Park, bahçe ve futbol sahalarını süsleyen ve bu mekânlara canlılık katan, çok yıllık buğdaygillerden olan çimlerin yetiştirilmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Arzu edilen vasıfta ve kalitede çim yetiştirmek için toprak hazırlığı, tohum, ekim, bakım ve ilk biçime kadarki süreçte bahçıvana önemli vazifeler düşmektedir. Aksi halde çimlerden beklediğimiz verim ve dayanıklılığı elde edemeyiz.

Daha kaliteli, çiğnenmeye dayanıklı ve görünüşü iyi olan çimlerin üretiminde önemli faktörleri şu şekilde özetleyebiliriz:

Toprak Hazırlığı: Toprağın 20-30 cm’lik üst kısmı humusça zengin, havalanması ve su tutma kapasitesi yüksek olmalıdır.[1]

Yabancı Ot Kontrolü, Toprak Drenaj ve pH’sı: Çimlerin besin elementine ortak olan, gölge yapan, kuvvetli kökleriyle toprağı kabartan, çim alanlarını bozan, fazla tohum bırakan yabancı otlarla mücadele edilmelidir. Aşırı su tutan ve asidik topraklarda çoğu bitki gelişemez.[2]

Gübreleme: Çimlerin gelişmeleri için azot, fosfor ve potasyum çok önemlidir. Ekilen tohumlar 5–6 cm oluncaya kadar tesisin devamlı ve her biçim işleminden sonra azotla gübrelenmesi gerekmektedir.[3]

Ekim ve Bakım: Çok yıllık, basılmaya, sık biçilmeye dayanıklı, kuvvetli yumak ve rizom (köksap) oluşturan, kuvvetli kök sistemine sahip 11–22 kg tohum, 0,2–0,5 cm derinliğe, rüzgârsız bir günde elle veya makineyle, kuraklığın olmadığı, sıcaklık ve nemin en uygun olduğu dönemde ekilmelidir. Tohumlar 7–21 gün arasında çimlenirler. Bir sürgünde 3–5 arasında değişen ilk geçici çim kökleri ve tekli yaprakçık yaratılır. Sabah erken ve akşam saatlerinde toprağın 4–5 cm’lik üst tabakası 3–4 hafta süre ile sulanmalıdır.[4]

İlk Biçimin Zamanı: İlk biçim bitkinin yayılmasını, kökleşmesini, kardeşlenmesini ve sıklaşmasını hızlandırır. Biçimler ne çok erken ne de çok geç yapılmalıdır. Bitkiler 12–16 cm yüksekliğe eriştiğinde ilk biçim uygundur. Bu dönemde kök boğazında, bol yapraklı oluşan ilk boğumdan hakiki kökler ve türlere göre 5, 10, 20 ve 50 adet yeni kardeş yaratılır. Fazla kardeşler ortamı halı gibi kapladıklarından, yabancı otlar da gelişme imkânı bulamazlar.[5]

Erken Biçim: Kök boğazında boğumun oluşmadığı, bitkilerin 1–2 cm olduğu dönemde biçim yapılırsa, yapraksız bitkilerde fotosentez olmayacağından bitkiler yeniden gelişme imkânı bulamaz ve çoğu ölür.[6]

Geç Biçim: İlk biçimler, 30–35 cm boylanıncaya kadar geciktirilirse, bitkilerin dip kısımları sararır ve sap üzerinde başak veya salkım oluşturan bitkiler kurur. Kardeşlenme olmadığı için seyrek bitkiler arasında yabancı otlar biterek tesisin bozulmasına ve ölmesine sebep olur.[7]

Biçim Yüksekliği: Derin biçme işlemleri, bitki örtüsünün seyrelmesine, yüksekten biçmeler ise ikinci biçimin yüksekten yapılmasına sebep olduğundan 4–5 cm yükseklikten biçilmelidir.[8]

Daha Sonraki Biçimlerde Biçim Yüksekliği: Fotosentez yapacak yaprak bırakmak için biçimler 5 cm’nin altından yapılmamalıdır. Daha sonraki biçimlerde, biçim zamanının erken veya geç yapılması, ilk biçimde olduğu gibi bitkilere zarar vermeyecektir.[9]

