Kara delik, çekim alanı her türlü maddî varlığın ve ışık cinsinden dalgaların kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi çok büyük bir kozmik yapı olup astrofiziğin büyük bir muammasıdır. Kara delikler devasa yıldızların kendi nükleer enerjileri bitince, iç basıncının kendi kütle çekimine üstün gelmesiyle, yıldızın kendi içine doğru çökmesiyle yaratılmaktadır.

EHT (Olay Ufku Teleskobu) Ekibi, dünyadan 6,5 milyar kat daha büyük bir kara deliği fotoğraflamayı başardı. Böylece 500 bin katrilyon km uzaktaki kara deliğin görüntüsü tespit edildi. Bu kara delik, 53 milyon ışık yılı uzaklıkta olduğundan ilk anda mesafeler ve görüntünün elde edilmesi gibi hususlar insan aklına ağır gelebilir. Işık hızıyla, yani saniyede yaklaşık 300.000 km hızla hareket eden bir araca binsek, bu kara deliğe varmamız 53 milyon yıl sürecekti. Diğer bir tabirle, bu kara delikten alınan ışık fotonları, aslında 53 milyon yıl önce yola çıkmış ve bizim teleskobumuza henüz ulaşmıştır.

Uzayla ilgili mesafeleri hakiki mânâsıyla algılamamız gerçekten çok zordur. Bu muazzam mesafe akla yakınlaştırabilmek için şu benzetmeyi yapabiliriz: Bu kara deliğin dünyamızdan görüntüsünün tespit edilmesi, İstanbul’daki bir susam tanesinin New York’tan teleskopla görülmesi gibidir.

Milletlerarası bir araştırma ekibi, dünyanın değişik yerlerinde bulunan sekiz dev teleskobu kullanarak, 40 farklı ülkeden 200 ilim insanı ile iki senelik yoğun çalışmalar neticesinde bu görüntüyü elde edebildiler. Teorik bilgiler, teknolojinin ve insan zekâsının gayretiyle, pratik gerçekliğe dönüştürüldü ve kara deliğin bir hayal ürünü olmadığı ortaya konuldu.

Milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir cismin görülebilmesi için teorik olarak ay büyüklüğünde bir teleskoba ihtiyaç vardır. Gerçekten bu büyüklükte bir teleskop varmış gibi, dünyanın farklı bölgelerinde sekiz dev teleskobun aynı noktaya odaklanmasıyla elde edilen bütün bilgi, özel bir algoritmaile toplanıp süper bilgisayarlar kullanılarak analiz edildi. Böyle müthiş bir mesafede doğru bir görüntü yakalamak için teleskopların sabit olması ve her birindeki kayıtların tamamen senkronize olması gerekiyordu. Bu senkronizasyon,atom saati seviyesinde ve yüz milyon yılda bir saniye fark edecek şekilde gerçekleştirildi.

Allah’ın (celle celâluhu) sonsuz kudretinin sonsuz mazharlarından biri olan, belki de farklı varlık âlemlerine bir geçiş kapısı gibi değerlendirilebilecek bu devasa varlık, saatte 3,5 milyon km gibi müthiş bir hızla kendi etrafında dönmekte olup bu sırada çok büyük bir enerji üretilmektedir. Kâinatta hiçbir şey kendi etrafında dönen bir kara delikten fazla enerji üretemez. Zira ışığın bile içinden kaçamayacağı bir çekim kuvvetine sahip olan bu “şey” etrafından geçen ışığı bile yutar ve kendisi de ışık saçmaz.

 

Işık Saçmayan Bir Şeyin Fotoğrafı Nasıl Çekildi?

 

Yakınındaki her türlü maddî varlığın aşırı ısınması ve X ışınının yayılıp saçılması ile bu ısı ve radyasyonun tesirini ölçebilen uygun detektörlerle varlığı tespit edilebildi. Kara delik, maddeleri yutarken, merkezî diskin çevresindeki yüksek hız sebebiyle gaz bulutları parlamaya ve çeşitli ışımalar yapmaya başlıyorlar. Dolayısıyla bu değişime dışarıdan bakıldığında, tamamen karanlık bir merkezi çevreleyen oldukça parlak bir gaz bulutu tabakası görebiliyoruz. Fotoğrafı çekilen de aslında kara deliği çevreleyen parlak toz bulutlarının görüntüsüdür.

