Ey nurlara bürünmüş güzel şehir
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin
Ezelden ebede çağlayan nehir
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Ne sana ne sahibine doyulmaz
İklimine giren talihsiz olmaz
Menziline varır, yollarda kalmaz
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Her mevsim bahardır senin iklimin
En hasını yaşatırsın sevginin
Dermanı olursun her bir dertlinin
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Sevdan ateş olur, yürekler yakar
Sana uğrayan yol cennete çıkar
Dağın taşın ovan oban gül kokar
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Uhud dağı incilerle bezenmiş
Misafirin insmiş, cinmiş, melekmiş
Bir karış toprağın dünyaya denkmiş
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Yetmiş iki millet sende buluşur
Yanık sineler, huzura kavuşur
Arz ve sema karşılıklı konuşur
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Her mevsim seninle bahara döner
İlhadın yaktığı ateşler söner
Bağında bahçende bülbüller öter
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin

Resûlullah’ı bağrında saklarsın
Hasretinle gönülleri yakarsın
Bir ömür aradığımız leylasın
Sahibin ne güzel, sen ne güzelsin