Kavramların ve disiplinlerin iç içe geçtiği 21. yüzyılın buhranlarından birisi de değerler bunalımıdır. Karşılaşılan değer çatışması ve kültürel yozlaşmanın sebep olduğu olumsuz içtimaî olayların etkisi birçok alanda görülmektedir. Bu alanlardan birisi de eğitim ve öğretim materyalleridir. Eğitim materyallerinde içeriklerin değerlerden mahrum olması, eğitim sistemini küresel çapta yeniden yapılandırmak gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda dünyanın birçok yerinde eğitim politikalarında düzenlemelere gidilmiş ve ABD, İngiltere ve Avustralya gibi ülkelerde “değerler eğitimi”, farklı isimler altında, eğitim süreçlerinde görünür hale gelmeye başlamıştır. Amerika’da “karakter eğitimi,” Arap ülkelerinde “ahlak eğitimi,” Avrupa ülkeleri, Türkiye ve Avustralya’da ise “değerler eğitimi” kavramının daha sık kullanıldığı görülmektedir.
Değerler, kişinin küçük yaştan itibaren aile, okul, medya ve diğer unsurlarla birlikte kazandığı davranış derinliğidir. Karşılaşılan olaylarda kişinin verdiği ilk tepki, kültürel heybesinde var olan değerlerle ilişkilidir. Bu açıdan değerler eğitimi; güven toplumu ve huzurlu bir geleceğin inşası için önem taşımaktadır.
Bir araştırmada; Fen ve Teknoloji dersi ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine ait ders kitabı metinleri, değer kavramları yönüyle analize tabi tutulmuş ve 10 tane ortak değer ortaya çıkarılmıştır. Bunlar; duyarlılık, açık fikirlilik, bilimsellik, sorumluluk, temizlik, insanlığa saygı, çevreyi koruma, dayanışma, insanlığa hizmet ve güven şeklindedir.
Metinlerde ortak değerler bulunmasına rağmen, benimsenen eğitim felsefesi (pozitivist paradigma) sebebiyle, değerlerin farklı yaklaşımlarla ele alındığı görülmektedir. Mesela öğretim programlarında yer alan ortak değerlerden çevreye karşı duyarlılığa, sadece ekolojik açıdan yer verilmesi yaygın görülen bir durumdur. Oysa insanlığın karşılaştığı birçok felaketin önemli bir sebebi, çevreye karşı duyarsızlıktır. Bu konunun sosyal hayata dönük yansımaları da olabileceğinden problemi tek yönlü ifade etmek etik değildir. Dünyanın birçok yerinde çevreci örgütlerin farkındalık çalışmaları takdire layıktır, ancak dinî değerlere atıf yönüyle bu çalışmaların eksik olduğu söylenebilir.
Değer aktarımında kullanılan araçlar ne kadar çeşitli olursa, tesir gücü o ölçüde artmaktadır. Bu doğrultuda çevrecilik değeri; ayet ve hadislerin yanında, fen değerleri (bilim felsefesine dair yaklaşımlar) ile mezcedilmelidir. Bu konuya ilişkin Bediüzzaman Hazretlerinin birçok vecihle ışık saçan beyanı şöyledir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.”
Ortak Değerler Yaklaşımının Gerekliliği
Değerler eğitimi açısından öğrencinin aldığı her ders önem taşımaktadır. Bazı dersler birbirini tamamlayarak diğerinin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Fen ve Teknoloji dersleri, nitelikli bir yorumlamanın gerçekleştirilmesi için değerlerin ortak bir yaklaşımla ele alınmasında yarar görülen derslerdir. Öte yandan her iki alanın da kendilerine göre sınırları vardır. Bu iş bölümü, sadece gereksiz çatışmalardan kaçınmayı değil, aynı zamanda her iki düşünce tarzının kendine özgü hüviyetine sadık kalabilmelerine vesile olacaktır. Bu bağlamda, fen ve din değerlerinin birlikte ele alınması, bütün değerlerin ortak bir potada erimesi anlamına gelmemelidir. Her alanın değerleri kendi ders içeriklerinde yer almalı, fakat öğrenciye tek yönlü bir eğitim felsefesi (pozitivist paradigma) ile aktarılmamalıdır. Kâinat kitabını okurken mahrutî bakışa zarar verilmemelidir. Değer aktarımında en önemli görevlerden birisini üstlenen öğretmenler, müfredat bağımlısı bir tutum sergilerse, tahribat kaçınılmazdır. Hâlbuki muallimlerden ve anne-babalardan beklenen şey, tahrip değil tamir edici olmalarıdır.