Sonuç: Kaliteli tohumlar; toprak ve tohum yatağı iyi hazırlanmış, taban suyu yüksek, toprak pH’sı düşük olmayan, yabancı ot bulundurmayan bir tohum yatağına, uygun zamanda ve uygun derinlikte ekilmeli. Bitkiler 12–16 cm oluncaya kadar sulama ve gübrelemeyle bitki gelişimine destek verilmelidir. Daha erken veya daha yüksek boyda biçmek, bitki gelişmesine zarar verir. Bitkiler bu boya eriştiğinde de çimler 5 cm yüksekten biçilirlerse, bitkiler daha fazla kardeşlenerek toprağı kaplar, daha fazla köklenerek, biçmelere, çiğnenmelere ve uygun olmayan yetişme şartlarına dayanıklı hale gelirler.

Çimlerde, arzu edilen başarıyı elde etmek için, usul ve yöntemlere dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde amacımıza ulaşamayız ve emeklerimiz boşa gider. Usta bahçıvan hayalindeki yeşil alan için, bahsedilen kaidelere riayet etmelidir.

Her şeyi yerli yerinde yaratan ve sonuçları hikmetli sebeplere bağlayan Yüce Yaratıcı, bizlere bahşettiği akıl sayesinde bu sebepleri keşfetmemizi ister. Sebep bilgisi ve küllî kaideler, sadece fizikî bilimler ve canlı bilimlerinde değil sosyal bilimlerde de geçerlidir.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ilk dönemde uygun toprak ve tohum yatağı olarak Daru’l-Erkam’ı seçti. Orada gizlice toplanıldı ve tedbire dikkat edildi. Ashabını imanla sulayarak ve ibadetle takviye ederek beslenmelerine çalıştı. Ne zaman 40 kişi oldular, tohumun çimlenip boylanması gibi geliştiler, Kâbe’ye doğru yürüdüler. Müşrikler, bu dönemde inananları biçtiler. Bu biçme zamanı ne erkendi ne de geçti. Bu dönemde biçme, çimlerde olduğu gibi, Ashâb-ı Kiram’ın imanının kâmil olmasına ve sayıca artmalarına vesile oldu.

Hizmet, 1955 yılında Hocaefendi’nin rüyasına teşrif eden Üstadımızın “Git, Edirne’den hizmetleri başlat” demesiyle başladı.[10] Asidik, taban suyu yüksek, yabancı ot bulunduran topraklarda nasıl çim tesisi başarısız ise, mukaddes değerlerin siyasete alet edildiği bir ortamda Allah’ın dinine hizmet etmek de mümkün değildi. Edirne ve İzmir’de Hocaefendi’nin Ehlisünnet çizgisinde Hizmet’i yürütmesi, siyasî menfaat gruplarından uzak kalması, donanımlı öğrenciler yetiştirmesi; kaliteli tohumların, uygun toprak ve tohum yatağına ekilmelerine, çimlenmelerine, uygun miktar ve kalitede gübreleme ve sulama yapılmasına benzemektedir.

Çim tesisinde tohum ne kadar kaliteli olursa olsun, ekim derinliğinde yapılan hatalar çim tesisini başarısız kıldığı gibi, iman ve Kur’ân’a hizmet etme niyetinin duruluğu muhafaza edilmezse, semere almak mümkün olmaz.

1983 yılından sonra Türkiye’de 40 ilde başlayan Hizmet Hareketi, tohumların çimlenerek toprak yüzüne çıkmasına ve 1991’den sonra, dünyada açılan okul ve müesseseler de çimlerin boy atması gibi Hizmet’in büyümesine işaret eder.

