“Efendi Hazretleri’nin İngilizce tercümeye bu takdim yazısını yazması beni çok duygulandırdı. Ben bu şerefe nâil olacak bir insan mıydım? Şaşırdım kaldım. Beni bu şerefe nâil ettiği için Allah’a şükrediyorum. Tükenmek üzere olan doksan beş senelik ömrümün, o büyük zâtı görmek, ayaklarına yüzümü sürmek için biraz daha uzamasını Hak’tan niyaz ediyorum. Eğer benim ömrüm vefa etmezse, sana (asistanı) vasiyet ediyorum; sen git benim yerime o zâtın ayaklarına yüzünü sür. Çünkü o mübârek insan, müsamahalı görüşleriyle, dinler arası diyalog kurarak bütün dinleri ve insanları barıştırma gayreti içinde hayatını geçirmektedir. İnsan sevgisinde en üst dereceye varan o büyük zat, o insan-ı kâmil, zamanımızın yaşayan Mevlânâ’sıdır.”1
Bu satırlar, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, Mevlânâ aşığı Şefik Can’ın Hazreti Mevlânâ hakkında yazdığı, “Mevlânâ, Hayatı, Şahsiyeti ve Fikirleri” adlı eserinin İngilizce tercümesine yazdığı takdim yazısına karşılık verdiği cevaptan alınmıştır.
Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya da abone olunuz.
Abone Ol