Hakların etkin biçimde korunması, sürdürülmesi ve uygulanmasında temel esas adalettir. Adalet ilkesine göre devlet, inancına ve kimliğine bakmaksızın tebaasının temel haklarını teminat altına almak zorundadır. Bu haklar, can, mal, inanç, akıl ve nesildir. İslam âlimleri, bu hakları korumak için vazedilen ilahî hükümlerin konuluş amacının insanların dünya ve ahiretteki maslahatını sağlamak ve gerçek mutluluğa eriştirmek olduğu hususunda fikir birliği içindedir. İslam hukukunda bu beş temel başlık altında toplanan hakları korumak için ceza hukuku düzenlemeleri getirilmiştir. Aynı zamanda bu hükümler adalet ve eşitlik gibi genel ilkelerin sağlanması şartıyla pratik alanda insanlara geniş bir hürriyet sahası temin etmektedir.[1] Bu beş değerin korunup fiilen yararlanılır olabilmesi için adalet, hürriyet ve malikiyet gibi diğer haklarla desteklenmesi gerekir.[2]

Din (İnanç) Hürriyeti

İnsanlar Cenab-ı Hakk’a karşı sorumludur. Bu da ancak inanç özgürlüğü ile mümkündür. Çünkü özgür olmayanlar sorumlu tutulamaz. Kuran’da inanç özgürlüğü ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. “Dinde zorlama yoktur.” (Bakara, 2/256), “İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” (Kehf, 18/29), “Eğer Senin Rabbin dileseydi, dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi. Ama bunu irade etmedi. Şimdi sen mi, imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın?” (Yunus, 10/99) bunlardan birkaçıdır.

Hadislerde de bu konuda birçok örnek bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir gün Medine’de Necranlı Hristiyanlardan oluşan bir heyeti kabul edip onlarla konuşmuştu. O sırada heyettekiler kendilerine göre ibadet etmek istemişler, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) müsaade etmesi üzerine, kendi dinlerine göre mescitte ibadet etmişlerdir. Daha sonra bu Hristiyanlarla bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşma metninin bir paragrafı şöyledir: “Necranlılar’ın malları, canları, arazileri, meskenleri, hazır bulunanları ve bulunmayanları, aşiretleri, kiliseleri, dinleri, rahipleri, ellerinde bulunan az veya çok her şeyleri, Allah Resulünün teminatı ve koruması altındadır. Papazları, rahipleri ve mabetlerinin kayyımlarından hiçbirisi değiştirilemez.”[3]

Can Güvenliği

Bu konudaki bazı ayetler şöyledir: “Kim bir cana haksız yere kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur.” (Maide, 5/32), “Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur.” (Furkan, 25/68), “Haklı bir gerekçe olmaksızın Allah’ın muhterem kıldığı cana kıymayın.” (İsra, 17/33). Bu ayetler hayat hakkının dokunulmazlığını vurgulamaktadır.

Aklın Korunması

Düşünce ve ifade özgürlüğü, bilgi edinme hakkı, eğitim ve araştırma özgürlüğü, akademik özgürlük bu kapsamda mütalaa edilebilir. Bu konuya işaret eden bazı ayetleri şöyledir: “O kimseler ki söylenen her sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın dosdoğru yola eriştirdiği bunlardır ve gerçekten de aklı başında olanlar bunlardır.” (Zümer, 39/18), “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9).

Neslin Korunması

Irz ve namusun korunması; aile, kadın ve çocuk hakları; sağlık ve eğitim hakkı da bu kapsamda mütalaa edilebilir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Veda Hutbesinde, “Ey insanlar! Eşlerinizin sizin üzerinizde sizin de onlar üzerinde hakkı vardır; size kadınlar hakkında yaptığım tavsiyeyi tutun; siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız; kadınlar hususunda Allah’tan korkun ve onlara iyi davranın.”[4] buyurmuştur.

