Entelektüel Cesaret

“İlim sahibi, cesurca inandıklarını ifade etmekten çekinmiyorsa, işte o gerçek entelektüeldir”[1] (M. Fethullah Gülen). Tarih boyunca birçok ilim insanı hakikati dile getirme cesaretleri nedeniyle çeşitli baskı ve yaptırımlara maruz kalmıştır. Antik Yunan’dan Rönesans Avrupa’sına ve İslam dünyasına kadar farklı coğrafyalarda benzer örneklere rastlanmaktadır. Bu süreçte bazı düşünürler idam edilmiş, bazıları uzun süre hapis veya sürgün hayatı yaşamıştır. Bu durum, hakikati savunmanın çoğu zaman büyük bedeller gerektirdiğini göstermektedir.

Cesaret, birçok antik etikçi tarafından kabul edilen dört temel erdemden biridir ve korkuyu kontrol etmeyi, tehlikeyle başa çıkmayı amaçlayan bir fazilettir.[2] Bu çerçevede kendi döneminde hayatını gençlerin ahlaklı yetişmesine adamış olan Sokrates, ısrarla insanın öncelikle kendini tanıması, iç âleminde derinleşmesi, Yaratıcı’ya ve ruhun ölümsüzlüğüne inanç gibi hakikatler üzerinde durmuştur. İlme aşık insanların çoğunun görgülü ve cesur olduğunu[3] söyleyen filozof, ilmi düşüncelerini açık ve eleştirel biçimde dile getirmiş ve idama mahkûm edilirken dahi fikirlerinden taviz vermemiştir.

This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.

Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya da abone olunuz.

Abone Ol

Bu yazıyı paylaş