Özgün Değer Etkinliklerinin Önemi
Ortak değerlerin işlenmesi konusunda yapılan çalışma sayısı oldukça azdır. Öğretmenlik mesleğini idrak etmiş hakikî muallimler ve okulsuz eğitim yapmayı tercih eden ebeveynlerin bu yönde özgün deneyimler oluşturması önem taşımaktadır. Konuyu küçük bir örnekle açıklayabiliriz. “Çevreyi koruma” değeri, fen ve din alanında ortak olan değerlerdendir. Fen dersinde bu değer, genellikle ağaç dikme ve çöp toplama gibi faaliyetler yoluyla verilmektedir. Din dersinde ise bu konuya dair âyet ve hadisler yoluyla değer aktarımı sağlanmaya çalışılmaktadır. Her iki dersin de ihtiyaç duyduğu katkı, değerler eğitiminde rehberlik eden kişinin (öğretmen veya ebeveynler) içerik tasarımıyla sağlanabilir. Aşağıdaki tabloda temel seviyede bir etkinlik örneği yer almaktadır.
Dünyamıza bir ağaç dikersek neler olur? İlişkilendirilebilecek değerler (öneri niteliğindedir) Tam tersi olduğunda nasıl olurdu?
Dinî referanslarda ağaç dikmenin faydaları nasıl yer alıyor? Bunlardan ne anlıyoruz?
Ağaçlar sera etkisi ile mücadele eder. Duyarlılık, her canlının hukukuna riayet etme (kul hakkı). Bu bölümde çocukların cevapları üzerinde durulmalı, müzakereler ile aksi halde ortaya çıkacak problemlerin çocuklar tarafından ifade edilmesine zemin hazırlanmalıdır. “Bir kimse ağaç diker de o ağacın meyvesinden bir insan veya Allah’ın mahlukatından herhangi bir canlı yerse bu, o ağacı diken kişi için sadaka olur.” Bu bölümde çocukların cevapları üzerinde durulmalı, soruları varsa mutlaka özenli bir şekilde cevaplanmalıdır.
Havayı temizler. Duyarlılık, her canlının hukukuna riayet etme (kul hakkı). “Kim bir Sidre ağacını (lüzumsuz yere) keserse, Allah onun başını Cehenneme uzatır.”
Şehri ve sokakları temizler. Temizlik, duyarlılık. “Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Hâlık’ı tanıttırıyorlar.”
Erozyonu önler. Duyarlılık, merhamet.
Hayvanlar için tente ve yuva görevi görür. Merhamet, duyarlılık, her canlının hukukuna riayet etme (kul hakkı).
Fen ve din dersi için, ortak değerler yaklaşımına göre hazırlanabilecek etkinlik önerisi.
Değerler eğitiminin çıkış noktasına dair farklı görüşler vardır. İnanan insanların, bir değerler mecmuası olarak Sünnetini bizlere armağan eden Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatını en güçlü referans olarak kabul etmesi beklenir. Değerlerin ayrıştırılmasıyla ilköğretimden lise seviyesindeki öğretim programlarına kadar her alanda yaşanan problemler, toplumsal ölçekte tamiri güç tahribatlara yol açmaktadır. Bu aynı zamanda fertten topluma uzanan bir çelişkinin ifadesidir. Günümüzde yaşanan kaotik durumların birçoğunun temelinde bu çelişki bulunmaktadır. Mesela bir ülkede bir idareci, ormanlık alanları keyfî uygulamalar için yok ediyorsa, halk da bunu problem olarak görmüyorsa, (burada yapılabilecek birçok durum değerlendirmesi olsa da) değerler eğitimi zaviyesinden baktığımızda, dinin yaşanılır kılınmasında etkili olan kaynaklardan habersiz olma en belirgin meseledir.
Allah’ı (celle celâluhu) tanımak ve sevmek, O’nun yarattıklarına saygı göstermeyi de beraberinde getirir. Bu bağlamda Bediüzzaman’ın yorumu aydınlatıcıdır: “Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Hâlık’ı tanıttırıyorlar.” Hâl böyle iken, yıllarca okutulan fen derslerinden bu hakikatlere yol alamamış kişiler, tahrip olmuş bir eğitim sisteminin çıktılarıdır denebilir. Karşılaşılan hadiselerde yerinde tepkiler vererek, insan olma mertebesiyle uyumlu davranma, öğrenilebilen bir davranıştır. O halde toplumda değerler adına yaşanan problemleri çözebilmek için, değerler multidisipliner bir yaklaşım ile ele alınmalı, dünyamızı tanımak için gerekli olan bilimsel bilgilerin yanında, vicdan derinliği kazandıracak, değerleri içselleştirmede etkili olacak dinî ve manevî referanslara da yer verilmelidir.
Dipnotlar