Birçoğumuz renkli dünyalarına imreniriz onların. İlk gülümseme, ilk adım, ilk kelime… Her anının ayrı bir değeri vardır çocuklarımızın. Çocukluk dönemine ait hususiyetler ve hatıralar ebeveyn nazarında her zaman orijinaldir. Çünkü her çocuk neşet ettiği ortamda kendine has bir üslup ve terbiye ile büyütülür. Her gözbebeği başka bir enerji verir annenin sinesine. Hal böyle olunca, doğduğu günden itibaren her gün yeni şeyler öğrenen çocukların, öğrenme süreçlerini izlemek ebeveynler için en müstesna duygulardan biri olarak karşımıza çıkar. Bütün bu fıtrî duyguların yanında, annelik ve çocuğun hayatı keşfetme yolculuğu, incelikleri ile dikkate değer bir hâl alır. İnsanın öğrenme yolculuğunda ebeveynlerle olan ilişkisinin, birlikte öğrenmenin yeri büyüktür.

İnsan dünyaya gözlerini açtığında karşılaştığı ilk şefkatli sine annesidir. Anne karnındayken başlayan ünsiyet, dünyaya geldikten sonra da farklılaşarak devam eder. Bebek ile anne arasında sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bebeğin ilk anlardan itibaren annesiyle yaşadığı yakın temasın bile, çocuk terbiyesi için birer kilometre taşı olduğunu görürüz. Bediüzzaman Hazretleri de “İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun vâlidesidir”[i]hakikatine dikkat çeker.

[i]Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 247.