
Uğur Öztaş: Nesillere Adanmış Bir Ömür
“Bir pazar günüydü. Onu ilk defa İzmir’de bir tiyatro binasının önünde gördüm. Daha önce kendisini gıyaben tanıyordum; sohbetlerini dinlemiş, hakkında anlatılanları duymuştum. Fakat o gün

“Bir pazar günüydü. Onu ilk defa İzmir’de bir tiyatro binasının önünde gördüm. Daha önce kendisini gıyaben tanıyordum; sohbetlerini dinlemiş, hakkında anlatılanları duymuştum. Fakat o gün

“Efendi Hazretleri’nin İngilizce tercümeye bu takdim yazısını yazması beni çok duygulandırdı. Ben bu şerefe nâil olacak bir insan mıydım? Şaşırdım kaldım. Beni bu şerefe nâil

Modern düşünce tarihinde bazı isimler, yalnızca kendi dönemlerini açıklamakla kalmaz, kendilerinden sonraki entelektüel tartışmalar üzerinde de belirleyici bir etki yapar. Demokrasi, kamusal alan ve iletişim

“Bugün aydın nesiller yetiştiren bütün müesseseler; bir dönemde yokluğun bağrına atılan bir küçük çekirdekten meydana gelmiş devasa bir ağaca benzetilebilir. Evet, karanlıkların birbirini takip ettiği

Bir gün birisi kendisine şöyle bir soru sorar: “Abi, Hocaefendi’den ayrılıp Kazakistan’a gitmek sizin için zor olmadı mı? Dakikalarca ağladıktan sonra dudaklarından şu cümleler dökülür:

“Otuz dört sene olan askerlik hayatım boyunca insan olmamın gereği, az çok mâsiyete, fırtına ve dalgalara tutulmuş olduğumu, ahirete ait dinî vazifelerimde pek çok eksiklerimin
“Güney Afrika’ya geldi, yoksulluk ve işsizlikle mücadelemizin parçası oldu. Afrika’daki en muhtaç insanların eğitimine yatırım yaptı. O bana baba, ben de ona kız oldum. Beni

Onu ilk defa İzmir’in Çankaya semtinde bulunan Akyazılı Dershanesinde tanıdım. Takvimler, 1 Haziran 1985’i gösteriyordu. Üniversiteye giriş sınavının ikinci basamağına hazırlanmak için İzmir’e gelmiştim. İmam-hatip

“Bütün hayatı ülkesi ve milleti, ayrıca inanç, düşünce ve ifade hürriyeti başta olmak üzere temel insan hak ve hürriyetleri uğrunda mücadelelerle ve zaman zaman hapishanelerde

Yıl 1993. Nisan ayının ilk günleri ve Ankara’da bir bilgisayar fuarı açılır. Anadolu üniversitesinden biri doçent, diğeri asistan olan iki akademisyen, hazırladıkları bir yazılım ile

Üstad Bediüzzaman’ın bir mektubu şu şekildedir: “Aziz, Sıddık kardeşlerim! Evvelâ: Hadsiz şükrederim ki: Risale-i Nur’un hakikî sahipleri olan müftüler, vaizler, imamlar, hocalardan manevî kahramanlar meydana

“Bir vesileyle Hocaefendi’ye gidecektim. Öncesinde duasını alayım düşüncesiyle kendisini göreyim istedim. Ziyaretimden ziyadesiyle memnun oldu ve ‘Hocama çok selam söyleyin.’ diye ısrar etti. Daha sonra