Malın Korunması

Mülkiyet hakkı, teşebbüs özgürlüğü de bu kapsamda mütalaa edilebilir. Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de, “Birbirinizin mallarını aranızda batıl yollarla yemeyin!” (Bakara, 2/188; Nisa, 4/29) buyurmaktadır. Buna göre insanların karşılıklı rızaya dayanan ticarîfaaliyetleri dolayısıyla gerçekleştirdikleri mülk devrine keyfi gerekçelerle engel olunamaz, herhangi bir insanın mülkiyetinde bulunan bir eşyaya keyfi gerekçelerle el konamaz yahut mülk sahibinin tasarrufuna kısıtlama getirilemez. [5] “Allah’ın kulları için yaratıp ortaya çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılmak kimin haddine?” (Araf, 7/32) ayeti de Allah’ın insanlar için serbest olarak belirlediği bir şeyi hiç kimsenin yasaklamaya hakkı olmadığını göstermektedir.

İslam’a göre korunması gereken diğer insan hakları şu şekildedir:

Zayıfların Korunması

“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınları dolusu ateş yerler. Onlar, yarın harıl harıl yanan bir ateşe gireceklerdir.” (Nisa, 4/10), “Rüştüne erinceye kadar, yetimin malına en güzel şeklin dışında bir surette yaklaşmayın.” (Enam, 6/152) ayetleri, yetimlerin haklarının korunması hakkındadır. “Sarp yokuş; bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Kıtlık zamanında yemek yedirmektir.” (Beled, 90/13–14) ayetleri, özgürlük hakkına ve yoksullara yardım sorumluluğuna işaret etmektedir.

Barış ve Güven Ortamında Yaşama Hakkı

Yüce Allah (celle celâluhu) Kur’ân-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Hepiniz toptan barış ve selamete girin de şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin aranızı açan belli bir düşmandır.” (Bakara, 2/208) buyurmaktadır. Bu ayet; aile, toplum, devlet ve uluslararası seviyede, barış ve güvenliğe vurgu yapmaktadır.

Vatan Hakkı

Bu temel hak; insanların onurlu, özgür ve her türlü tehlikelerden uzak muhafaza edilmiş şekliyle vatanında yaşama hakkıdır. Kur’ânî bir kavram olan “mustazaf” zulüm diyarında bulunup da oradan çıkma (hicret etme) imkânını bulamayan, zorda kalan inananlar için kullanılmış ve onların özgürlük mücadelesini cihad olarak nitelemiştir (Nisa, 4/75).[6] “Melekler kendilerine yazık etmiş olanları vefat ettirirken onlara ‘Neredeydiniz siz?’ diye sorarlar. Onlar da: ‘Bizi buralarda zayıf bıraktılar’ derler. Melekler: ‘Allah’ın arzının (imkânlarının) geniş olduğunu bilmiyor muydunuz? Orada başka bir yere göçseydiniz ya’ derler.” (Nisa, 4/97) ayeti de hür bir ortamda yaşamak için göç ve seyahate teşvik etmektedir.

Yardım Alma Hakkı

Yüce Allah (celle celâluhu) Kur’ân-ı Kerim’de, “İyilik ve takvada yardımlaşın. Kötülük ve masiyette birbirinize yardımcı olmayın.” (Maide, 5/2), “Mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı.” (Zariyat, 51/19) ve “Onlar o kimselerdir ki mallarında isteyen ve yoksun olanların haklarını ayırırlar.” (Mearic, 70/24–25) ferman eder.

Şahsiyetin Korunması

Rabbimiz Kur’ân-ı Kerim’de alay etmeyi, dedikoduyu, zanla hüküm vermeyi ve iftirayı yasaklamıştır (Hucurat, 49/11–12). “Onların Allah’tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret etmeyin ki onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah’a hakaret etmesinler.” (Enam, 6/108) buyurarak insanlara hakareti men etmiştir.

Mahremiyetin Korunması

Cenab-ı Hak, Kur’ân-ı Kerim’de, “Kendi evlerinizden başka evlere izin almadan ve selâm vermeden girmeyiniz.” (Nur, 24/27) ve “Tecessüs etmeyin (gizlilikleri/mahremiyeti araştırmayın).” (Hucurat, 49/12) buyurur.

