Sosyal aktörler olarak içtimaî hayatta farklı bağlam ve ortamlarda farklı sosyal rolleri üstleniriz. Aynı kişi, annelik rolünü sürdürürken meslekî hayatında polis ya da ses sanatçısı kimliğiyle var olabilir. Benzer biçimde, bir baba kimi zaman öğretmen, vali veyahut başbakan sıfatıyla toplumda konumlanabilir. Akademik alanda faaliyet gösteren bir aydın, yazar statüsüne sahip olabileceği gibi, ilkokul veya ortaokul mezunu olmayan komşusuyla da eşit düzlemde bir arkadaşlık ilişkisi kurabilir.
Analitik psikolojinin kurucularından Carl Gustav Jung (1875-1961), söz konusu içtimaî rollerimizi “persona” (maske) olarak adlandırır. Latince kökenli “persona” kelimesi hem karakteri gizlemek hem de yansıtmak için kullanılan tiyatro maskesini ifade eder. Ayrıca “rol” ve “karakter” anlamlarını da içerir.1 Jung’a göre persona, bireysel bilinç ile toplum arasındaki karmaşık bir ilişki sistemidir. Bir yandan başkaları üzerinde belirli bir izlenim bırakırken diğer yandan bireyin gerçek doğasını (fıtratını) gizler.2
Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya da abone olunuz.
Abone Ol