Bediüzzaman, namazın muayyen beş vakte tahsis edilmesinin hikmetlerini anlatacağı Dokuzuncu Söz’ün Dördüncü Nükte’sine, kâinatı büyük bir saat tasavvur ederek başlar. Ona göre tıpkı normo âlemde bir zaman olduğu gibi, makro âlemde de büyük bir saat işlemektedir.

Makro âleme açıldıkça bu saatin dakikaları bin yıllar hükmünde, mikro âleme doğru inceldikçe bin yılları aşireler[i] hükmündedir.

Bu büyük saat tasavvurunda zaman helezoniktir ve kaybolmaz. Bütün zaman parçacıkları toplanarak hükümlerini daha geniş dairelere bırakırlar. Saniyeler toplanıp dakikalara, dakikalar toplanıp saatlere, günler, aylar, mevsimler ve insan ömürlerine inkılap eder. Bütün zaman daireleri genişleyerek hükümlerini yaratılışın altı günlük (dönem, fasıl) dairesine bırakırlar.

Altı gün tamamlandığında mekân gibi zamanın da kıyameti kopacak ve altı günlük daire de kendi hükmünü, Fatiha-yı Şerife’de “yevmi’d-din” (Din Günü) olarak adlandırılan Hesap Günü’ne devredecektir.

[i] 1 saniye = 167 trilyon 961 milyar 600 milyon aşire.