“O, Allah’tan Başka Kimseden Korkmazdı”

Mahatma Gandhi

“Güney Afrika’ya ilk ziyaretim, o ülkedeki bir Müslümana ait bir firmanın işleriyle alâkalıydı. Orada yıllarca Müslüman arkadaşlarla yakın temas kurma ayrıcalığına sahip oldum. Peygamber’in hayatını incelemeyi görev bildim. Bunu Güney Afrika’da yapmaya çalıştım, ama hâlâ yeteri kadar bilgiye sahip değildim. Hindistan’daki hapis hayatım, bana bir fırsat verdi ve böylece Mevlânâ Şiblî’nin Peygamber biyografisini okuma fırsatım oldu.

Okuduklarımdan edindiğim kanaat şu şekildeydi: Peygamber, hakikatin peşindeydi. Allah’tan korkuyordu. Bu konuda size yeni bir şey söylemediğimi biliyorum. Ben sadece onun hayatından nasıl etkilendiğimi anlatıyorum.

Peygamber, sonu gelmeyen zulümlere mârûz kaldı. Cesurdu ve Allah’tan başka kimseden korkmazdı. Sonuçlardan çekinmeyerek doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaptı. Asla bir şey söyleyip başka bir şey yaptığı görülmedi. İçinden geldiği gibi davrandı. Bedelini hesaba katmadan ve halkın kınamasına veya muhalefetine aldırmadan fikirlerini ifade etti. Fakir bir insandı, her şeyden vazgeçti. İsteseydi servet edinebilirdi.”[1]

“Bugün milyonlarca insanın kalbinde tartışmasız bir hâkimiyet kuran birinin hayatının en iyi anlarını öğrenmek istedim. O günlerde İslam’a hayatın içinde bir mevki kazandıran şeyin kılıç olmadığına her zamankinden daha fazla ikna oldum. Peygamber’in zühdü, azamî derecede tevazusu, verdiği sözlere olan ciddi saygısı, arkadaşlarına ve takipçilerine yoğun bağlılığı, gözü pekliği, korkusuzluğu, Allah’a ve davasına olan mutlak güveni; her şeyin üstesinden gelmesini ve her engeli aşmasını sağladı. Biyografisinin ikinci cildini bitirdiğimde, o harika hayat hakkında okuyacak daha fazla şey kalmadığına üzüldüm.”[2]

Dipnotlar

[1] Mahatma Gandhi, Harijan Bandhu, Temmuz 1923.

[2] Mahatma Gandhi, Young India, 23 Eylül 1924.

Bu yazıyı paylaş