolay fark edilebilen bir hedeftir. Bu duruma en iyi örneklerden biri, derin denizlerde yaşayan balta balığıdır. Balık, avlanmasını kolaylaştıracak şekilde gözleri gövdesinin yukarısında ve ağzı da yukarı dönük yaratılmıştır. Kendisinden daha aşağı seviyede yüzen saldırgan büyük balıklara karşı kamuflaj sağlaması için de, karın bölgesinden biyolüminesans yayar. Yaydığı ışığın rengi, ortamın renk yoğunluğu ile mükemmel uyum sağladığından, balığın aşağıdan fark edilmesini zorlaştırır. Bu sırada denize vuran güneş ışığı, herhangi bir şekilde kesintiye uğrarsa, balık da ışıklarını söndürür ve ortamla kamuflaj durumu devam etmiş olur. Bu da balığa hem ilham hem ikram edilmiş harika bir sistemdir.

Siyah Ejderha Balığı

 

Melanostomias bartonbeani’nin ışıklı organlarındaki çeşitlilik

Melanostomias bartonbeani isimli bu siyah ejderha balığı, ışıldamanın pek çok hikmetinden istifade eder. Gözlerinin yanında, avını bulmak ve eşine sinyal göndermek için kullanılan ışıklı bir bölge ve ayrıca çenesinde de, avını çekebilmek için cazibeli bir tuzak olarak yaratılmış, ışıklı bir uzantısı vardır. Bunlara ilaveten karın bölgesi boyunca sıralanmış küçük ışık organları siluetinin gizlenmesinde rol oynarlar. Bunların dışında, derisinin içine gömülmüş jelatinimsi bir kapsülle çevrilmiş ışık yayan cep şeklindeki yapılar, alarm sistemi olarak kullanılmaktadır.

Üç Çeşit Işıklı Balık

Malacosteus nigeradındaki balık üç farklı tipte ışık organına sahiptir. Gözlerinin altında kırmızı ışık yayan, geniş ve damla görünümündeki ışıklı organı, sanki deniz altındaki aydınlanma ve optik kanunlarını biliyormuş gibi, 702 nm dalga boyunda kırmızı ışık yayar. Hâlbuki derin deniz canlılarının çoğunun gözleri kırmızıyı göremez. Kırmızı ışık, okyanusta hızla emildiğinden suda fazla ilerleyemez. Bu balık ise, hem kırmızı ışık üretir, hem de bu ışığı görebilir. Bu yüzden kırmızı ışıklı organı, ona lütfedilmiş çok güzel bir avlanma avantajıdır. Tıpkı kızılötesi gece görüş dürbünüyle avlanır gibi, varlığını fark ettirmeden, yakın çevresini aydınlatarak kolaylıkla avlanabilir. Kırmızı ışık yayan organın arkasında ise erkek balıklarda daha büyük olan, mavi ışık yayan oval bir bölüm bulunur. Üçüncü bir ışık organı ise çok küçük ve yuvarlak olup gözler ile büyük kırmızı ışık organı arasında bulunur.

Âdeta farklı renkte trafik lambaları gibi ortamın aydınlanma ve avlanma durumuna göre bunları tıpkı bir film stüdyosunun ışıklandırma ustası gibi en uygun şekilde kullanan bu balığın da bir ilminden veya optik bilgisinden söz edilemez.

Işıktan Oltalı Fener Balığı

Fenerbalığının ışıklı oltası da harika bir tefekkür sahnesidir. Kendi vücudunda biyolüminesans üretecek bir donanıma sahip olmamakla beraber, bu balık nasıl ışık üretir? Aklı ve şuuru olmamasına rağmen bu balık bakterilerden yardım alarak ışık üretir. Korkunç görünümlü balığın ağzının önüne doğru sarkan oltasının ucunda ışık üreten bakterilerin barınıp korunduğu bir çukurluk vardır. Tıpkı solucana benzeyen bir yem gibi görünen bu ışıklı kısım, küçük balıklar için çok caziptir. Bu bölgeye doğru gelen balıklar, fener balığının ağzına yönlendirilmiş olur ve kocaman ağzını hızla açabilen fener balığı avını kolaylıkla yakalar. Balıkla ortak hayat sürdüren bakteriler, balığın avlanmasında vazife yaparken, kendileri için de hayat sürdürüp çoğalabilecekleri bir ortam bulmuş olurlar. Bu şekilde güzel bir yardımlaşma ve dayanışma örneği de oluştururlar. Sinir sisteminden, akıldan ve şuurdan yoksun bakteriler ile balık arasında böyle bir yardımlaşma anlaşması nasıl yürürlüğe girebilir?

Işık yayan bakterilerin ilgi çekmesinin bir sebebi de uydulardan çekilen Dünya görüntülerinde, okyanuslarda görülen ve “Sütlü Deniz” olarak isimlendirilen geniş ışıklı bölgelerdir. Özellikle uydu sensör sistemlerinin, Hint Okyanusu’nda, 15.400 km²’lik bir biyolüminesans alanını tespiti ve buna bazı biyolüminesans yapan bakterilerin veya Dinoflagellat türü ateş rengi kamçılı alglerin sebep olabileceği düşüncesi, bu canlılara merakı artırmıştır.

Alarm Veren Denizanası

Bazı canlıların ışıldaması bir alarm veya imdat sireni görevi yapar. Bu konuda incelenebilecek güzel bir örnek, derin suların zarif sakini Atolla wyvilleidenizanasıdır. Bu denizanası, herhangi bir saldırıya maruz kaldığında, suda daireler şeklinde yayılan mavi ışıklar üretmektedir. Çevresine alarm veren bu ışıklar sayesinde, kendisine saldıran hayvandan daha büyük ve güçlü hayvanların dikkatini çekmeye, yardım çağırmaya çalışmaktadır.

Karada yaşayan ateş böcekleri gibi bazı türlerde de müşahede edilebileceği üzere, biyolüminesans hadisesi bazı canlılara lütfedilmiş, hikmetlerle dolu, düşünen insanda tefekküre sebep olan, akılsız ve şuursuz tabiata ve sebeplere verilemeyecek, biyolojik bir mucizedir.

 

Kaynaklar

Steven H.D. Haddock, Mark A. Moline ve James F. Case (2010). Bioluminescence in the Sea, Article in Annual Review of Marine Science, DOI:10.1146/annurev-marine-120308-081028 Source:PubMed.

 

Edith A. Widder (2001). Harbor Branch Oceanographic Institution, Fort Pierce, Florida,Marine Bioluminescence, Bioscience Explained, cilt 1, no 1, s. 1-9.

 

Edith A. Widder (2010).“Bioluminescence in the Ocean: Origins of Biological, Chemical, and Ecological Diversity,”Science, cilt 328, s. 704-708.

 

www.wired.com/2012/01/glow-little-spewing-shrimp-glow/ 28.03.2018.

 

en.wikipedia.org/wiki/Malacosteus_niger / 1.04.2018.