Adil Muamele Hakkı

“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hüküm vermenizi emreder.” (Nisa, 4/58), “Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin ve adalet numunesi şahitler olun. Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvaya en uygun hareket budur.” (Maide, 5/8) gibi ayetler, insanların adaletli davranma sorumluluğunu ve adil muamele görme hakkını vurgulamaktadır.

Yönetimde Kararlara Katılma Hakkı

Kur’ân-ı Kerim’de, “Mü’minlerin işleri aralarında şura iledir.” (Şura, 42/38) ve “Onlarla istişare et!” (Al-i İmran, 3/159) buyurulur.

Hukuk Önünde Eşitlik

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Veda Hutbesinde, “Ey insanlar, Rabbiniz birdir, babanız da birdir; hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktan.” [7] buyurmak suretiyle insanların eşitliğini vurgulamıştır.

Çalışma Özgürlüğü

İslam emeği kutsal saymış, insanları çalışmaya teşvik etmiş ve helal kazancı övmüştür. Yağmacılık yoluyla elde edilerek kazanılan mülkiyeti bir hak olarak görmeyip, haram kılınan yollarla servet sahibi olmayı yasaklamıştır.[8] “Hepsine, dünyayı isteyenlere de, âhireti isteyenlere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.” (İsra, 17/20) ayeti, hiç kimsenin rızık kaynaklarından başkasını mahrum edemeyeceğini ifade eder.

Konuyu Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu konudaki kapsayıcı ifadeleriyle noktalayalım:

“Çağdaş dünyanın büyük bir bölümü, insan haklarıyla alâkalı bir kısım konularda hâlâ emekleyedursun, İslam, asırlarca evvel, suç ve ceza mevzuunda kanunîlik ilkesini vaz’ ediyor; kesinleşmiş bir suç olmadığı takdirde kimsenin suçlu sayılamayacağını, maznunun da diğer insanlar gibi bir kısım haklarının bulunduğunu ve bunların kat’iyen onun elinden alınamayacağını; ihtimallere binaen insanların cezalandırılamayacağını; kimseye işkence edilemeyeceğini; her hakkın muhterem olduğunu; insan haklarıyla alâkalı hiçbir şeyin küçümsenemeyeceğini; kuvvetin hakkın emrine tâbi olması lazım geldiğini ve hiçbir zaman hakkın kuvvete feda edilemeyeceğini kemal-i ciddiyetle hatırlatıyor, herkesi hakka saygılı olmaya çağırıyor, her zaman hakkın hâmisi olduğunu bir kere daha gösteriyordu.”[9]

 

Dipnotlar

[1] Arzu Somalı, “İslam Hukuk Felsefesinde İnsan Hakları: İnsan Haklarının Temel Dinamikleri”, www.tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/03/1551781010.pdf.

[2] Mehmet Birsin, “İnsan Haklarının Değerlerle İlişkisi ve İslam Hukuku Metodolojisine (Fıkıh Usulü) Taşınma İmkânı”, www.tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/03/1551780931.pdf.

[3] İbn Kayyım el-Cevziyye, Zâdu’l-Meâd, Beyrut, 1994, II, 629.

[4] Tirmizî, Radâ 11.

[5] Hakan Şahin, “Kuran’da İnsan Hak ve Özgürlükleri”, TESAM Akademi 4 (1).

[6] Somalı, a.g.e.

[7] Tirmizî, Menâkıb 73.

[8] Somalı, a.g.e.

[9] Fethullah Gülen, İnsan Hakları, fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/18889-Fethullah-Gulen-Insan-Haklari.

 

 

Kaynaklar

Hasan Hacak, İslam Hukuku’nun Klasik Kaynaklarında Hak Kavramının Analizi (doktora tezi), Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2000.

Murat Şimşek,” İslam’da İnsan Haklarının Teorik Zemini Var Mıdır?”, www.tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/03/1551780982.pdf.