
Hizmet Ocağı
Annemin elleriyle başladı yol,avlunun taşlarına sinmişThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya

Annemin elleriyle başladı yol,avlunun taşlarına sinmişThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için lütfen giriş yapınız ya

‘Bir’ var için yok olmaya geldinse, güzelliktenÇatlayan müşfik üzüm çubuğundan söyle:This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek

Fazla güzelsiniz, hayli fazla; yaşam sanılan çırpınışa beden, vatan denilen tapuya varis olmak için fazla. Güneş gibi sade, yağmur gibi harc-ı âlem, hava gibi sıradan,

Seyreyleyip bağ bahçeyi, gezer idin gençlik çağı Göz dolduran âlemleri, sezer idin gençlik çağı. Yıldan yıla durmaksızın, eskittiğin her ilkbahar Gül dermeden gülşen geçip tozar

Yalnız adam! Avuçlarında sıkarak zamanları, Affetti birer birer, kendine kötülük yapanları. İnsanlığı yüceltmekti hedefi, düşünerek âtideki ânları, Rabbim kabul etsin yaptığı bütün duaları. Yalnız adam!

Bak şimdi, şu boşluk var ya içimde; Rüzgârın uğultusu, dönerek yankılanan, Bir veda kalmış arkaik sarkıtlarda, Terleyen kristallerde gözyaşı umutlarım… Bak şimdi, şu yıldız seması

Gözyaşların süzülünce ansızın Döküldü damla damla ruhundaki acıların Titredim Bir sızı saplandı yüreğime Silebilseydi ellerim O billur misali damlacıkları Gözlerinin içindeki kırık aynaları Çaresizliğin karanlık

Gülün yaprağında bir derin yırtık Kapanır mı söyle har düştü bugün Aşina sancılar depreşir artık Umudun dağına kar düştü bugün Köz kondu yarama bir dost

Tutsak rüyaların içinden geçip de geldim, Alnımda hâlâ durur o çelik soğukluğu. Umut yakazasıyla âmâ okları çeldim, Gardiyan urbasında mavinin boğukluğu. Kelepçeli bakışlar, koridor uçlarında,