“Osmanlı devletinin her türlü dinî düşünceye gösterdiği müsamaha, Pierre Bayle (1647–1706) ve diğer birçok yazar tarafından Hristiyanlara örnek diye sunuluyordu. İki asır önce de İspanya Yahudileri Osmanlı İmparatorluğuna sığınmışlardı. Şimdi de Macaristan ve Transilvanya Kalvinistleri, Silezya Protestanları, Rusya’nın eski dinine bağlı Kazaklar Katolik veya Ortodoks zulümden korunmak için kapağı Devlet-i Âliyye’ye atıyorlardı. İslamiyet akla uygun (rasyonel) bir din olarak görülüyordu… Üstelik İslamiyet, bir yandan insanları ahlâkî bir yaşayışa çağırırken bir yandan da bedenin, duyuların, toplum hayatının ihtiyaçlarını da kabul ediyordu… Tarih düzeyinde İslamiyet’in medenileştirici rolü bir kat daha yüceliyordu.

Leibniz’in (1646–1716) kanaati da bu merkezdeydi. 1720’de Hazreti Muhammed Bir Yalancı Değildir[1] başlıklı bir risale neşredildi… 1730’da Boulainvillers’li Henri, İslam peygamberini yücelten Muhammed’in Hayatı isimli kitabı yayımladı. Voltaire, İslam medeniyetinin hayranıydı. Çağın zihniyeti, üniversite dışındaki yazarları da etkileyecekti. Hukukçu ve Arabist George Sale (1697–1736) bunlardan biridir. Bu zat 1734’te Kur’ân’ın İngilizce tercümesini yayımladı. Eserin başına da daha sonra birçok yazarın faydalanacağı, uzunca bir giriş koydu. Öncülerden biri de Alman âlimi Reiske’dir (1716–1774). Kendi kendini yetiştiren bu zat, Arap edebiyat ve tarihinin, zamanında benzeri olmayan parlak bir araştırıcısıydı. Yorulma nedir bilmeyen Johann Jakob Reiske, hocaları Schultens ve Michaelis tarafından çok hırpalandı, çünkü onlar Arapça ile ilgili incelemeleri, ‘dinî filoloji’ ve Kitab-ı Mukaddes tefsirleri içinde tutmak istiyorlardı. O büyük ilim adamı da İslam’ın temelinde ilahî bir yön olduğunu anlamıştı. Oxford’da hoca olan Simon Ockley (1678–1720) Arapların Tarihi’ni yazarken (1708) Müslüman Doğuyu Batı karşısında göklere çıkarıyordu.[2] (Eser, oryantalizm araştırmalarının neticelerini geniş okuyucu kitlelerine tanıtmak için girişilen ilk teşebbüstü). Bu âlimler derin araştırmalarıyla ortaya yeni düşünceler getirmişlerdi. Voltaire gibi yazarlar bu yeni düşüncelerin terkibini yaptılar. Edward Gibbon (1737–1794) insanlığın kültür ve fikir tarihinde İslam dünyasına yüksek bir yer ayırdı.”[3]

Dipnotlar

[1] Norman Daniel, Islam and the West: The Making of an Image, Edinburgh: University Press, 1980. s. 288.

[2] Bkz. Paul Hazard, La Crise de la conscience européenne (1680–1715), Paris, 1935, c. I, s. 22. Türkçe tercümesi: Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme, tr. Erol Güngör, İstanbul: Tur Yayınları, 1981.

[3] Maxime Rodinson, Batı’yı Büyüleyen İslam, tr. Cemil Meriç, İstanbul: Pınar Yayınları, 1983, s. 52–53.