İlim, hayatı kuşatır. “Mahiyet ve istidat itibarıyla her şey ilme bağlıdır.”[i] Canlı veya cansız her şeyin özünde ne olduğu ilimle anlaşılır; neye hazır olduğu da ilim sayesinde fark edilir.

Her biri bir âyet olan mevcudat silsilesi, mânâlı mesajlar iletir, şuurlu muhataplara Yaradan’ı tarif eder. Zat-ı Akdes’i tanıma ve sevme niyetiyle bu sembolleri ve mesajları okuyanlar, O’nun (celle celâluhu) marifet ve muhabbetine mazhar olurlar.[ii] Hakiki ilimlerin esası, madeni, nuru ve ruhu, marifetullah, yani Kerim Mevla’yı isimleri ve sıfatları yardımıyla yakından tanımaktır.[iii] Marifetullah olmadan ilimler temelsiz, kısır, nursuz ve ruhsuz kalır. Her şey Allah Teâlâ ile canlılık, aydınlık, bereket ve devamlılık kazanır.

Genel mânâda ilim, bir şeyin ne olduğunu (yapı, şekil ve tasarımını), hangi sıfatlar ve özellikler taşıdığını, neye yaradığını, nasıl işlediğini ve başka şeylerle ne tür ilişkiler kurduğunu bilmektir.

Rabbimizin mutlak, muhit ve mükemmel sıfatlarından biri olan ilim, insanda tecelli ederken maddî ve manevî hakikatlere dair malumatın inkişaf etmesiyle, tedrisat veya iç idrak ve ilhamlar yoluyla, kesbî veya vehbî olarak zihinde, hafızada ve kalbde belirmeye başlar.

Maddî sebepler söz konusu olduğunda, malumat veya enformasyon; sinyaller ve verilerden elde edilir. Sinyal, belirli bir maksatla iletilen bir işaret, hâl, ses, görüntü veya fiildir. Veri ise canlı ve cansız şeylerin, hadiselerin ve gerçeklerin bilgisidir. Nitelik ve niceliğe dair sayılar, sınırlar ve vasıflar; veriler hâlinde gösterilir, aktarılır ve kaydedilir.

[i] Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 336.

[ii] M. Fethullah Gülen, “İman, Muhabbet ve Vazife Aşkı”, Bamteli, 2 Nisan 2017, www.herkul.org/bamteli/bamteli-iman-muhabbet-ve-vazife-aski/

[iii] A.g.e., s. 336–337.