Tarihte felsefe kadar tanımı değişen ve istismar edilen başka bir alan yoktur. Felsefenin peşine düşüp bugünden geriye doğru onu tanıma yolculuğuna çıkarsak onun yaşadıkları karşısında şaşırabiliriz. Bu yazıda felsefenin bu şaşırtıcı macerasına şahitlik edeceğiz. Bu sırada tarihin kaydettiği üç büyük tercüme hareketine şahit olacağız. Aynı zamanda felsefeyi üç döneme ayıracak, birinci dönemi olan klasik felsefenin Immanuel Kant ile birlikte eleştirel felsefe dönemine girerek metafizikten kopuşunu ve ardından gelen “vahiyden kopuk felsefe”nin insanlara mutsuzluk getirişini göreceğiz.

“Hikmet sevgisi” demek olan felsefe, bilimlerin kendi alanlarına göre ayrıldığı Batı “aydınlanması”ndan önce ilahiyat dâhil olmak üzere neredeyse bütün bilim dallarını içine alan büyülü bir kavramdı. Felsefe özü itibariyle peygamberlerin öğretisine dayansa ve felsefecilerin büyük çoğunluğu Tanrı’ya inansa da felsefede akıl merkezde durur. Felsefenin herkesin üzerinde ittifak ettiği bir tanımı yoktur. Onu en genel şekliyle, “Var olanların gerçekliğini akla dayalı yöntemlerle keşfedip açıklamayı hedefleyen düşünce biçimi”[i] olarak tanımlayabiliriz.

[i] Mahmut Kaya, “Felsefe” maddesi, TİA.