Hizmetin kara sevdalısı, ömrünü dua ile ilmek ilmek dokuyan, arkadaşlarının kaderine cemre gibi düşen Halil Şimşek Hoca, 1958’de, Çorum’un İskilip ilçesinde dünyaya gelir.

Halil Hoca’nın ilim yolculuğu Tokat İmam Hatip Lisesinde başlar. Vefatına kadar ilimde, irfanda, hakikat arayışında yorulma bilmeden koşturur. Lise yılları onun için çok önemlidir, zira gönlünü kaptırdığı Hizmet’le bu dönemde tanışır. Bu aşk her geçen gün artarak devam eder. O günlerin hayatındaki yerini anlatırken şöyle der: “İki şeye doyamadım, Hizmet’e ve okumaya.”

Hizmet’le tanışması onun hayatında dönüm noktası olur. Zaten fıtratı hakikati arama üzerine yoğrulmuş olan Halil Hoca, Risale-i Nur Külliyatı ve Hocaefendi’nin eserleri ile tanıştıktan sonra bu iki hazineden azami derecede istifade eder ve yaptığı sohbetlerle, kaleme aldığı makalelerle insanların aydınlanması için gece gündüz demeden koşturur.

Risaleleri ve Pırlanta Serisini, künhüne vakıf olmak için dikkatle mütalaa eder. İlim tahsili, ömrünün sonuna kadar bir sevda olarak devam eder. Okur, okuduğunu yaşar, yaşadığını anlatır, anlattığı hakikatleri ihlas fırınında pişirir, uhuvvet sofrasında maharetle servis eder. Dile getirdiği hakikatler sadece satırdan değil sadırdan olunca Allah tesir ettirir ve böylece binlerce insana dini, Allah’ı (celle celâluhu), Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Hizmet’i sevdirir. Bu kutlu yolda ona kılavuzluk eden, her an müracaat ettiği, kutup yıldızı gibi kendisine yol gösteren başucu kaynaklarını tasvir ederken kendisine has tarzıyla, “Bizler içi hazine dolu bir sandığın üzerinde oturuyoruz. Kalkıp kapağı kaldırarak o inci ve mercanlardan istifade etmek için daima okumalıyız.” der.

İlim aşkının, hakikat arayışının ve imanda derinleşme gayretinin muaccel mükafatı olarak 1980 yılında, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesine kayıt yaptırır.

Üniversite yıllarındaki faaliyetleri “Hey gidi günler!” dedirtecek evsaftadır. Kendi tabiriyle, “bir güne beş gün sığdırdığı günlerdir” Ankara günleri. Bir taraftan üniversitede okur, diğer taraftan İlahiyat Fakültesine yakın bir yerde bulunan Köşe Camiinde imam ve hatiplik yapar. Cami cemaatinin çoğu emekli bürokratlardır. Halil Hoca ilmi ve nükteleriyle onların gönlünde taht kurar. Bir hatırasında o günleri şu cümlelerle anlatır yine bir hayat dersi vererek: “Köşe camiinde imamlık yaptığım yıllarda emekli bir bürokratı yağmur altında cami önündeki bankta otururken buldum. Şapkasının önünden yağmur suları oluk gibi akıyordu. Yanına iliştim, ‘Hayırdır ne düşünüyorsun?’ diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: ‘Evladım ahir ömrümde ülkeme son bir kez Cumhurbaşkanı olarak hizmet etmek istiyorum. Bu nasıl mümkün olur diye düşünüyordum.” Halil Hoca bu hatırasını her anlattığında, “Adam musallanın karşısına oturmuş, ama gözü Cumhurbaşkanlığında.” derdi.