 

Kara Delik Dünyayı Yutabilir mi?

Akla gelen diğer bir soru da şudur: Güneşimiz kara deliğe dönüşürse, dünyayı yutar mı? Hayır. Çünkü kara deliğe dönüştürülen bir yıldızın maddî kütlesine yeni bir kütle ilave olmamaktadır. Hacmi çok küçülse de kütlesi azalmaz, fakat muazzam bir yoğunluğa ulaşıır. Normal bir yıldızken ne kadar büyük bir kütle çekim kuvveti uyguluyorsa, kara deliğe dönüştüğünde de aynı miktarda çekim kuvveti uygulayacaktır; yani neredeyse hiçbir artış olmayacaktır. Bu yüzden Güneş birdenbire kara deliğe dönüşecek olursa, Dünya bundan hiç etkilenmez, sanki kara deliğin etrafında değil de Güneş’in etrafında dönüyormuş gibi dönmeye devam eder. Yani şu an Güneş’e doğru ne kadar çok çekiliyorsak, Güneş’in kara deliğe dönüşmüş haline de o kadar çekiliriz.

Milyarlarca galaksiyi barındıran gözlemlenebilir kâinatta, 53 milyon ışık yılı öncesine ait bir durumu bildiren bir görüntü, bütün insanlığın ilgisini çekti. Yaratıldığı ilk andan beri, kim bilir kaç milyar yıldızın kara deliğe dönüştüğü, bazıları güneşimizden milyarlarca defa büyük katrilyonlarca yıldızın müthiş bir ahenk içinde sürekli dönüp durduğu kâinat, ancak hayalimizde resmedebileceğimiz, yaratılışımıza dair muazzam bir görüntü sunuyor bizlere.

Her varlıktan değeri kadar bahseden Kur’ân-ı Kerim, acaba bu muhteşem kara deliklere işaret ediyor mu diye düşündüğümüzde, aklımıza Vâkıa Sȗresinin 75. ve 76. âyetleri gelmektedir: “Yıldızların yerlerine ve düşüşlerine yemin ederim ki eğer bilseydiniz, ne büyük bir yemindir bu!”Bazı müfessirler, âyette geçen mevâkiu’n–nücûmtamlamasındaki mevâki’kelimesine “vuku zamanları” olarak mânâ vermiş; “necm” (yıldız) kelimesinin çoğulu olan nücûm kelimesi, Kur’ân’ın bir defada inen kısmı mânâsına da geldiği için âyetten vahyin inme zamanına yemin edildiği anlamını çıkarmışlardır. Buna karşılık, özellikle günümüzdeki bazı âlimler, mevâkıu’n–nücûmu, ilk mânâsıyla, yani “yıldızların yerleri”şeklinde anlamayı daha uygun bulmakta ve “yıldızların yerleri”nden kastın da kara delikler başta olmak üzere, kuasarlar, nötron yıldızları ve kızıl dev gibi kâinattaki çeşitli cirimler olduğunu ileri sürmektedirler. Ayrıca Tekvîr Sûresinin kıyameti tasvir eden âyetleri arasında yer alan, “Güneş dürülüp söndürüldüğü zaman… Yıldızlar kararıp düştüğü zaman… Gök yerinden soyulup koparıldığı zaman… Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman…” mealindeki âyetleri de belli bir esneklik içinde yorumlarsak, Güneş’i dürecek, yıldızların ışığını dahi yutup onları farklı bir boyuta sokacak sebep, kara delikler olabilir mi?

Kur’ân-ı Kerim’i yorumlamada mevcut bilimlerin son nokta olmadığını unutmadan, kesin hükümlerden kaçınıp dinin ve Kur’ân’ın ruhuna aykırı olmayan ufuk açıcı yorumların, hem Rabbimizin kudretini ve isimlerinin tecellilerini anlamada, hem de bilime yeni hedefler tayin etmede önemli olduğunu bir kere daha anlamaktayız.

 

algoritma: Bir problemin çözümünde, adımlar halinde takip edilecek yol. Algoritma basamaklarının başlangıcı ve sonu bulunur ve her adımda yapılacak işlemler ayrıntılı bir şekilde ifade edilir.

senkronizasyon: İki farklı bilgi kümesinin birbirine bağlanarak yapılan bilgi transferi. Bir tarafa eklenen bilgiler diğer tarafa da aktarılır.