
Kalem Düşmesin
Kalemde bir telaş ilim yolundaMürekkeple hemhâl olmuş sevinirThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için lütfen giriş

Kalemde bir telaş ilim yolundaMürekkeple hemhâl olmuş sevinirThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için lütfen giriş

Alacakaranlıkta yoldayız, kadın erkek;Bilmiyoruz dur durak ölüm gelinceye dek.This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek için lütfen

Ey kadim dostum! Hep beraberdik ışıltılı günlerde Gönül koyarak niçin bulunursun ağır sitemlerde? Köprüleri yıkma hemen başa gelen sıkıntılarda Ne bulursun ki aslı olmayan düzmece

vahşetin gözünde sürme vizeler okul sırasında kurşundan bir yük tüter seccadede acı dizeler başında bir bela, yaşından büyük akıl firar etmiş vicdan yad elde nefret

Denizlerden esen ince bir serinlik adıyla beraber girdi şehre; valizine değil, yüreğine saklamıştı kıtaların tuzlu hikâyelerini ve insanlığın kardeşlik visâlini… Uzaklardan geldi; ceplerinde okyanus kokusu,

– Bu şiir; Kalabalıkların arasında kaybolmayanlara Karanlığın içinden geçip aydınlığa ulaşanlara Bir tek O Nur’a tutunup geri kalan her şeyi geride bırakabilenlere… – Dünya yaldızlıydı.

Gözlerin yâ Resûlallah! O simsiyah, elmas gözlerin Gözlerin yâ Resûlallah! O mihrimah, haslardan has gözlerin Vahye mazhar, dâreyne yollar çizen gözlerin Her kilidin şifresi, sırlar

Tükenmez baharı hiçe sığdırdık Çileyi bal ettik bir gül hatrına Gözden kan akardı içe yağdırdık Dilleri lâl ettik gönül hatrına Yurt yuvalar dardı gaybubet gördük

Annemin elleriyle başladı yol, avlunun taşlarına sinmiş bir dua gibi sırtımı okşadı. “Git!” dedi, “Bu yangını söndürmeye değil, aşkını yakmaya git!” Hatta acele davran, koş,

‘Bir’ var için yok olmaya geldinse, güzellikten Çatlayan müşfik üzüm çubuğundan söyle: Varlıkta hiçlik şarabı tatmak nedir? İki kızıl gözbebeğin, aşk deryasına dalarken Alev alev,

Fazla güzelsiniz, hayli fazla; yaşam sanılan çırpınışa beden, vatan denilen tapuya varis olmak için fazla. Güneş gibi sade, yağmur gibi harc-ı âlem, hava gibi sıradan,