İnsan hayatının başlangıcında muazzam bir enerji, arzu ve motivasyon vardır. Bebeğin dünyamıza gelişiyle birlikte hareket de başlar. O artık dokuz aylık yuvasından tamamen farklı, yepyeni bir dünyadadır. Öncelikle çevresini araştırmaya ve keşfetmeye koyulur. Bir müddet araştırdıktan sonra, yanında uzanan kollarını ve bacaklarını keşfeder. Çok zaman geçmeden, annesinin karnında yapamadığı pek çok şeyi yapabildiğini fark eder. Böylece hayat boyu sürecek öğrenme serüveni başlamış olur.

Karanlık ve dar bir odadan son derece karmaşık bir dünyaya seyahat etmekle ortaya çıkan (zeki ve eğitimli insanların bile idrakini aşkın) öğrenme yoğunluğunu hayal edin. Çok şükür, bebeğimiz bu seyahati gerçekleştirmesine imkan tanıyan, olağanüstü bir motivasyon sermayesi ile donatılmıştır.

İlk bir kaç gün veya ay boyunca (yetişkinlerden neredeyse hiç bir yardım almadan) harikulade bir öğrenim gerçekleşir. Bu ilk açılım, ferdin geri kalan hayatında belki de hiç bu seviyede olmayacaktır. Bebeğin motivasyonu ve merakı böylesine hızlı bir öğrenimi mümkün kılıyor olabilir, fakat aynı zamanda mükemmel bir işlemciye ve hafızaya sahip, insan beyni denilen benzersiz bir bilgisayarla desteklendiği de unutulmamalıdır. Bunlar yetişkinlerin çocuğun öğrenimine karışmadan evvel mevcut olan ana kaynaklardır.