Kavramların ve disiplinlerin iç içe geçtiği 21. yüzyılın buhranlarından birisi de değerler bunalımıdır.[i] Karşılaşılan değer çatışması ve kültürel yozlaşmanın sebep olduğu olumsuz içtimaî olayların etkisi birçok alanda görülmektedir.[ii] Bu alanlardan birisi de eğitim ve öğretim materyalleridir. Eğitim materyallerinde içeriklerin değerlerden mahrum olması, eğitim sistemini küresel çapta yeniden yapılandırmak gerektiğini göstermektedir.[iii] Bu doğrultuda dünyanın birçok yerinde eğitim politikalarında düzenlemelere gidilmiş ve ABD, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde “değerler eğitimi”, farklı isimler altında, eğitim süreçlerinde görünür hale gelmeye başlamıştır.[iv] Amerika’da “karakter eğitimi,” Arap ülkelerinde “ahlak eğitimi,” Avrupa ülkeleri, Türkiye ve Avustralya’da ise “değerler eğitimi” kavramının daha sık kullanıldığı görülmektedir.

Değerler, kişinin küçük yaştan itibaren aile, okul, medya ve diğer unsurlarla birlikte kazandığı davranış derinliğidir. Karşılaşılan olaylarda kişinin verdiği ilk tepki, kültürel heybesinde var olan değerlerle ilişkilidir. Bu açıdan değerler eğitimi; güven toplumu ve huzurlu bir geleceğin inşası için önem taşımaktadır.[v]

Bir araştırmada; Fen ve Teknoloji dersi ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ait ders kitabı metinleri, değer kavramları yönüyle analize tabi tutulmuş ve 10 tane ortak değer ortaya çıkarılmıştır.[vi] Bunlar; duyarlılık, açık fikirlilik, bilimsellik, sorumluluk, temizlik, insanlığa saygı, çevreyi koruma, dayanışma, insanlığa hizmet ve güven şeklindedir.

Metinlerde ortak değerler bulunmasına rağmen, benimsenen eğitim felsefesi (pozitivist paradigma) sebebiyle, değerlerin farklı yaklaşımlarla ele alındığı görülmektedir. Mesela öğretim programlarında yer alan ortak değerlerden çevreye karşı duyarlılığa, sadece ekolojik açıdan yer verilmesi yaygın görülen bir durumdur. Oysa insanlığın karşılaştığı birçok felaketin önemli bir sebebi, çevreye karşı duyarsızlıktır.[vii] Bu konunun sosyal hayata dönük yansımaları da olabileceğinden problemi tek yönlü ifade etmek etik değildir. Dünyanın birçok yerinde çevreci örgütlerin farkındalık çalışmaları takdire layıktır, ancak dinî değerlere atıf yönüyle bu çalışmaların eksik olduğu söylenebilir.

Değer aktarımında kullanılan araçlar ne kadar çeşitli olursa, tesir gücü o ölçüde artmaktadır. Bu doğrultuda çevrecilik değeri; ayet ve hadislerin yanında, fen değerleri (bilim felsefesine dair yaklaşımlar) ile mezcedilmelidir. Bu konuya ilişkin Bediüzzaman Hazretlerinin birçok vecihle ışık saçan beyanı şöyledir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.”[viii]

[i] Göle, N. (2010). İç İçe Geçişler: İslam ve Avrupa. İstanbul: Metis Yayıncılık.

[ii] Çubukçu, Z. (2011). İlköğretim Öğrencilerinin Karakter Eğitimi Sürecinde Örtük Programın Etkisi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, 12(2), 1513–1534.

[iii] Kaya, Y. (2009). İnsan Yetiştirme Düzenimiz. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık.

[iv] Arıkan, A. (2019). Okulöncesi Dönemde Değerler Eğitimi, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, s. 1–28.

[v] Gülen, F. (1990), Şadırvan Vaazı, Güven Toplumu.

[vi] Saka, S. (2013). Fen ve Teknoloji Dersi ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programındaki Ortak Değerlerin Karşılaştırılması, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi.

[vii] Erten, S. (2004). Çevre Eğitimi ve Çevre Bilinci Nedir, Çevre Eğitimi Nasıl Olmalıdır?. Çevre ve İnsan Dergisi, 65 (66).

[viii] Nursî, S. (2009). Münazarat, İstanbul: Yeni Asya Neşriyat, s. 201–312.