
Mağaralar Sonsuz Nura
Gök gözler muhafız, yer gök tek mihenkMağara uykusu vakti girinceThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için

Gök gözler muhafız, yer gök tek mihenkMağara uykusu vakti girinceThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için

Kalemde bir telaş ilim yolunda Mürekkeple hemhâl olmuş sevinir Karanlığa yanacak o nur aşkına Kızıl şafağında yanar harflerin Güneş güfte ister derin uykuda Alfabe benim

Alacakaranlıkta yoldayız, kadın erkek; Bilmiyoruz dur durak ölüm gelinceye dek. Çin’e Maçin’e kadar bu yolculuk sürecek. Söyledi şarkımızı temiz dudaklar, diller; Güftesi gözyaşımız, bestesi iniltiler.

Ey kadim dostum! Hep beraberdik ışıltılı günlerde Gönül koyarak niçin bulunursun ağır sitemlerde? Köprüleri yıkma hemen başa gelen sıkıntılarda Ne bulursun ki aslı olmayan düzmece

vahşetin gözünde sürme vizeler okul sırasında kurşundan bir yük tüter seccadede acı dizeler başında bir bela, yaşından büyük akıl firar etmiş vicdan yad elde nefret

Denizlerden esen ince bir serinlik adıyla beraber girdi şehre; valizine değil, yüreğine saklamıştı kıtaların tuzlu hikâyelerini ve insanlığın kardeşlik visâlini… Uzaklardan geldi; ceplerinde okyanus kokusu,

– Bu şiir; Kalabalıkların arasında kaybolmayanlara Karanlığın içinden geçip aydınlığa ulaşanlara Bir tek O Nur’a tutunup geri kalan her şeyi geride bırakabilenlere… – Dünya yaldızlıydı.

Gözlerin yâ Resûlallah! O simsiyah, elmas gözlerin Gözlerin yâ Resûlallah! O mihrimah, haslardan has gözlerin Vahye mazhar, dâreyne yollar çizen gözlerin Her kilidin şifresi, sırlar

Tükenmez baharı hiçe sığdırdık Çileyi bal ettik bir gül hatrına Gözden kan akardı içe yağdırdık Dilleri lâl ettik gönül hatrına Yurt yuvalar dardı gaybubet gördük

Annemin elleriyle başladı yol, avlunun taşlarına sinmiş bir dua gibi sırtımı okşadı. “Git!” dedi, “Bu yangını söndürmeye değil, aşkını yakmaya git!” Hatta acele davran, koş,

‘Bir’ var için yok olmaya geldinse, güzellikten Çatlayan müşfik üzüm çubuğundan söyle: Varlıkta hiçlik şarabı tatmak nedir? İki kızıl gözbebeğin, aşk deryasına dalarken Alev alev,