Her günüm sanki son gün, yaklaşırım ölüme
Dağ gibi günahları sığdırdım ben ömrüme
Ağyarı yerleştirdim “meclâ-yı Hak” gönlüme
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Bir tutam ümidim var, perişan bir hâldeyim
Her yanım delik deşik, yıkılmış viraneyim
Unuttum kulluğumu, farklı sahillerdeyim
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Müflis bir hâlde iken kesemi Sen doldurdun
“Kulum” dedin, her zaman doğru yolu buldurdun
Ne zaman kapaklansam tutup beni kaldırdın
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

“Rabbim!” deyip inlesem kapıları açtın Sen
İnci, mercan, zebercet yollarıma saçtın Sen
Kapkaranlık dünyama kandilleri yaktın Sen
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Ne çekilmiş çilem var ne ızdırabım oldu
Yaşarmıyor gözlerim, gonca güllerim soldu
Günahla, masiyetle her yanım diken doldu
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Tövbe kurnalarında yunup yıkanamadım
“Rabbim Allah!” diyerek coşup şahlanamadım
Hizmet kervanlarında yerimi alamadım
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Eli boş göndermezsin kapına gelenleri
Gönlünden gele gele “Allahım!” diyenleri
Kovmazsın günahına ferman bekleyenleri
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Kelime-i şehadet elimdeki sermayem
Dilenciden Sultan’a en kıymetli hediyem
Rızana, rıdvanına kavuşmak bütün gayem
Rahmeti hecelerim huzuruna gelirken

Bu yazıyı paylaş