Merak duygusu, insanın içinde gerçeğe ulaşma arzusunu, hakikat aşkını, araştırma iştiyakını tetikleyen önemli bir faktördür. İnsan bu denli önemli bir dinamiği, yüce ve yüksek bir gaye hesabına kullanmalıdır.”[i]

 

“Künhüne vâkıf olma”, bir şeyin bâtınının bâtınını, hüviyetinin görülmeyen boyutunu, nefs’ül-emirdeki mahiyetini bilmek mânâsına geliyor.[ii] Başka bir ifadeyle, bir konunun özünü ve aslını anlamak, o konu, kavram veya nesneyi derinlemesine araştırmak ve bütün detayları ile bilecek kadar derin bir ilme sahip olmak anlamına gelen “künhüne vâkıf olma”, ilim tahsil etmede ve bilimsel araştırmalarda büyük önem arz eder. Kâinatın ve tekvinî emirlerin tahlil edilmesi, hâdiseler arasındaki münasebetlerin incelenmesi ve bu bilgilerle insanlık için yeni terkipler üretilmesi “künhüne vâkıf olma” ruhuna vâbestedir. Bu ruha sahip kimseler, yapmış oldukları ilmî çalışmalarla insanlığın hizmetine sayısız teknolojik nimetler sunmuş ve buluşlarıyla yeni çığırlar açmışlardır.

[i] M. Fethullah Gülen, Yenilenme Cehdi (Kırık Testi-12), İstanbul: Nil Yayınları, 2013, s. 184.

[ii] Ali ibn Muhammed es-Seyyid eş-Şerif Cürcani, Tarifat: Arapça-Türkçe Terimler Sözlüğü, tercüme ve şerh: Arif Erkan, İstanbul: Bahar Yayınları, 1997.