Hayvanlar âleminin en kalabalık grubu olan böceklerin yeni keşfedilen bazı özelliklerinden bahsetmeden önce bir menkıbeyi hatırlatmak faydalı olacaktır. Objektif bir şey olmasa bile hikâyenin ortaya koyduğu mânâ önemlidir. Geçmiş çağlarda kendi hâlinde, mübarek ve muvahhid olmakla beraber, kâinat kitabının hikmetlerini anlamakta zayıf olan bir zat, bir gün tarlasında otururken, önünden hayvan pisliğini yuvarlayarak yürüyen siyah bir tezek böceğini görünce, zihninden “Ey Allahım, bu çirkin böceği yaratmaktaki muradın nedir? Acaba hangi hikmetlerle böyle acayip mahlukatı yaratıyorsun?” şeklinde düşünceler geçer. Bir zaman sonra vücudu cıvık yaralar içinde bırakan kötü bir hastalığa yakalanır ve çaresizlik içinde çırpınırken, tabiatın mânâsını okumakta mâhir bir zat o köyden geçerken hastadan haberdar olur ve ilaç olarak da önceden hakir görülen o tezek böceğini yemesini söyler, gerçekten de tezek böceğini yiyince hastalık geçer.

            Şimdi bu menkıbenin aslına değil de faslına bakarsak kanser hücrelerini bile öldürücü tesirleri görülen ve bir milyon türü olan böcekler dikkatleri çekmektedir. Tabiatın bağrında yaratılmış bitki ve hayvanlardan elde edilmiş ürünlerin kimyevî yapısının ve çeşitliliğinin, insanların laboratuvarlarda para ve emek harcayarak ürettiklerinden çok daha mükemmel ve benzersiz özelliklere sahip olduğu giderek kabul görmektedir. Yüzyıllar boyunca şifa bulmaya ve hayat kurtarmaya vesile olan bu maddeler ilaçlara ilham vermiştir. Haşhaş bitkisinden (Papaver somniferum) morfin, Söğüt (Salix alba) kabuğundan çıkarılan asetilsalisilik asitten aspirin, Penicillium notatum mantarından penisilin antibiyotiğinin çığır açması gibi şimdi sırada böcekler durmaktadır.