Günlerce el emeği ile işleyerek inşa ettiğimiz bir eseri, biter bitmez balyozla parçalar mıyız? İtina ile yetiştirdiğimiz bir fidanı, tam meyve vereceği anda söküp atar mıyız? Bu iki basit soruya aklı başında her insan hemen hayır cevabını verir. Peki, yaratılmış en basit bir canlının hayatını ve ihtiyaçlarını ihmal etmeden her zaman ihsan eden Rabbimiz, insan gibi en mükemmel eserinin sağlıklı yaşaması için ihtiyaçlarını ihmal eder mi? Her insanın içinde hissettiği ebedi yaşama aşkının tezahürü olan, uzun ve sağlıklı yaşaması için tedavi arayışlarının karşılığını sıhhat hediyesi olarak vermez mi? Derdi veren dermanını da elbette vermiştir. Yeter ki aramasını bilelim. Nitekim dertlere deva arayışı insanoğlu var olduğu günden beri mevcuttur ve biriken bilgi birikimleri farklı tedavi metotları adı altında ortaya çıkmıştır. Geleneksel tıp, alternatif tıp veya tamamlayıcı tıp gibi isimlerle anılan ve bazı hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kullanılan birçok uygulama mevcuttur. Akupunktur, hipnoz, hacamat tedavisi, larva tedavisi, refleksoloji, ozon tedavisi, fitoterapi ve hirudoterapi (sülük tedavisi) bu bu kategoride ele alınabilir.

Hirudoterapi antik çağlardan beri bilinmektedir. Galen (M.S. 130–201) ve İbn-i Sina (M.S. 980–1037) gibi ilim adamları, sülüklerden tedavi maksadıyla faydalanmıştır. Günümüzde tıbbî sülük tedavisi Amerika, Kanada, Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde de yaygın şekilde kullanılmaktadır. Avrupa’da yılda 100 milyonun üzerinde sülükten tedavide istifade edilmektedir.

Halkalı solucanlar (Annelida) şubesinin Hirudinea (sülükler) grubundan 10 cins içine dâhil olan 700 kadar sülük türü mevcut olmakla beraber bunların hepsi tedaviye vesile olacak bir özelliğe sahip değildir. Tedavide Hirudo verbana, Hirudo medicinalis, Hirudo orientalis gibi ve Hirudo suluki cinsi sülükler kullanılır ki bunlara tıbbî sülük denir. Türkiye’de Hirudo verbana tek tıbbi sülük cinsidir.[1] Bazı sülükler orman köylülerinde ciltte iltihap, ülserleşme ve devamlı kanama eğilimiyle seyreden Hirudiniasis hastalığına yol açabilmektedir.

Hirudoterapi rastgele uygulanacak bir işlem değildir. Akupunktur noktalarına tutturulan sülükler 10–20 dakika kadar 20–60 cc kan emerler. Tedavide asıl tesir sülüğün kan emmesi ile değil, kan emerken sülüğün bazı maddeleri salgılaması ile gerçekleşmektedir. H. medicinalis ve H. verbana gibi tıbbî sülükler, kas ve eklem ağrıları başta olmak üzere varis, rekonstrüktif cerrahi, yara iyileşmesi, migren, fibromiyalji, retinopati, osteoartrit, selülit gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde yardımcı olmaktadır.

Perifer arter hastalığı, kol ve bacaklardaki atardamarların tıkanması sonucu ölüme yol açabilen ciddi bir hastalıktır. Samreen ve arkadaşları, perifer arter hastalığı olan bir hastayı Hirudoterapi ile bir hafta tedavi edip bir hafta ara verecek şekilde, altı aylık bir tedavi rejimi ile iyileştirmiştir.[2] Diyabet hastalığına bağlı gelişen böbrek rahatsızlığında, sülüğün ağzındaki bezlerden salınan ve kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin ismindeki proteinin tesirini araştıran hayvan deneyleri de bulunmaktadır.[3]

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda, tedavide kullanılan sülüklerin hijyenik üretim çiftliklerinde üretilmiş sülükler olmasının önemi vurgulanmaktadır. Fıtrî ortamlardan rastgele toplanan sülükler, tıbbî sülük cinsi olsa bile bölgenin durumuna ve sülüğün yaşadığı sularda ağır metal bulunup bulunmamasına göre tehlike arz edebilir. Mesela Keser ve arkadaşları, Adıyaman Karagöl’den toplanan sülüklerin kadmiyum, bakır, manganez, nikel, kurşun ve çinko gibi ağır metaller taşıdığını belirtmişlerdir.[4] Diğer bir çalışmada da sülük tedavisinin, kutanöz lenfoid hiperplazisi gibi cilt rahatsızlıklarına yol açabileceği belirtilmiştir.[5]

Sülük kan emerken bir yandan da hastanın kanına 20 civarında farklı biyoaktif molekül ihtiva eden salgı enjekte etmektedir.[6] Bu maddeler ağrı kesici, pıhtılaşmayı önleyici, trombosit agregasyonunu (pıhtılaşma hücrelerinin çöküp kümelenmesini) engelleyici tesirlere sahiptir. Ayrıca kan basıncını dengeleyici, antidepresif, antibakteriyel ve antioksidan gibi faydalı tesirleri de sülük tedavisinin yaygın kullanılmasına yol açmıştır. (Bkz. Tablo) Bütün bunlara ilaveten kas gevşetici ve sinir hücresini yenileyici tesirlerinin de olduğu ileri sürülmektedir.

