Dokunamadığımız, koklayamadığımız, tadamadığımız ve hatta göremediğimiz bir âlem etrafımızı sarmaktadır. Nereye gidersek gidelim, çevremizdedir. Bu âlem olmasaydı, hayatımızdaki birçok şeyden mahrum kalırdık. Televizyon seyredemez, radyo dinleyemez, cep telefonu kullanamazdık. Şu anki iletişim kolaylığını bulamazdık. İlmî araştırmalar yapamaz, uzaya gidemez, başka gezegenlere ulaşamaz, bilimde ve tıpta bu kadar gelişemezdik.

Hayatımız için çok önemli olan bu âlem, elektromanyetik dalgalardan oluşur. Bunlar gama ışınları, x ışınları, ultraviyole (morötesi) ışınlar, görünür ışık dalgaları, infrared (kızılötesi) ışınlar, mikrodalgalar ve radyo dalgaları olmak üzere yedi çeşit olup yüklü parçacıkların hızlandırılmasıyla yaratılır.

Elektriksel ve manyetik özelliklere sahip bu dalgalar, su dalgalarına benzer. Her ikisi de enerji dalgaları olduğundan enerji iletirler, ancak su dalgalarının aksine elektromanyetik dalgalar, uzay boşluğunda ışık hızında (saniyede yaklaşık 300.000 kilometre) hareket ederler.

Elektromanyetik dalgalar yayılmak için hava veya bildiğimiz başka bir ortama ait moleküllere ihtiyaç duymadan uzayda yayılabilirler.