Mü’min sûresinin 11. âyetinde, kâfirlerin bir itirafı nazara verilir: “Onlar, ‘Ya Rabbenâ! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi, telafi etme için buradan çıkmaya bir yol yok mudur?’ derler.”

Âyette “iki defa öldürülme” ifadesi geçmektedir. Bu durum, insanın her bir ölüm fiilinden önce canlı olmasını gerektirir. Döllenme öncesinde sperm ve yumurta hücresinin her ikisi de canlıdır ve bunlar döllenme ile vazifelerini tamamlar ve ölürler.  Allah’ın kâinatta câri kanununun gereği olarak sperm ve yumurtanın vazifeleri, 23’er kromozomun bir araya getirilip sayının 46’ya ulaşmasıdır. “Nutfe”[i] evresi, sperm ve yumurtanın ölüp yeni bir keyfiyete geçmeleridir.

23 kromozom taşıyan yaklaşık 400 milyon spermden sadece bir tanesi, aynı sayıda kromozom taşıyan bir yumurtaya girebilir. Âşık mâşukunu bulur, ancak izdivaçları her ikisinin de ölümü ile sonuçlanır: Spermin yumurtaya girmesi ile her iki hücre için de ölüm süreci başlar. Spermin başındaki zar, yumurtaya ilk çarptığı sırada parçalanır ve bu çarpışmadan dolayı ifraz olan bir enzim ile sperm yumurtanın zarını delip içine girer. Tek bir sperm için düzenlenen kısa süreli bu “hoş geldin” töreni sırasında, yumurtada yaratılan elektrik aktivitesiyle yumurtanın bütün sınır kapıları kapatılır. Mâşukun gönlünde bir başka âşığa yer yoktur; o artık sevdiğini bulmuştur.

[i] Nutfe, su görünümünde sıvı tenasül özüdür. Kur’ân-ı Kerim’de ifade edilen mânâsıyla nutfe, meni (sperm) tarafından yumurtanın döllenmesiyle teşkil edilen tek hücredir. Embriyolojide bu hücreye “zigot” denir. İnsanın zigottan yaratıldığı, 18. asrın sonlarında anlaşılmıştır. Oysa Kur’ân bu ve daha birçok ayette bunu açıkça bildirir. (Bkz. Suat Yıldırım, Kur’ân-ı Hakîm’i̇n Açıklamalı Meali̇, İstanbul: Define Yayınları, 2007, s. 348).