Dillerini anlayabilseydik, birçok hayvanın davranışları ve harikulâde kabiliyetleri ile bize çok önemli dersler verdiklerini görürdük. Yıllarca süren araştırmalar ve deneyler neticesinde çeşitli hayvanlara ait birçok harika özellik, bilim insanları tarafından tespit edilmiş ve bu enteresan bilgiler daha sonra çok sayıda icadın da temelini teşkil etmiştir.

Bugün kullandığı mükemmel tekniklerle hepimizi hayrette bırakan, yaratılış harikası bir kuşla tanışmak ister misiniz? Altın yağmur kuşu (Pluvialis apricaria), göçmen bir kuştur. Anne baba altın yağmur kuşları, yavruları birkaç aylıkken ve henüz uçmayı tam öğrenememişken, yuvayı terk edip daha önce yaşadıkları bölge olan Hawaii’ye dönerler.[1]

Yalnız ve kimsesiz yavrular, yazın gıda ve iklim şartları uygun olduğu için Kuzeybatı Alaska bölgesinde sağlıklı olarak hayatta kalırlar.[2] Fakat kış gelince bu bölgenin şartları artık yaşanmaz hâle gelir ve mecburen daha önce hiç gitmedikleri, anne babalarının yaşadığı Hawaii adasına uçma hazırlığı için vücutlarına yağ depolamaya başlarlar. Mesafenin 4500 km olduğunu ve altın yağmur kuşunun da yüzemeyen, ortalama 130 gram ağırlığında, çok küçük bir kuş olduğunu düşünürsek, bu yolculuk neredeyse imkânsız gibi görünmektedir.

Kuzey Amerika’nın en uç noktası Alaska’dan Pasifik Okyanusu ortasındaki Hawaii adasına kadar aralıksız 4500 km uçmak zorunda olan ve yüzmeyi de beceremeyen bu kuşun yol boyunca kısa da olsa bir yerde beslenip enerji toplama fırsatı yoktur. Kendisi ortalama 130 gr olan bu kuşun, bu ağırlığın altına düşme şansı da yoktur, çünkü bütün yağı harcandıktan sonra, tükenmiş vücut enerjisi, kalan mesafeye yetmeyecek ve bu durum kuş için bir son olacaktır. Fakat hareket eden ve enerji harcayan her canlıda olduğu gibi, altın yağmur kuşu da aralıksız uçtuğu her saat vücut ağırlığının %0,6’sını kaybetmektedir. Bu uzun yolculukta çok önemli iki problem vardır: Birincisi, mola verip gıda alamadığı için ortaya çıkan enerji problemi, ikincisi doğru hedefe götüren en kısa yolun yönünü tespit edebilme (navigasyon) problemidir. Uçsuz bucaksız okyanusta hangi yöne uçacağını bilememek veya kısa süre de olsa yanlış yöne uçmak, kuş için kaçınılmaz olarak ölüm demektir. Bu problemleri çözmek için kuşun ne metabolizma ve kalori hesapları ne de yön bulmak için trigonometri hesapları yapacak aklı ve ilmi vardır.

Binlerce yıldan beri bu kuşların nesilleri tükenmediğine göre, demek ki Alaska ile Hawaii arasında düzenli olarak uçarak hayatlarını sürdürebilmişlerdir. Şimdi bu inanılmaz uçuşa ait bazı bilgileri paylaşalım: Bu enerji tasarrufu uzmanı denilebilecek kuşun yolculuğunu takip ettiğimizde elde ettiğimiz bilgilere hayret etmemek mümkün değil. Uçuş süresi 88 saattir (üç gün, dört gece). Bu süreyi, yakıt ikmali yapmadan 18 saat uçabilen günümüzün yolcu uçaklarıyla kıyaslarsak, nasıl bir canlı ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılır.[3] Uçuş süresince altın yağmur kuşu kanatlarını 250.000 defa çırparak ayrı bir rekora imza atar. Bu rekoru bir insanın 250.000 kere şınav çekmesi ile kıyaslarsak sarf edilen enerji miktarı hakkında tahminde bulunabiliriz.

Bu kadar bilgiden sonra, altın yağmur kuşunun uçuşu esnasında yapılan gözlemler ile yukarıdaki iki soruya cevap verelim.[4] Uzun mesafelerde uçmaya programlanmış kuşların tamamen sevk-i ilahî ile vücutlarında meydana gelen en önemli değişiklik, daha çok gıda alıp daha az enerji harcayarak artan miktarı yağa dönüştürüp biriktirmesi şeklindedir. Ortalama 130 gr olan altın yağmur kuşu, çok kısa sürede 70 gr ağırlaşır. Dinlenmeksizin uçtuğu her saat, ağırlığının %0,6’sını kaybeden kuş, 88 saatin sonunda sadece 117,8 grama düşer. 130 gramın altına düştüğü takdirde kuşun enerjisi biteceğinden maalesef yolculuğunu tamamlama şansı kalmayacaktır. Peki, bu problem akılsız bir kuş tarafından nasıl çözülüyor? Uzun bir yolculukta aracımızın yakıtını tasarruflu kullanmak istiyorsak aşırı olmayan, sabit bir hızda yol alıyoruz. İlahî bir sevkle kuş da öyle yapıyor ve bu mesafeyi saatte 51 km sabit hızla kat ediyor.[5] Bu hızdan daha yavaş veya hızlı uçmak enerji sarfiyatını artıracaktır. Bu kuş ile bir helikopter ve savaş uçağını yakıt kullanımı açısından karşılaştırırsak, kuşa göre helikopter yedi kat, savaş uçağı ise 20 kat fazla yakıt tüketmektedir.