2013 yılına kadar Kur’ân ve Sünnet çizgisinde yürütülen Hizmet faaliyetleri, çimlerin sulanması ve gübrelenmesi neticesinde boy atmasını hatırlatır. 2013 yılında ithamlar ve iftiralara maruz kalarak işimizi Allah’a (celle celâluhu) ve Rasȗlüne (sallallâhu aleyhi ve sellem) havale etme adına, mülaane ve mübahele ile tavrımızın belirlenmesi neticesinde, üzerimize zarar vererek gelmeleri, çimlerin en uygun biçilme zamanına işaret eder. Çünkü müesseselere el koyma, Hizmet’e gönül verenleri tutuklama, işlerine son verme ve mallarına el koyma; aslında Hizmet’in zayıflamasına yol açmamıştır. Çimlerin uygun zamanda biçilmesi nasıl kuvvetli kök ve kardeşlenme sağlıyorsa, bu hikmetli gelişmeler Hizmet’in dünyada tanınmasına vesile oldu. Yapılan bu kadar zulme rağmen inanmış, dimdik ayakta duran, yıkılmayan bir cemaat ortaya çıktı. Kesilen bir kol yerine gelmez, ama kesilen bir sakal daha gür çıkar.

Eğer bu sıkıntılar daha önce yaşansaydı, erken dönemde çimlerin biçilmesi neticesi kuruması gibi Hizmet de telafi edilmesi çok zor zararlara uğrayabilirdi. Daha geç bir dönemde “biçme” yaşansaydı, kötü niyetlilerin tohum bağlayarak gelişmelerine, kök salmalarına, tohumlarını etrafa saçmalarına ve asıl bitkilere gölge yaparak Hizmet’e çok büyük zararlar vermelerine sebep olabilirdi.

Futbol sahalarındaki çim alanları erken biçilirse, çimler öleceği için saha çamurlu tarlaya benzer. Biçim geç yapılırsa, bitkiler ve yabancı otlar boylanıp tohum oluşturduklarından, kardeşlenme ve köklenme olamayacağından ve bitkiler kuruyacağından, orası bir toprak sahaya benzerdi. Biçme uygun zamanda yapıldığında, bitki kökleri çok iyi gelişeceğinden ve her bitki çok fazla kardeş oluşturarak, futbol sahasının halı gibi kaplanmasını sağlayacağından, orada oynanan futboldan çimler zarar görmezler.

Çimlerde olduğu gibi biçimden en az zarar göreceğimiz bir dönemde bunlar başımıza geldi. Bu dönemden sonra, kök gelişmesi fazla oldu, kardeşlenme artarak çimler halı gibi toprağı kapladı, bu gelişmeyi bütün dünya gördü ve tasdik etti. Çimlerde ilk biçim uygun zamanda yapıldığında, çimler kök ve gövde olarak çok fazla geliştikleri ve daha sonraki biçimlerden zarar görmedikleri gibi, Hizmet’e de bundan sonra, Allah’ın izni ve inayetiyle, zarar veremeyecekler. Bu dönemde bize düşen, finale yakışır bir dik duruş sergilemektir.

 

Dipnotlar

 

[1] Serin, Y., M. Tan. 2004. Buğdaygil Yembitkileri. Atatürk Üniv. Yayın No: 859, Zir. Fak. Ders Yayın No: 334, Ders Kitapları No: 81, Erzurum: Atatürk Üniv. Zir. Fak. Ofset Tesisi.

[2] Serin, Y., M. Tan. 2011. Yembitkileri Kültürüne Giriş. Atatürk Üniv. Zir. Fak. Ders yayın No: 206, Erzurum: Atatürk Üniv. Zir. Fak. Ofset Tesisi.

[3] A.g.e.

[4] Tan, M., Y. Serin, 2009. Buğdaygil Yembitkilerinin Tarımsal Özellikleri, Ekonomik Önemleri, Taksonomileri ve Genel Yapısal Özellikleri. Yembitkileri (Buğdaygil ve Diğer Familyalardan Yembitkileri Cilt III). İzmir: T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yayınları.

[5] Serin ve Tan, 2004.

[6] Serin ve Tan, 2011.

[7] Serin ve Tan, 2004.

[8] Serin ve Tan, 2009.

[9] A.g.e.

[10] 1990 yılında M. Fethullah Gülen Hocaefendi ile özel görüşme.

Paylaş
Önceki İçerikEl Hijyeni
Sonraki İçerikBeşinci Tat Umami