Eşyalar da tarihe şahitlik eder. Hatta bir eşya, şahitlik ettiği hâdise ile öyle özdeşleşir ki ilgili hâdiseden bahsedildiğinde o eşya düşer zihinlere.

Bir hadiseye şahitlik eden nesneden mülhem ortaya konan eserler ya ilk yapıldığında o mânâyı haykırsın diye yapılır ya da zamanla yapılış gayelerinin kabuğunu kırarak büyük bir hakikatin sembolü hâline gelirler.

Usta bir sanatkarın elinde mücessem bir hâl alan eser, zamanla tecrübe edilen hadiseyi sessiz çığlığıyla âdeta insanların kulaklarına fısıldar.

Irmak ya da deniz kenarında delinmiş ve terkedilmiş bir botun, göçmenleri ve çilelerini akla getirdiği gibi, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de hükümet binasının hemen önündeki “Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar” anıtı, katledilen Yahudileri anlatır ve “Acının ırkı yoktur.” der âdeta. Binlerce Yahudi, II. Dünya Savaşında, dondurucu soğuklarda, ayakkabıları çıkartılarak Tuna Nehri kıyısında kurşuna dizilmiştir.[i] İşte çıkarılan bu ayakkabıların aslına uygun demirden kopyaları hazırlanmış ve ortaya zulmü haykıran böyle bir eser çıkmıştır.[ii]

 

Bacağı Kırık Sandalye

İsviçre’nin Cenevre şehrinde, Birleşmiş Milletler binasının girişinde, Place des Nations meydanında, sol bacağı kırık olan dev bir sandalye vardır. Bu eser, hususî bir mesaj vermek için, geçici olarak inşa edilmişti, ama kalıcı olmasına karar verildi.

1997 yılında Kanada’da yapılan Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Toplantısı’nda kara mayınlarının yasaklanmasıyla ilgili bir teklif sunuldu. Mayınlar özellikle sivillere çok ciddi zararlar veriyor ve onları ayaksız bırakıyordu. Yapılan teklif son derece insanîydi ve birçok devlet bu anlaşmayı imzaladı.

Birçok insan hakları örgütü, anlaşmanın daha fazla devlet tarafından imzalanması için çaba gösterdiler, kampanyalar düzenlediler.

[i] www.budapest.com/stadtfuhrer/sehenswurdigkeiten/kunstdenkmal/schuhe_am_donau-ufer_ein_erschutterndes_denkmal.de.html

[ii] en.wikipedia.org/wiki/Shoes_on_the_Danube_Bank