Alman filozof Kant’ın mezar taşında şu sözler yazılıdır: “Durmadan tefekkür ettiğimiz iki şey zihnimi, hep yeni ve artan bir hayranlık ve haşyetle dolduruyor: Üzerimdeki yıldızlı sema ve içimdeki ahlâk yasası.”[1]

İnsanoğlu varoluşundan itibaren kâinatı araştırmış, öğrendikçe hayran olmuş böylece merakı daha da artmıştır. Her keşfedilen şey, kâinatın harikulade yaratılışını ortaya koymuştur. İlmî buluşlar, Rabbimizin isim ve sıfatlarına ayinedarlık yapmakta ve O’nun (celle celâluhu) daha iyi tanınmasına vesile olmaktadır.

Canlılığın Sebeplerinden Güneş

2019’un son ayında faaliyete geçen, dünyanın en büyük güneş teleskobuyla çekilen ilk görüntüler ilgi çekiciydi. Bunlar şimdiye kadar tespit edilen görüntülerin çözünürlüğü en yüksek olanıydı. Güneşin yüzeyindeki hareketlilik ayrıntılı olarak gözlemlendi ve her biri dünyadaki volkanik patlamalardan çok daha büyük ve etkili, milyonlarca güneş patlamasının muhteşem görüntüsü, bilim insanlarını hayranlığa sevk etti.

Güneş; konumu, büyüklüğü, enerjisi ve yapısı gibi birçok özelliğiyle dünyamız için vazgeçilmez bir kaynaktır. 4,6 milyar yıl önce, canlıların ihtiyacı olan ısı ve ışık kaynağının var ediliyor olması düşündürücü değil mi?

Sebepler dairesinde, dünyadaki canlılığın Güneşe bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Bu yıldızı Güneş yapan şey tam da budur, yoksa o, Samanyolu Galaksimiz içindeki milyarlarca yıldızdan sadece biridir.

Güneş olmasaydı, Rabbimizin koyduğu tekvinî kanunlar açısından hayat olmazdı. Mesela bitkiler olmayacaktı, çünkü fotosentez için Güneşten gelen enerjiye ihtiyaç vardır. Su devridaimi, suyun buharlaşması ve yağış olarak yeryüzüne dönmesi olmayacaktı. Rüzgârlar veya hava hareketliliği meydana gelmeyecekti, çünkü bu hadiseler atmosferdeki sıcaklık farklılıklarından ortaya çıkmaktadır. Güneş, mevsimlerin ve aynı zamanda vücudumuzdaki D vitaminin aktive olması gibi birçok hayatî hadisenin vesilesidir. Bütün bunlar Sünnetullah dediğimiz yaratılış kanunları çerçevesindedir. Elbette Rabbimiz dilerse sebepsiz de yaratabilir.

Konumu ve Büyüklüğü

Güneşin Samanyolu Galaksisinin merkezine olan uzaklığı 26 bin ışık yılı iken gezegenimize olan uzaklığı yaklaşık 150 milyon km’dir. Bu uzaklık ışık hızıyla 8 dakika 31 saniyedir. Yani biz Güneşin hep 8 dakika önceki halini seyrediyoruz.

Normalde beyaz renkte, orta büyüklükte bir yıldız olan Güneş; atmosferimizden dolayı sarı görünür. % 91 hidrojen, % 8,9 helyum, %0,1 karbon (C) ve azot (N) gibi diğer elementlerden meydana gelen Güneş, açık havalarda, gece gökyüzünde gördüğümüz yıldızlardan bir tanesidir.

Güneş, dünyamıza göre devasa büyüklükte iken kâinatın büyüklüğüne göre zerre gibidir. Güneş Sistemi; sekiz gezegen, ay gibi uydular, sayısız asteroit ve Güneşten meydana gelmektedir. Sistemin en ağır ve büyük parçası olan Güneş; sistemindeki bütün gezegenlerin hacminden 600 kere daha büyüktür. Sisteminin toplam ağırlığının %99,8’ini oluşturan Güneş; çok büyük bir çekim kuvvetinin yaratılmasına vesile olarak gezegenlerin kendi etrafında dönmesine zemin hazırlar. Güneşin çekim gücü ile gezegenlerin merkezkaç kuvveti arasında mükemmel bir denge vardır. Gezegenlerin dönüş hızları daha düşük olsaydı, hızla Güneşe doğru çekilir ve yutulurlardı.