Altın yağmur kuşları bir sürü teşkil ederek V şeklinde uçarlar.[6] Aerodinamik açıdan en ideal şekil olan V dizilişinde, en öndeki kuşlar kanatlarını çırparak hava akımı oluşturur, böylece enerji israfı olmadan, rahatça yol alırlar. Önde yorulanlar arkaya geçer ve bu durum yolculuk bitene kadar devam eder. Bu sayede %23 nispetinde enerji tasarrufu yaparlar ve hedefleri olan Hawaii’ye biraz fazla vücut ağırlığıyla ulaşırlar. Bu fazlalığın da bir hikmeti vardır. Hava şartlarının kötü olması durumunda daha fazla enerji tüketileceği hesaba katılarak tedbir alınmaktadır. Çünkü uçuş süresince havanın sisli, bulutlu, çok güneşli, hatta yağmurlu ve rüzgârlı olması durumunda enerji tüketimi artabilir. Peki, bu ilimden ve şuurdan mahrum kuşlar bu hesapları yapabilir mi?

Enerji meseleleri tamamen ilâhî yönlendirme ile farkında bile olmadan çözülen kuşlar, gideceği yönü nasıl belirliyor? Düşünün ki bu kuş üç gece karanlıkta uçacak ve kaybolmayacak. Rotasından birkaç derecelik bir sapma kuşa çok pahalıya mal olacaktır. Bir de gece yağmur yağdığını düşünelim. V şeklini koruyorlar ve her türlü şarta rağmen hedeflerine ulaşabiliyorlar. Yüce Yaratıcı, bu kuşların beyinlerine ve gözlerine mükemmel bir pusula yerleştirmiş.[7] Bu pusula yardımıyla dünyanın manyetik alan çizgilerini belli bir açı ile takip ederken, konumlarını ayarlayıp rotalarından hiç sapmıyorlar.[8] Bazı bilim insanları, göçmen kuşların gözlerinde, dünyanın manyetik alan haritasının kayıtlı olduğunu düşünüyor. Gece boyunca rotada hafif bir sapma yaşansa bile, günün ilk ışıkları ile Güneş’e göre yönünü hemen düzelten göçmen kuşlar, doğru rotada uçmaya devam edebiliyorlar. Yüce Yaratıcı tarafından genetik kodlarına işlenmiş göç programı yardımıyla bu zor yolculuk başarıyla bitiriliyor.

Mükemmel enerji tasarrufları ve navigasyon özellikleri ile yüzyıllardır hedefine ulaşan bütün göçmen kuş türlerinin her bir türü, bu olağanüstü özelliklere tesadüfî mutasyonlarla veya kendi kendine sahip olabilir mi?

Kâinat kitabındaki her varlıktan derecesi nispetinde ve insanları ilgilendirdiği kadarıyla bahseden Kur’ân-ı Kerim’de kuşlara dair birkaç ayete dikkat edilince, önemli hususların nazara verildiği görülür: “Üstlerinde kuşların saf saf dizilip kanatlarını açıp yumarak dolaşmalarını hiç görmüyorlar mı? Onları havada Rahman’dan başka tutan yoktur. O elbette her şeyi görür.” (Mülk, 67/19). “Baksana göklerde olan, yerde olan herkes, kanatlarını çarparak uçan dizi dizi kuşlar, hep Allah’ı tesbih ederler. Onlardan her biri kendi duasını ve tesbihini pek iyi bellemiştir. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilir.” (Nur, 24/41).

Göçmen kuşlar, her türlü zorluğa rağmen karşımıza çıkan engelleri aşıp hedefimize ulaşma konusunda bize ilham vermektedir.

Dipnotlar

[1] Werner Gitt, K.H. Vanheiden (1994). If Animals Could Talk. Bielefeld: CLV.

[2] academic.oup.com/auk/article-abstract/100/3/607/5185692.

[3] de.statista.com/statistik/daten/studie/232416/umfrage/reichweite-der-airbus-modelle.

[4] www.nabu.de/tiere-und-pflanzen/aktionen-und-projekte/birdwatch/index.html.

[5] Peter F. Major, Lawrence M. Dill (1978). The three-dimensional structure of airborne bird flocks. Behavioral Ecology and Sociobiology Cilt 4, Nr. 2, s. 111–122.

[6] C. Cutts, J. Speakman (1994). Energy savings in formation flight of pink-footed geese. J. theor. Biol. Cilt 189, Nr. 1, s. 251–261.

[7] www.weltderphysik.de/thema/hinter-den-dingen/wie-finden-zugvoegel-den-weg.

[8] www.spektrum.de/frage/orientierung-wie-finden-zugvoegel-ihren-weg/1425607.