Sülüğün cilde tutunduğu noktadan vücuda enjekte ettiği salgıda bulunan maddeler Tablo’da gösterilmiştir. Sülüğün salgısında bulunan aktif polipeptitlerin damarları döşeyen hücrelerdeki iltihaba karşı iyi geldiği bildirilmiştir. Lu ve arkadaşları ayrıca sülük sıvı ekstraktının, immün sistemdeki makrofaj hücrelerinin ölmelerini engelleyip ömürlerini uzattığını, köpük oluşumunu engelleyerek damar sertliğine karşı ilaç gibi tesir ettiğini bildirmişlerdir.[7] Sülüklerden elde edilen bu ekstrakt, Lipooksijenaz 1 ve Lipooksijenaz XR-a mekanizması üzerinden damar hücrelerine aşırı kolesterol girişini engellediği deneylerle gösterilmiş, bu yolla damar sertliği rahatsızlığının şiddetinin azaltılabileceği öne sürülmüştür.

Sülük tedavisine başlamadan önce ilgili bölge antiseptiklerle güzelce temizlenmelidir. Sülük kandan su ve tuz emilimiyle ağırlığı 2–8 katına çıkıncaya kadar 10–20 dakika boyunca kan emdikten sonra tutunduğu cilt bölgesini bırakır. Düşmeyen sülük asla asılarak çıkarılmamalıdır. Sülük düştükten sonra 4–10 saat kadar kanama sızıntı şeklinde devam edebilir. Bazı hastalarda kaşıntı, küçük baloncuk oluşumu, nekroz, alerjik reaksiyon gibi cilde ait yan tesirler ortaya çıkabilir. Eğer 20 dakika geçmesine rağmen sülük emdiği yeri bırakmıyorsa %10 tartarik asit, tuzlu su veya sirke kullanılarak kendiliğinden bırakması sağlanmalıdır.

Yıllarca çağ dışı bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilen, ama bilimsel çalışmalar sonucu birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu ortaya çıkan sülük tedavisini tıp yeniden keşfetmeye başlamıştır. Yüce Yaratıcımız küçücük bir canlıya jilet keskinliğinde bir çene vermiş; sülük de bu çenesiyle önce uyuşturarak canımızı acımadan kanımızı emmekte ve cildin kılcal damarlarında uzun süredir bekleyen kirli kanın tahliye edilmesine yardımcı olmaktadır. Bu esnada 20 civarında biyoaktif faydalı molekülü de kanımıza enjekte etmektedir. Gördüğümüzde küçümsediğimiz bu canlılara, hususi bir lokal anestezi maddesi üreten mekanizma ihsan edilmiştir. Kanımızın pıhtılaşmasını önlemek için sülüğün salgısındaki antikoagülan (pıhtılaşma önleyici) maddeleri kim ürettirmektedir? Sülük, kanı emdikten sonra kusturulmazsa o kan ile altı ay kadar bir şey yiyip içmeden hayatını sürdürebilir. Kanı emdikten sonra sülüğün organizması kanın serumunu ayırır (bu işlem laboratuvarlarda ancak santrifüj işlemi ile mümkün olur), özel ceplerde depolar ve ihtiyacı oldukça besin olarak kullanır. Sülüklerin bağırsağında bulunan P. hirudinus isimli özel bakteriler de sülüğün emmiş olduğu kanın tasarruflu biçimde kullanılmasını temin ederler.

Sülük tedavisinin hangi hastalıklarda, ne sıklıkta yapılması halinde tedavi edici olabileceği uzun soluklu çalışmalar ile ortaya çıkarılmalıdır. Hirudoterapi, mevcut ilaç tedavilerine göre yan tesirleri daha az olan bir tedavi metodudur; üstelik fıtrî, ekonomik ve pratiktir.

refleksoloji: Ayak, el ve kulaklara masaj ve baskı uygulanarak yapılan bir tedavi.

fitoterapi: Bitkilerle tedavi.

rekonstrüktif cerrahi: Vücuttaki şekil ve işlev bozukluklarının düzeltilmesi.

fibromiyalji: Yumuşak doku romatizması.

retinopati: Retina hasarı.

osteoartrit: Kireçlenme.

selülit: Deri altı yağların çıkıntı oluşturması.

nekroz: Doku ölümü.

antienflamatuar: İltihaplara karşı.

oksidatif stres: Serbest radikallerin hücrelerde hasara sebep olması.

Dipnotlar

[1] Syed Hasan, Tanwir Alam, Leech Therapy in Traditional Medicine: Hirudotherapy, 2015.

[2] Samreen Ilyas ve ark. Management of Tasallube Sharain (Peripheral artery disease) by Hirudotherapy: A case report. Advances in Integrative Medicine. 2019.

[3] Hongwu Wang ve ark. The Effects of a Hirudin/Liposome Complex on a Diabetic Nephropathy Rat Model. BMC Compl Alternative Med, 19 (1), 118 2019 Jun 6.

[4] Gonca Keser, Yusuf Topak, Yusuf Sevgiler. Concentrations of Some Heavy Metal and Macroelements in Sediment, Water, Macrophyte Species, and Leech (Hirudo Sulukii n. sp.) from the Kara Lake, Adıyaman, Turkey. Environ Monit Assess, 192 (2), 75 2020 Jan 22.

[5] Maryam Sadat Sadati ve ark. Cutaneous Lymphoid Hyperplasia Induced by Hirudo Medicinalis (Leeches). J Complement Integr Med, 16 (4) 2019 Dec 4.

[6] Ali K. Sığ ve ark. Medicinal Leech Therapy-An Overall Perspective. Integr Med Res, 6 (4), 337-343 Dec 2017.

[7] Lu J, Sun L. Active polypeptides from Hirudo inhibit endothelial cell imflammation. J Brobha, 2019.