Fen derslerinde gördüğümüz ve hiç tartışmadan kabul ettiğimiz, “tabiat kitabının sabitleri” olarak isimlendirdiğimiz atom altı parçacıkların kütleleri, yerçekimi ve elektromanyetizma gibi kuvvetlerin değişmeyen hassas ayarlarını nasıl açıklayabiliriz? Bugünkü şekliyle algıladığımız kâinatın varoluşunun görünen sebepleri arasında ortaya çıkan önemli sabiteler ve bunların birbirleriyle münasebeti neticesinde tabiat kitabında ortaya çıkan dengeli ve hassas hadiseler nasıl bu kadar kusursuz olabilir?

Biz, atomlar (mikro âlem) ve galaksiler (makro âlem) arasında normo âlem olarak hemen hemen ortada bir yerdeyiz. Varlığımızı sürdürebilmemiz için her iki âlemin de mükemmel bir şekilde hazırlanmış olması gerekmektedir. İşte buna “ince ayar” denir ve hepsi o kadar nefes kesici bir şekilde ayarlanmıştır ki bu sistem hâl diliyle “Bir Yaratıcı var!” diye haykırır. Hakiki ilim sahibi bazı araştırmacılar buradan hareketle Allah’a ulaştığı halde, bazı bilim insanları metafiziği reddeden ve pozitivist sınırların dışına çıkmayan izahlar yapabilmek için teori üstüne teori ileri sürerler.

Kâinatımızın ince ayarının gerçek olduğunu kabul ettiğimizde, bu bizi tek yol olan Allah’ın varlığına götürür. Bununla beraber, bu ince ayarları gördüğü ve hatta laboratuvarda deneylerle ölçtüğü halde, bunu bir Allah inancına vardıramayan bilim insanları ve filozoflar, kendi dünya görüşlerini desteklemek için çeşitli yollara ve yorumlara girebilirler. Bu da imtihan sırrının gereği olarak, şartlı determinizmin, sebep-netice zinciri şeklindeki işleyişin, ilâhî icraata perde olmasından kaynaklanmaktadır.