Güneş, dış yüzeyinin sıcaklığı 5–6 bin derece, merkezinin sıcaklığı ise 15–16 milyon derece olan, devasa bir alev topudur. İçi gibi çekirdekten gelen ısının tetiklediği konvektif[2] hareketlerden dolayı yüzeyi de sürekli hareket halindedir. Bir plazma çorbası halinde, her an patlamalar olması ve hareketlilikten dolayı sabit bir sıcaklık yoktur. Yüzeydeki manyetik alanın belli bölgelerde yoğunlaşması, ısının homojen olarak dağılımını engellemektedir. Güneş lekesi adı verilen koyu renkli bölgeler de bu ısı farkından kaynaklanır.

Güneşin Hareketleri

Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde.” (Yasin, 36/38).

Son yüzyıla kadar Güneşin Dünya etrafında veya Güneşin sabit durup Dünyanın Güneş etrafında döndüğü düşünülüyordu. Yüce Beyanda da belirtildiği gibi, Güneş bir yörüngede hareket etmektedir. Güneş kendi etrafında dönerken saniyede 220 km hızla Vega yıldızına doğru gitmektedir. Galaksi içindeki bir turunu yaklaşık 230 milyon yılda tamamlamaktadır.

Güneş kendi etrafında ortalama 70 bin km hızla döner, fakat plazma halinde olduğu için farklı bölgeleri farklı hızlarda hareket eder. Ekvator bölgesi, bir turunu 25 günde tamamlarken kutup bölgelerinin bir devri 35 gün sürmektedir. Güneşin iç tarafı daha hareketlidir. Laurent Gizon’un önderliğindeki Fransız araştırma ekibi, Güneşteki sismik ses dalgalarını inceleyerek çekirdeğinin 3–4 kat daha hızlı döndüğünü tespit etmiştir.[3]

Dünya gibi Güneşin de hareket halinde olan, manyetik kuzey ve güney kutupları vardır. Bu kutuplar 11 yılda bir yer değiştirir.

Güneşteki Reaksiyonlar

Güneşin merkez bölgesi kütle çekim kuvveti sebebi ile yoğun bir basınca sahiptir. Bu basınç, nükleer füzyon olayının gerçekleşmesine vesile olur. Güneşte meydana gelen radyoaktif tepkimeler neticesinde üretilen enerji, ışık ve ısı olarak bize kadar gelir. Saniyede 564 milyon ton hidrojen, helyuma dönüştürülürken yaklaşık 4,5 milyon ton madde, radyasyon halinde uzaya yayılır. Uzaya yayılan bu enerjinin sadece 2,2 milyarda biri dünyaya ulaşmakta ve ihtiyacımızı görmektedir.

Felaket Yerine Rahmet

Nükleer patlamalarla sürekli hareket halinde olan Güneşin yaklaşık 1 milyon derece sıcaklığa sahip korona katmanından kurtulan parçacıklar uzaya dağılır. Yüklü parçacıklardan oluşan bu rüzgâr, her yöne saniyede 400 metrelik bir hızla yayılır. Güneş Rüzgârı diye adlandırılan bu manyetik esinti, Dünyanın manyetik alanını etkiler ve atmosferin manyetosfer katmanında fırtınalara sebep olur.

“Göğü de dengesizliğe düşmekten korunmuş bir tavan durumunda yarattık. Onlarsa hâlâ gökteki delillerden yüz çevirmektedir.”(Enbiya, 21/32).

Rabbimizin sonsuz rahmetinin bir cilvesi olarak, dünyamız manyetik bir kalkan tarafından korunmaktadır. Dünyanın manyetik alanı, Güneşten gelen bu zararlı ışınları kutup bölgelerine yönlendirir.

Dünyanın kutuplarındaki “aura” denilen mavi, kırmızı ve yeşil renklerdeki kutup ışıklarının harikulade görüntüsü, Güneşten gelen dalgalarının atmosferimize çarpmasından kaynaklanır. Bu muazzam ışık gösterisi, çoğunlukla kutuplarda ortaya çıkar, çünkü Dünyanın manyetik çekim alanı, kuzey ve güney kutbunun sıfır noktalarıdır ve yüklü parçacıklar yoğun olarak bu bölgelerden atmosfere giriş yapar.

