Bakışın zümrüt, çehren mehtap n’olur bize de gül,

O derin halinle gel gönüllerimize süzül.

Ey bütün güzelliklere renk ve desen veren gül!

Nefesi canlara can, menendi olmayan bülbül!..

 

İntizar içindeyiz, özleyiş var visâline,

Can vermeye teşne yüz binler tek bir hayaline;

Susamış bütün gönüller dilinin zülâline,

Deyip ettiklerine, tavrına ve ahvâline.

 

Son günlerimizdeyiz, ışığın sönmesin asla,

Yıllar var Sensizlikle geçiyor ömürler yasla;

Kalmadı ruhlarımızda takat bir başka fasla,

Uyar ölü duyguları o semavî âvâzla.

 

Sen gideli o güzel dünya adeta bir zindan,

Bilinmez oldu artık kimler cân ve kimler cânân;

Şimdi gelip gidilen bu dünya karanlık bir han,

Gözlerimizde yaşlar, gönüllerde âh u efgân…

 

Hâk ile yeksân âsârın, kahroluyorum her an,

Tasavvurları aşkın, bütün gönüller perişan;

Sensin bu dertli bendelerine biricik derman,

Sinelerde iç içe sızı, dillerde “el-amân!..”

***