Sonsuz şükürler olsun ki Rabbimiz, büyük felaketlere sebep olabilecek Güneş rüzgârlarını, güzel bir manzaraya çevirmektedir.

Açıklanamayan Kuvvet

İçine 1 milyon 300 bin Dünya sığacak büyüklükte olan Güneş; dev bir nükleer reaktör gibi çalışmaktadır. Öyle ince hesaplarla radyoaktif hadiseler olmaktadır ki bilim insanları henüz bunların illiyet ilişkilerini bile tam olarak izah edememektedir. Rabbimizin sonsuz ilim, emir, kudret ve iradesine dayanmadan pozitif yüklü dört hidrojen atomunun bir araya gelip helyum yapmaları mümkün değildir.

Güneşteki radyoaktif reaksiyonlar,

zincirleme olarak aşağıdaki şekilde devam eder:

a) 1H + 1H → 2H + β+ + Ve

b) 2H + 1H → 3He + ϒ

c) 3He + 3He → 4He + 1H + 1H

 

 

Önce iki hidrojen (1H) birleşirken bir proton ve bir nötrona sahip olan döteryum (2H) vesilesiyle, pozitron ve enerji meydana getirilir. Döteryumla reaksiyona giren başka bir hidrojen sayesinde bir nötrona sahip helyum izotopu ve gama ışınları yaratılır. Bu helyumun benzer helyumlarla tepkimesi ise iki nötronlu helyum ve iki hidrojen atomunu netice verir.

Döteryumu bir arada tutan, iki ayrı atom çekirdeğini birbirine yapıştıran kuvvet nedir? Zahirî planda bu kuvvet, “güçlü nükleer kuvvet” olarak adlandırılır. Sebepler boyutunda ve teorik olarak “pion” adı verilen bir parçacığın protonlar arasındaki gidip gelmesiyle bu kuvvetin ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Bu kuvvet, kâinatta tespit edilen en büyük fiziksel kuvvettir ve yerçekimi kuvvetinden 1036 kat daha güçlüdür. Bu kuvvet sayesinde, normalde birbirini çok büyük bir kuvvetle iten iki hidrojen çekirdeği birbirine yapıştırılmaktadır.

Bu kuvvet şu anki değerinden daha zayıf olsaydı, iki hidrojen çekirdeği bir arada olmayacaktı. Yan yana gelen iki proton, hemen birbirlerini itecek ve bu yüzden Güneşteki nükleer reaksiyonlar başlamadan bitecekti. Ancak kâinatta her şey, mükemmel bir nizamla işletilmektedir.

O’nun katında her şey bir miktar (ölçü) iledir.” (Ra’d, 13/8).

Acaba güçlü nükleer kuvvet, biraz daha güçlü olsa ne olurdu?

Astronomi profesörü George Greenstein, bu kuvvetin biraz daha güçlü olması durumunda, ihtimalleri şöyle açıklar:

“Güneş böyle bir durumda tamamen değişecekti, çünkü artık Güneşteki reaksiyonun ilk aşaması döteryum üretimi değil, di-proton üretimi olacaktı. Zayıf nükleer kuvvetin rolü ortadan kalkacak ve sadece güçlü nükleer kuvvet devreye girmiş olacaktı. Bu durumda Güneşin yakıtı, aniden çok etkili bir yakıt haline gelecekti. Bu yakıt sebebiyle Güneş ve ona benzer diğer bütün yıldızlar, birkaç saniye içinde infilak edecekti.”[4]

Dipnotlar

[1] www.college.columbia.edu/core/content/kant%E2%80%99s-tombstone-kaliningrad

[2] Akışkan içindeki sıcaklık farkının sebep olduğu hareket.

[3] www.nasa.gov/feature/goddard/2017/esa-nasa-s-soho-reveals-rapidly-rotating-solar-core

[4] George Greenstein, The Symbiotic Universe, Morrow, 1988, s. 100.

 

 

Kaynaklar

 

Nuri Balta, Astronomi O’nu Anlatıyor, İstanbul: Muştu Yayınları, 2014.

Orhan Apillioğlu, Kimya O’nu Anlatıyor, İstanbul: Muştu Yayınları, 2013.

Uzay Hakkında Her Şey (How It Works), 2018.

www.nasa.gov

en.wikipedia.org/wiki/Sun